ING raporuna göre, dolar/TL kuru 2026 sonunda 51 TL’ye, 2027’nin üçüncü çeyreğinde ise 57 TL’ye yükselebilir. Euro/TL’de de 2027 itibarıyla 69,6 TL seviyesi bekleniyor. Raporda, Türk lirasındaki değer kaybının jeopolitik riskler ve küresel piyasa belirsizlikleri nedeniyle devam edeceği vurgulanıyor.
Enflasyonda geçici yükseliş sonrası düşüş öngörüsü
Raporda Türkiye’de Şubat ayında gıda fiyatları nedeniyle enflasyonun geçici olarak yükseldiği, Mart ayından itibaren düşüş trendine gireceği belirtiliyor. Ancak Şubat’taki yüksek verilerin, yılın geri kalanı için enflasyonu yukarı çekebileceği ifade ediliyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki olası artışlar enflasyon üzerinde ek baskı oluşturabilir.
Tahminler şu şekilde:
2026 sonunda enflasyon: yüzde 25
2027 üçüncü çeyreğinde: yüzde 19
Mantıksal not: 2026 sonu ve 2027 üçüncü çeyrek enflasyon tahminleri, raporun önceki kısımlarındaki tahminlerle uyumlu görünüyor; çelişki yok.
Petrol fiyatları ve cari açık riski
ENERJİ fiyatlarının Türkiye’nin cari açığı için kritik bir risk oluşturduğu vurgulanıyor. Raporda, Brent petrol fiyatında 10 dolarlık artışın cari açığı 4–5 milyar dolar artırabileceği belirtilmiş. Bu çerçevede 2026 yılı cari açık tahmini 32 milyar dolara revize edildi. Turizm gelirlerinin öngörülen seviyede gerçekleşmesi durumunda cari açığın bu seviyede kalabileceği ifade edildi.
Faiz indirimi temkinli olacak
ING ekonomistlerine göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Mart ayında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutması bekleniyor. Yıl içinde ise kademeli indirimlerle faiz oranının yüzde 30 civarına düşmesi öngörülüyor.
Tahminler şöyle:
2026: yüzde 30
2027 üçüncü çeyrek: yüzde 25
büyüme öngörüsü pozitif
Rapora göre Türkiye ekonomisi önümüzdeki yıllarda kademeli olarak hızlanacak:
2025 son çeyrek büyüme: yüzde 3,4
2026: yüzde 4,4
2027 ikinci çeyrek: yüzde 5
Tahvil piyasasında da 10 yıllık devlet tahvili faizlerinin 2025 sonunda yüzde 28,9’dan 2027’nin üçüncü çeyreğinde yüzde 21,2’ye gerilemesi bekleniyor.
Genel değerlendirme
ING raporu, Türk lirası ve enflasyonda belirgin değişim beklentisi ortaya koyarken, enerji fiyatları ve jeopolitik riskleri önemli risk unsurları olarak öne çıkarıyor. Faiz ve büyüme tarafında ise daha temkinli ve kademeli bir iyileşme öngörülüyor.