ABD Başkanı Donald Trump, savaşın başında neredeyse tüm gemi trafiğine kapatılan boğazın yeniden açılması için İran’a defalarca çağrıda bulundu. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu dar geçit, küresel piyasalar açısından kritik bir konumda bulunuyor.
Trump, son olarak İran’a 6 Nisan’a kadar süre tanıyarak, aksi halde enerji altyapısına yönelik saldırıların gündeme gelebileceğini ifade etti.
“Düşman olmayan gemilere izin verilecek”
İran Dışişleri Bakanlığı, “düşman olmayan” ülkelerin gemilerinin, yetkili İran makamlarıyla koordinasyon sağlanması halinde boğazdan geçebileceğini açıkladı. Buna karşın ABD, İsrail ve “saldırganlığa katılan” ülkelerin gemilerine izin verilmeyeceği vurgulandı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ise savaş sonrası dönemde boğazda yeni bir düzen kurulacağını belirterek, İran’ın egemenlik iddiasını yineledi.
Dar ve stratejik geçit
En dar noktasında yalnızca 21 deniz mili genişliğinde olan Hürmüz Boğazı, İran ve Umman karasuları arasında yer alıyor. Ancak coğrafi yapısı ve İran kıyılarındaki dağlık alanlar, İran Devrim Muhafızları’na geçen gemileri izleme ve hedef alma açısından avantaj sağlıyor.
Eski İngiliz deniz kuvvetleri komutanı Tom Sharpe, boğazı “tehdidin her yönden gelebileceği son derece karmaşık bir geçiş noktası” olarak tanımlıyor.
Gemi trafiği sert şekilde düştü
Çatışma öncesinde günde yaklaşık 135 geminin geçtiği boğazda trafik neredeyse durma noktasına geldi. S&P Global verilerine göre 1–25 Mart arasında yalnızca 116 geçiş gerçekleşti. Bu rakam, Şubat ayının aynı dönemine kıyasla %97’lik düşüşe işaret ediyor.
Geçiş yapan gemilerin büyük kısmının Çin, Hindistan ve Körfez ülkelerine ait olduğu; önemli bir bölümünün ise yaptırım altındaki “gölge filo” kapsamında faaliyet gösterdiği belirtiliyor.
Geçiş için milyon dolarlık ödeme iddiası
Sektör kaynaklarına göre bazı gemiler, güvenli geçiş sağlamak amacıyla İran’a 2 milyon dolara kadar ödeme yaptı. İranlı üst düzey yetkili Alaeddin Boroujerdi de her gemiden bu seviyede ücret alındığını öne sürerek, “su yolunda yeni bir rejim uygulanıyor” dedi.
Kod sistemi ve sıkı denetim
Danışmanlık şirketi EOS Risk Group’a göre süreç, ülkeler arası diplomatik temaslarla başlıyor. Onay alan gemilere bir kod veriliyor ve bu kod boğaza yaklaşırken uluslararası acil frekans üzerinden iletiliyor.
İranlı yetkililer bu süreçte geminin rotasını, yükünü ve mürettebat bilgilerini detaylı şekilde kontrol ediyor. Savaşın başlangıcından bu yana boğazdan geçen yüklerin ABD veya Avrupa’ya gitmediği; ağırlıklı olarak Doğu Asya, Doğu Afrika ve Güney Amerika’ya yöneldiği görülüyor.
Alternatif bayraklar devrede
Bazı gemilerin geçiş kolaylığı sağlamak amacıyla bayrak değiştirerek Pakistan tescili altında faaliyet göstermeye başladığı da iddialar arasında. Diplomatlara göre bu tür uygulamalar, siyasi gerilimi azaltmaya yönelik dolaylı adımlar olarak değerlendiriliyor.
Yaptırımlar ve “gölge bankacılık”
Geçiş ücreti ödenmesi durumunda, şirketlerin ABD ve AB yaptırımlarını aşması gerekiyor. Eski ABD Hazine yetkilisi Claire McCleskey, İran’ın bu tür işlemler için halihazırda küresel bir “gölge bankacılık” ağına sahip olduğunu belirtiyor.
Bu ağ sayesinde İran’ın paravan şirketler üzerinden uluslararası ödemeleri kolaylıkla tahsil edebildiği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre İran’ın güvenlik gerekçesiyle trafiği düzenleme yetkisi bulunsa da, uluslararası hukuk kapsamında “zararsız geçiş hakkını” engellemesi veya ayrımcılık yapması tartışmalı bir durum yaratıyor.
Alternatif yollar gündeme gelebilir
Uzmanlar, İran’ın boğazdan geçen gemilere yönelik “beyaz liste–kara liste” uygulamasına geçmesi halinde, Körfez ülkelerinin boru hatları gibi alternatif güzergâhlara yönelmesinin kaçınılmaz olabileceğini belirtiyor.
Bu durum, uzun vadede Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji ticaretindeki merkezi rolünü zayıflatabilir.