ABD Merkez Bankası'nın (Fed) son toplantısına ilişkin tutanakların ardından yapılan değerlendirmelerde, daha önce piyasaları destekleyen para politikası koşullarının değiştiği ve yatırımcıların daha seçici bir döneme girdiği belirtildi.
Goldman Sachs: Yüksek faiz tüketimi de baskılayabilir
Goldman Sachs, faiz oranlarındaki yükselişin etkilerinin finansal piyasalarla sınırlı kalmayabileceği uyarısında bulundu. Bankaya göre hisse senetlerinde yaşanabilecek değer kayıpları, hanehalkının varlıklarının değerini azaltarak tüketici harcamaları üzerinde de baskı oluşturabilir.
Bu durum, ekonomide "servet etkisi" olarak tanımlanan mekanizmanın tersine işlemesine yol açabilir. Hisse senedi ve konut gibi varlıkların değerindeki artış, tüketicilerin daha fazla harcama yapmasını teşvik ederken, varlık fiyatlarındaki düşüş bunun tersine bir etki yaratabiliyor.
Goldman Sachs analistleri, yükselen faiz oranlarının ekonomik aktivite üzerindeki sonuçlarını daha yakından takip ettiklerini belirtti. Özellikle finansal varlıklardaki olası kayıpların hanehalkı servetini azaltmasının tüketim açısından önemli bir risk oluşturduğu ifade edildi.
10 yıllık tahvil faizi 2002'den bu yana en yüksek seviyede
ABD'de borçlanma maliyetlerinin seyri açısından kritik göstergelerden biri olan 10 yıllık Hazine tahvili faizi de yükselişini sürdürdü. Çarşamba günü yeniden artan getiri, 2002'den bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı.
Tahvil getirilerindeki yükseliş, hisse senetlerinin yatırımcılar açısından cazibesini azaltırken şirketlerin finansman maliyetlerini de artırıyor. Bu durum özellikle yüksek miktarda borçla finanse edilen yatırımlar açısından daha önemli hale geliyor.
Barclays: Borsalardaki yükseliş daha kırılgan
Barclays stratejistleri ise küresel hisse senetlerindeki boğa piyasasının artık daha sınırlı bir destekle ilerlediği görüşünde. Merkez bankalarının para politikasında gevşeme döneminin sona ermesiyle, daha önce hisse senetlerini destekleyen önemli bir unsurun ortadan kalktığı belirtildi.
Emmanuel Cau liderliğindeki stratejistler, buna rağmen ekonomik büyümenin güçlü kalmayı sürdürdüğüne dikkat çekti. Nominal ekonomik büyümenin tahvil getirilerinin üzerinde seyretmesi, gevşek maliye politikaları ve yapay zeka, altyapı ile stratejik özerklik yatırımlarının oluşturduğu sermaye harcamaları döngüsü piyasaları destekleyen unsurlar arasında gösterildi.
Barclays, Avrupa hisse senetlerinin yıl sonuna kadar sınırlı bir yükseliş potansiyeli taşıdığını düşünüyor.
"Bedava öğle yemeği" dönemi sona eriyor
Ancak Barclays'e göre piyasalar için daha kolay dönem geride kalmış olabilir. Merkez bankalarının yeniden sıkılaşmaya yönelmesi halinde hisse getirilerinin zayıflaması ve ekonomik büyümenin yavaşlaması riski bulunuyor.
Banka ayrıca artan sermaye maliyetinin borçla finanse edilen yapay zeka yatırımlarını sınırlayabileceğine ve sektörler arasındaki performans farklarının daha da açılabileceğine işaret etti.
Yükselen tahvil faizlerinin, yatırımcıların hisse senetlerine yönelmesini savunan "hisselere alternatif yok" yaklaşımını da zayıflattığı belirtildi. Faizlerin mevcut seviyelerinde nakdin daha cazip hale geldiği ve hisse senedi risk primlerinin gerilemeye devam ettiği ifade edildi.
Şirket kârları daha belirleyici olacak
Barclays'e göre yeni dönemde şirketlerin kârlılık performansı borsaların yönü açısından daha fazla önem taşıyacak. Yatırım harcamalarındaki artışın şu ana kadar kâr büyümesini desteklediğini belirten banka, Avrupa'da şirket kârlarının 2026'da yüzde 16, 2027'de ise yüzde 10 artmasını bekliyor.
Bu görünüm, yüksek faiz ortamında hisse senetlerindeki yükselişin devam edebilmesi için şirketlerin kâr büyümesini korumasının kritik hale geldiğine işaret ediyor.