CSG'nin yayımladığı ortak açıklamada, dünya ticaretinin yüzde 80'den fazlasının deniz yoluyla gerçekleştirildiğine dikkat çekilerek, deniz taşımacılığındaki aksaklıkların küresel tedarik zincirleri ve ekonomi açısından doğrudan risk oluşturduğu belirtildi.
Grup, denizcilik sektörünün son yıllarda art arda yaşanan krizler nedeniyle daha kırılgan hale geldiğini bildirdi. Kovid-19 salgını, Ukrayna savaşı, Panama Kanalı'ndaki kuraklık ve ABD-İran savaşı, küresel deniz taşımacılığını zorlayan başlıca gelişmeler arasında sıralandı.
Hürmüz'deki kriz emtia fiyatlarını da etkiliyor
Ortadoğu'daki çatışmaların özellikle İran'ın güneyindeki Hürmüz Boğazı ve çevresinde yarattığı gerilimin, küresel deniz taşımacılığında önemli bir darboğaz oluşturduğu ifade edildi.
Deniz ticaretindeki bu sıkışıklığın başta petrol olmak üzere gübre ve diğer emtia fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğu kaydedildi. CSG, farklı ve ayrımcı ticaret politikalarının da mevcut sorunların ekonomik etkilerini daha fazla büyüttüğünü belirtti.
Gruba göre uluslararası deniz taşımacılığının sağlıklı biçimde işlemesi için ülkeler arasında açık, öngörülebilir ve tutarlı kuralların uygulanması gerekiyor. Limanlara ve kritik deniz güzergahlarına gelecekte erişimin nasıl şekilleneceğine ilişkin belirsizliklerin ise şirketlerin uzun vadeli yatırım ve ticaret kararlarını zorlaştırdığı vurgulandı.
Kurallar bölünürse maliyetler artacak
CSG, ülkelerin birbirinden farklı düzenlemeler uygulamaya başlamasının küresel denizcilik sisteminin bütünlüğünü tehdit edebileceği görüşünü paylaştı.
Açıklamada, uluslararası kurallardaki parçalanmanın zamanla piyasalara da yansıyacağı ve bunun şirketler ile tüketiciler açısından daha yüksek maliyet anlamına geleceği belirtildi.
Almanya, Kanada, Japonya, İngiltere, Danimarka ve Güney Kore'nin de aralarında bulunduğu 18 ülkenin oluşturduğu grup, jeopolitik gelişmelerin deniz taşımacılığında geçici dalgalanmalara yol açmakla sınırlı kalmadığını, sektörün faaliyet ortamında daha kalıcı bir dönüşüm yaşandığına işaret etti.
CSG, deniz ticareti güzergahlarının giderek ekonomik ve siyasi baskı unsurlarına dönüşmesinin riskleri artırdığını belirterek, uluslararası işbirliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekti.
Gölge filo küresel sistemi bölüyor
CSG'nin gündeme getirdiği bir diğer önemli risk ise yaptırımları aşmak amacıyla faaliyet gösteren gölge filo oldu.
Yüzlerce gemiden oluştuğu belirtilen bu filonun, standart sigorta, güvenlik ve şeffaflık kurallarının dışında faaliyet göstermesinin küresel tedarik zincirlerindeki parçalanmayı derinleştirdiği ifade edildi.
Grup, gölge filonun yaygınlaşmasının küresel deniz taşımacılığında birbirinden farklı iki sistemin oluşmasına zemin hazırladığını bildirdi. Bu gemilerin şeffaflık ve güvenlik standartlarından uzak çalışmasının hem piyasa risklerini hem de çevresel ve operasyonel tehditleri artırdığı vurgulandı.
CSG'ye göre ortaya çıkan tablo, bir tarafta uluslararası kurallara tabi ve denetlenen, diğer tarafta ise daha az şeffaf ve farklı standartlarla faaliyet gösteren iki kademeli bir denizcilik piyasası yaratıyor. Bu durumun zamanla her iki sistemin güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini aşındırabileceği değerlendirildi.
Uluslararası kurallara bağlılık çağrısı
CSG, denizcilik ülkelerine uluslararası taşımacılığın temel ilkelerini koruma ve mevcut kuralları etkin biçimde uygulama çağrısında bulundu.
Farklı ülkelerde uluslararası düzenlemelerin daha uyumlu şekilde uygulanması ve ortak standartların güçlendirilmesi gerektiğini belirten grup, uluslararası işbirliğinin egemenlikten taviz vermek anlamına gelmediğini savundu.
Açıklamada, küresel denizcilik sistemindeki parçalanmanın daha da derinleşmesinin kritik deniz geçiş noktalarındaki kesinti riskini artıracağı belirtildi. Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin bu riskin somut örneklerinden biri olduğu ifade edilirken, deniz tedarik zincirlerindeki bozulmanın küresel ekonomide de geniş çaplı sonuçlar yaratabileceği vurgulandı.