Çin Ticaret Bakanlığı, AB ile müzakerelerin devam ettiği bir dönemde yeni kısıtlayıcı adımlar atılmasının iki taraf arasındaki güveni zedeleyebileceği uyarısında bulundu. Bakanlığın salı günü geç saatlerde yayımladığı açıklamada, bu tür adımların yürütülen görüşmelerin ilerlemesini de sekteye uğratabileceği belirtildi.
Pekin yönetimi, AB'nin Çinli şirketlere veya ürünlere yönelik olası önlemlerine karşı "kararlı ve güçlü" şekilde karşılık verileceği mesajını verdi.
Brüksel’den Pekin’e sonuç baskısı
AB, Çin ile arasındaki yüksek ticaret açığını azaltmak amacıyla yaz aylarından bu yana Pekin yönetimiyle yoğun temaslar yürütüyor.
AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic, Euronews'e yaptığı açıklamada Çin'in ekim ayına kadar somut sonuçlar ortaya koyması gerektiğini, aksi durumda daha sert önlemlerin gündeme gelebileceğini söyledi. Sefcovic'in gelecek hafta Pekin'i ziyaret etmesi bekleniyor.
Rhodium Group'tan Noah Barkin ise Almanya ve Fransa'nın Avrupa Komisyonu'na sunduğu ortak bir belge üzerinde çalıştığını belirtti. Belge kapsamında, Brüksel'in Çin'i Avrupa pazarından 24 saat içinde tamamen dışlayabilmesini sağlayacak yeni bir ticaret aracının geliştirilmesinin hızlandırılmasının talep edildiği aktarıldı.
Çin Ticaret Bakanlığı'nın son açıklamasının da Avrupa tarafında gündeme gelen ve ABD'nin 301. madde uygulamasına benzetilen bu tür ticaret araçlarına yönelik bir karşı mesaj olduğu değerlendiriliyor.
AB'nin Çin karşısındaki ticaret açığı büyüyor
Çin Gümrük verileri, AB'nin Çin ile ticaretindeki açığın son dönemde ABD ile yaşanan ticaret açığını da aşarak dünyanın en yüksek seviyesine ulaştığını gösteriyor.
Bununla birlikte AB, mal ve hizmet ticareti birlikte değerlendirildiğinde Çin'in en büyük ticaret ortakları arasında yer almayı sürdürüyor. İki taraf arasındaki toplam ticaret hacmi geçen yıl 880 milyar euroya, yaklaşık 1 trilyon dolara ulaştı.
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ise 2020'de yalnızca mal ticareti dikkate alındığında AB'yi geride bırakarak Çin'in en büyük mal ticareti ortağı olmuştu.
Gelecek hafta Pekin'de gerçekleştirilmesi planlanan üst düzey temasların, Çin ile AB arasındaki ticari ilişkilerde gerilimin azaltılması veya yeni kısıtlamaların gündeme gelmesi açısından önemli bir aşama olması bekleniyor.