Kuruluş, yıllık aidatların — başta ABD olmak üzere bazı üyeler tarafından ödenmemesi halinde — temmuz ayına kadar nakit rezervlerinin tükenebileceğini ve mali açıdan ciddi bir kırılganlık oluşabileceğini vurguladı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ocak ayı sonunda üye ülkelere gönderdiği yazıda 2025 yılının rekor seviyede ödenmemiş borçla tamamlandığını açıkladı. Guterres, mevcut mali baskının programların uygulanmasını riske attığını ve önümüzdeki dönemde durumun daha da ağırlaşabileceğini belirtti.
Genel kurul riske girebilir
BM’nin finansal sıkıntısının iki ana kaynağı bulunuyor. Bunlardan ilki, bazı üye ülkelerin zorunlu aidatlarını geç ödemesi ya da hiç ödememesi nedeniyle ortaya çıkan nakit açığı. İkinci neden ise 1945’ten bu yana uygulanan mali kurallar gereği, kullanılmayan bütçe kalemlerinin aidatlar ödenmemiş olsa bile üye ülkelere iade edilmesi zorunluluğu.
BM yetkililerine göre ödenmemiş aidatların yaklaşık yüzde 95’i ABD kaynaklı. Washington yönetiminin kuruluşa yaklaşık 2,2 milyar dolar borcu bulunuyor. Buna ek olarak aktif barışı koruma operasyonları için yaklaşık 1,9 milyar dolarlık ek yükümlülük söz konusu.
Kaynakların tükenmesi halinde New York’taki genel merkezin ağustos ayında faaliyetlerini durdurabileceği, eylülde planlanan Genel Kurul toplantısının da yapılamayabileceği belirtiliyor.
Bütçede en büyük pay ABD ve Çin’de
Alman Kalkınma ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü (IDOS) bünyesinde görev yapan BM finansmanı uzmanı Ronny Patz, kurumun iki ana bütçe üzerinden faaliyet yürüttüğünü aktardı. Buna göre çekirdek bütçe yıllık genel giderleri kapsarken, barışı koruma operasyonları için ayrı bir finansman kalemi bulunuyor.
Bu bütçeler zorunlu aidatlarla karşılanırken, mülteci destekleri ve kalkınma projeleri gibi alanlar ise gönüllü katkılarla finanse ediliyor.
Aidatların ülkelerin ekonomik büyüklüğüne göre belirlendiğini belirten Patz, en yüksek katkı oranının yüzde 22 ile ABD’ye ait olduğunu, Çin’in ise son yıllarda payını yüzde 20 seviyesine çıkardığını söyledi.
Krizin merkezinde geciken ödemeler bulunuyor
Patz’a göre mevcut finansal baskının ana nedeni ABD’nin zorunlu ödemelerini aksatması. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre ABD’nin 2024 bütçesi için ya ödeme yapmadığı ya da oldukça sınırlı katkı sunduğu, benzer tablonun 2025 için de geçerli olduğu belirtiliyor. 2026 yılı ödemeleri konusunda ise henüz netlik bulunmuyor.
Uzman ayrıca Çin’in son yıllarda aidatlarını yıl başında toplu ödemek yerine yıl içine yaymasının da nakit akışını zorlaştırdığını ifade etti.
Yaptırım mekanizması sınırlı kalıyor
BM aidatlarının hukuki açıdan zorunlu olmasına rağmen, ödemeyen ülkelere uygulanabilecek yaptırımlar oldukça sınırlı. Mevcut sistemde en güçlü yaptırım, iki yıl üst üste ödeme yapılmaması halinde Genel Kurul’da oy hakkının askıya alınması.
Ancak Patz’a göre bu mekanizma özellikle ABD gibi büyük katkı sağlayıcı ülkeler üzerinde etkili baskı oluşturamıyor.
Reform ve acil bütçe çağrısı
Uzmanlar, mevcut mali yapının sorunu her yıl yeniden ürettiğini ve özellikle kullanılmayan bütçe kalemlerinin iade edilmesini zorunlu kılan kuralların gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
Patz, ABD’nin ödeme yapmaması ihtimaline karşı, elde kalan kaynaklar üzerinden bir “acil durum bütçesi” hazırlanmasının kısa vadede koruyucu bir adım olabileceğini dile getirdi.