Değerli metal yükseliş serisini üçüncü işlem gününe taşırken, son altı işlem gününün beşinde pozitif performans gösterdi. Altındaki hareketlilikte ABD'den gelen makroekonomik verilerin yanı sıra Orta Doğu'daki çatışmalar ve enerji piyasalarındaki gelişmeler etkili oluyor.
Zayıf istihdam verisi faiz beklentilerini değiştirdi
ABD'de temmuz ayına ilişkin istihdam göstergelerinin iş gücü piyasasında ivme kaybına işaret etmesi, Fed'in faiz artırma ihtimaline yönelik beklentilerin gerilemesine yol açtı.
Getiri sağlamayan altın, özellikle faizlerin düşeceği veya uzun süre düşük seviyelerde tutulacağı beklentilerinden olumlu etkileniyor. Bununla birlikte piyasalar, Fed'in 2026 sonuna kadar en az bir faiz artışı yapabileceği ihtimalini tamamen fiyatlamadan çıkarmış değil.
Bu noktada petrol fiyatlarının seyri de önem taşıyor. Enerji maliyetlerindeki artışın ABD enflasyonunu yeniden yukarı çekebileceği düşüncesi, Fed'in daha sıkı bir politika izleyebileceği beklentisini canlı tutuyor. Böyle bir senaryoda yükselen tahvil faizleri ve dolar, faizsiz bir varlık olan altın açısından baskı unsuru oluşturabilir.
Orta Doğu'daki gerilim güvenli liman talebini canlı tutuyor
Altın fiyatlarındaki yükselişin bir diğer önemli dayanağı küresel jeopolitik riskler. İran savaşı, Hürmüz Boğazı'nın geleceğine ilişkin belirsizlikler ve bölgedeki deniz taşımacılığında yaşanan sorunlar yatırımcıların güvenli liman arayışını güçlendiriyor.
Babülmendep Boğazı çevresindeki ulaşım ve deniz ticaretiyle ilgili riskler de enerji arzına ilişkin endişeleri artırıyor. Enerji piyasalarında arz güvenliğine yönelik kaygıların petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ise küresel enflasyon görünümüne ilişkin soru işaretlerini büyütüyor.
Bu nedenle altın piyasasında iki yönlü bir baskı oluşuyor. Jeopolitik gerilimler değerli metale güvenli liman desteği sağlarken, yükselen petrol fiyatlarının enflasyonu tetiklemesi ve Fed'in daha sıkı para politikasına yönelebileceği beklentisi yükselişin önünde engel oluşturuyor.
Piyasaların gözü ABD enflasyonunda
Altının bundan sonraki seyrinde ABD'den gelecek enflasyon rakamları kritik önem taşıyor. Temmuz ayına ilişkin tüketici fiyatları 12 Ağustos'ta, üretici fiyatları ise 13 Ağustos'ta açıklanacak.
Enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, Fed'in faiz artırabileceği yönündeki fiyatlamaları güçlendirebilir. Bu durumda dolar ve tahvil getirilerindeki yükselişin altın üzerinde baskı oluşturması beklenebilir. Buna karşılık daha ılımlı enflasyon verileri, faiz artışı beklentilerini zayıflatarak değerli metalin yükselişini destekleyebilir.
Ons altında kritik seviyeler
Teknik görünümde ons altının önündeki ilk önemli direnç 4 bin 498 dolar civarında bulunan 200 günlük hareketli ortalama olarak öne çıkıyor. Bunun aşılması halinde 4 bin 515 dolar seviyesi takip edilecek.
Yukarı yönlü hareketin güç kazanması durumunda 4 bin 669 dolar seviyesi gündeme gelebilir.
Olası kâr satışlarında ise 4 bin 400 dolar ilk önemli destek konumunda bulunuyor. Bu seviyenin altında sırasıyla 4 bin 389, 4 bin 297 ve 4 bin 162 dolar seviyeleri izlenecek.
Önümüzdeki günlerde altının yönünü Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentiler, ABD enflasyon verileri, petrol fiyatlarındaki hareket ve Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler birlikte belirleyecek.