Aralık ayı itibarıyla 33 ülkenin resmi iflas verileri incelendiğinde, 25 ülkede yıl başından bu yana iflas sayılarının arttığı görülüyor. Bu ülkelerin 14’ünde ise artışlar çift haneli seviyelere ulaştı.
2025’in son çeyreğine ilişkin geçici verilere göre Batı Avrupa, yıllık bazda yüzde 9 artışla küresel iflaslardaki yükselişe en fazla katkı yapan bölge olmayı sürdürdü. Aynı dönemde Orta ve Doğu Avrupa’da yüzde 15, Asya-Pasifik’te yüzde 7 ve Latin Amerika’da yüzde 4 artış kaydedildi.
Yüksek iflas seviyeleri 2027’ye kadar sürebilir
Allianz Trade ekonomistleri, küresel iflasların önümüzdeki iki yılda da yüksek kalmasını bekliyor. Tahminlere göre iflaslar 2026’da artmaya devam edecek ve böylece üst üste beşinci yıl yükseliş yaşanmış olacak. Artış hızının küresel ortalamada yüzde 3 seviyesine gerilese bile birçok ülke için hâlâ yüksek kabul edileceği belirtiliyor.
2027’de ise iflasların daha geniş bir alana yayılması beklenirken, toplamda sınırlı da olsa yaklaşık yüzde 1’lik bir düşüş ihtimali öngörülüyor. Raporda, özellikle alıcı iflasları ve tedarik zinciri kaynaklı riskler nedeniyle şirketlerin kritik müşteri ve tedarikçilerini yakından izlemesi gerektiği vurgulanıyor.
Büyük şirketler de risk altında
Rapora göre iflas riski sadece küçük ve orta ölçekli şirketlerle sınırlı değil. 2025’in son çeyreğinde 147, yıl genelinde ise 475 büyük ölçekli iflas vakası kaydedildi. Bu tablo, yaklaşık her 18 saatte bir büyük şirket iflası yaşandığı anlamına geliyor.
Cirosu 50 milyon euronun üzerindeki şirket iflaslarında Batı Avrupa, 311 vaka ile ilk sırada yer aldı. Ancak en büyük ölçekli iflasların çoğu ABD ve Çin’de gerçekleşti. Yılın en büyük 20 iflas vakasının 17’si bu iki ülkede görüldü.
Büyük şirketlerin; jeopolitik gerilimler, ticaret düzenindeki değişimler, dijital dönüşüm ve sektör bazlı yapısal değişimler gibi küresel risklere daha fazla maruz kaldığına dikkat çekiliyor. Bu durumun tedarikçiler ve alt yükleniciler üzerinde zincirleme etki yaratabileceği ifade ediliyor.
En çok etkilenen sektörler: hizmet, inşaat ve perakende
Rapora göre iflas sayısı açısından hizmet, inşaat ve perakende sektörleri öne çıktı. Bununla birlikte toplam iflasların yüzde 44’ü makine ve ekipman, otomotiv ve kimya gibi özellikle Avrupa’daki sanayi sektörlerinin zayıflığını gölgede bıraktı.
Büyük iflas vakaları incelendiğinde:
-
Hizmet sektörü özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da 83 vaka,
-
Perakende sektörü 64 vaka,
-
İnşaat sektörü ise özellikle Batı Avrupa ve Asya’da 62 vaka ile en çok etkilenen alanlar arasında yer aldı.
Raporda ayrıca perakende sektörünün büyük iflaslar içinde orantısız şekilde yüksek paya sahip olduğu, hizmet sektörünün ise görece daha düşük temsil edildiği belirtiliyor. Avrupa’da kimya, metal, otomotiv, makine-ekipman, telekomünikasyon, elektronik ve tekstil sektörlerinde de büyük şirket iflaslarının arttığı ifade ediliyor.
İflaslar pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktı
Genel değerlendirmeye göre 2025’te küresel şirket iflaslarının yaklaşık yüzde 6 arttığı tahmin ediliyor. ABD, Brezilya ve Almanya gibi bazı ülkelerde veri gecikmeleri nedeniyle bu oranın revize edilebileceği belirtiliyor.
Ülke bazında en yüksek artışların 2025’te:
-
Hong Kong’da yüzde 45
-
Yunanistan’da yüzde 40
-
İsviçre’de yüzde 40
-
Singapur’da yüzde 27
olması bekleniyor.
Vaka sayısı açısından ise en yüksek rakamların İsviçre, Almanya, İtalya, Fransa ve ABD’de görüleceği tahmin ediliyor.
En büyük düşüşlerin ise Hindistan ve Rusya’da yüzde 24, Kanada’da yüzde 23 ve Hollanda’da yüzde 16 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor.
Rapora göre birçok gelişmiş ekonomide iflaslar, pandemi öncesi yıllık ortalamaların belirgin şekilde üzerine çıktı. Bu tablo özellikle Batı Avrupa ülkelerinde dikkat çekiyor. İsviçre’nin ardından Finlandiya, İsveç ve İspanya öne çıkarken; Asya-Pasifik’te Güney Kore, Hong Kong, Singapur ve Avustralya, Amerika kıtasında ise Kanada ve ABD benzer eğilim gösteriyor.