Arama

Yaklaşık dört aylık İran savaşından sonra ne değişti?

ABD ile İran arasında yaklaşık 100 gün süren savaşın ardından varılan mutabakat, çatışmaları durdursa da tarafların sorunlarını çözmekten uzak görünüyor. Birçok analiste göre ne İran’ın nükleer programı tamamen ortadan kaldırıldı ne de bölgedeki güç dengelerini değiştirecek kalıcı bir sonuç elde edildi. Anlaşmanın kazananı ve kaybedeni ise hala tartışma konusu.

22 Haziran 2026, 10:26

ABD Başkanı Donald Trump 28 Şubat’ta İran’a karşı bir savaş başlatırken, ABD’nin yürüttüğü bu kampanyayı Orta Doğu’yu dönüştürmeye ve kendi ifadesiyle “kötü, radikal bir diktatörlükten” kaynaklanan tehdidi sona erdirmeye yönelik eşi görülmemiş bir adım olarak tanıttı. Yaklaşık 100 gün sonra ABD ile İran savaşı sona erdirmek için nispeten belirsiz bir mutabakat zaptına ulaşmışken, eleştirmenler tam olarak neyin değiştiği konusunda şaşkınlıklarını dile getiriyor. New York Times'ın haberine göre ne savaş ne de anlaşma, ABD ve İsrailli yetkililerin İran’dan kaynaklandığını düşündüğü başlıca tehditleri sona erdirdi. Ülkenin nükleer programı ağır hasar görmüş olsa da ortadan kaldırılmadı ve geleceği ileride yapılacak müzakerelere bırakıldı. Aynı durum, anlaşmada ele alınmayan balistik füzeleri için de geçerli. İran’ın otoriter rejimi, yeni liderlerle de olsa ayakta kaldı. Vekil güçleri bölge için tehdit olmaya devam ediyor. İsrail ile İran destekli Lübnanlı Hizbullah birbirlerine saldırmayı sürdürdü.

20 Haziran Cumartesi günü hala anlaşmanın en önemli kısa vadeli sonucu olarak görülen ve Trump’ın hayati önemde olduğunu söylediği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması bile risk altında görünüyordu. İran ordusu, ABD’nin Lübnan’daki çatışmaları durduramadığını öne sürerek su yolunu yeniden kapattığını açıkladı. ABD ordusu ise buna itiraz ederek, anlaşmada öngörüldüğü gibi boğazın açık kaldığını savundu.

"Ne elde edildi?"

Basra Körfezi güvenlik meseleleri konusunda uzman olan MIT profesörü Caitlin Talmadge, “Bu belge, savaşın ABD’nin yeni bir askeri üstünlüğünü ortaya koyduğu için kabul edilmiş bir anlaşma değil. Bence bu belge, ABD’nin üstesinden gelebileceğinden daha büyük bir işe giriştiği ve daha fazla uzatmak istemediği gerçeğinin sonucu" dedi.  Bunun değerli bir hedef olduğunu söyleyen Talmadge, “Ama bu gerçekten burada ne elde edildiği sorusunu gündeme getiriyor; özellikle de önceki İran nükleer anlaşmasıyla karşılaştırıldığında” diye ekledi.

Hürmüz Boğazı'ndaki etkisini gösterdi

İslam Cumhuriyeti açısından bakıldığında ise ülkenin önemli mali ödüller elde etmesi bekleniyor. Bu somut bir değişiklik ancak mutlaka ABD’nin lehine olan bir değişiklik değil. Tahran için ABD ve İsrail’in yıkıcı saldırılarına dayanmak, karşılık verme ve zarar verme kapasitesini göstermek bir zafer anlamına geliyordu. Nitekim Trump yönetimi dışında, yaşananları en çok övenler İran rejiminin çekirdek kadroları oldu.

İran Parlamentosu Başkanı ve baş müzakereci Muhammed Bakır Galibaf, savaşın İran’a kazandırdığı bir farkındalığı övdü: Dünya petrol arzının beşte birinin geçtiği kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol sayesinde baskı kurabileceğini anlaması. Galibaf devlet televizyonu IRIB’e verdiği röportajda, “Bu daha önce hiç aktive edilmemiş potansiyel bir kapasiteydi. Ama düşmanlarımız bu potansiyeli gerçeğe dönüştürdü" ifadelerini kullandı. 

Mutabakat, gemilerin iki ay boyunca serbest geçişine izin verse de Tahran, daha önce savaş öncesinde bulunmayan bir uygulama olarak geçiş hizmetleri için ücret talep edebileceğini ima etti. Mutabakatın özü, İran’ın devrimin temel ilkelerinden biri olan ABD ve bölgesel müttefiklerine yönelik düşmanlığından vazgeçmesi karşılığında kapsamlı, zaman zaman kademeli ekonomik faydalar elde etmesi. Bunlar arasında ABD deniz ablukasının kaldırılması, Körfez Arap devletleri tarafından oluşturulacak 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonu, dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlığın serbest bırakılması ve tüm Amerikan yaptırımlarının sona erdirilmesi bulunuyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçen hafta gazetecilere anlattığı şekliyle anlaşmanın hedefi, İran’ın 1979 Devrimi’nden bu yana ABD ve bölgenin büyük kısmıyla sürdürdüğü düşmanca ilişkileri dönüştürmeye kadar uzanıyor. Vance, “İnsanlar İranlıların davranışlarını asla değiştirmeyeceğini söylüyor. Belki bu doğrudur ve öyleyse anlaşmanın faydalarından yararlanamazlar. Ama denemeye değmez mi?” dedi. 

Bölge uzmanları ise kuşkulu. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Karim Haggag, Orta Doğu’daki savaşların genellikle daha az değil, daha fazla radikalleşme ürettiğini söyledi. “Gerçek şu ki, bu çatışmanın ardından bölge çok daha güvensiz olacak” yorumunu yaptı. Peki bu anlaşma çeşitli ülkeleri nasıl etkiledi?

Amerika Birleşik Devletleri

Vance, anlaşmanın ABD’nin İran üzerindeki nüfuzunu koruduğunu ve mali ödülleri bir musluk gibi açıp kapatabileceğini söyledi. Ancak birçok uzman buna şüpheyle yaklaştı. Trump’ın İran’a yönelik işgal tabusunu yıktığı doğru. Analistlere göre bunu yaparken Washington’ın İslam Devrimi’nden beri elinde tuttuğu en güçlü aracı, yani güç kullanma tehdidini tüketti. ABD bu aracı kullandı ve hedeflerine ulaşamadı analistlere göre İran’ın çıkaracağı ders de bu olacak.

Örneğin geçen hazirandaki ilk 12 günlük savaşta ABD ordusu, uzun menzilli bombardıman uçakları göndererek İran’ın nükleer tesislerini büyük ölçüde enkaz altında bıraktı ve nükleer programın uzun vadeli sürdürülebilirliği üzerinde ciddi soru işaretleri oluşturdu. Talmadge’e göre daha sonraki savaş ise tam tersini yaptı çünkü Trump daha fazla tırmanmaya karşı geri adım attı. “ABD bazı açılardan sahip olduğu kozları zayıflattı” dedi. Aynı zamanda İran’ın bölgedeki Amerikan askeri üslerine yönelik saldırıları büyük hasara yol açtı ve bu üslerin dokunulmaz olduğu algısını sarsarak ABD’nin başka bir nüfuz unsurunu da zayıflattı. Mutabakat ayrıca, belirtilmeyen Amerikan kuvvetlerinin 30 gün içinde İran’ın “yakın çevresinden” çekilmesini öngören bir hüküm içeriyor.

İran

Savaş büyük yıkıma yol açtı. Bildirilen sivil can kaybı sayısı 1.700’e ulaştı. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, onlarca üst düzey askeri komutanla birlikte öldürüldü ve ülkenin hava savunmasının zayıf olduğu ortaya çıktı. Askeri ve sanayi altyapısının yeniden inşası yüz milyarlarca dolara mal olacak. Enflasyon hızla yükseliyor ve yüksek işsizlik toplumsal huzursuzluğu körükleyebilir. Ancak “Wars of Ambition: The United States, Iran, and the Struggle for the Middle East” kitabının yazarı Afshon Ostovar’a göre hükümetin dayanıklılığı, “İran’ın kendi güvenliğine ilişkin algısını yeniden canlandırdı.” Analistler, İran’ın ABD ve müttefiklerine yönelik düşmanlığını daha yüksek refah karşılığında terk edeceği fikrinin bir kumar olduğunu belirtiyor çünkü ülke şimdiye kadar neredeyse her zaman çatışmayı tercih etti.

İsrail

İsrail savaşa, İran’ı en az bir nesil boyunca etkisiz hale getireceği inancıyla girdi. Bunun yerine, müttefiki ABD tarafından kendi hedeflerini göz ardı eden bir anlaşmayla kenara itildiğini gördü. Dahası, Lübnan’daki saldırı özgürlüğü de sınırlandı. Trump ayrıca yaklaşan İsrail seçimleri öncesinde ülkenin Başbakan Binyamin Netanyahu’yu defalarca küçümseyici ifadelerle eleştirerek, gergin bir dönemde ABD-İsrail ilişkilerindeki nadir görüş ayrılıklarını gözler önüne serdi. İsrail'in eski istihbarat subayı ve İran uzmanı Danny Citrinowicz’e göre mutabakat İsrail açısından bir felaket. “Bu, İran’a yönelik tüm stratejimizin çöküşü anlamına geliyor” dedi.

Lübnan

Analistlere göre Lübnan, mutabakatın en zayıf halkası. Hizbullah, ülkeyi iki yıkıcı savaşa sürükleyerek çoğunluğu destekçilerinin önemli bir bölümünü kendisinden uzaklaştırdı. Ülkenin Sağlık Bakanlığı verilerine göre bu yılki şiddet olaylarında yaklaşık dört bin sivil dahil olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Yeniden inşa için İran’dan yeterli mali destek gelmemesi halkın öfkesini artırdı. Ancak analistlere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hizbullah’ın askeri kapasitesini yeniden oluşturmak için yoğun çaba harcıyor ve Tahran’a vaat edilen yeniden inşa fonlarının bir kısmı gruba aktarılabilir. Bu da Hizbullah’a anlaşmaya uyması için teşvik sağlıyor. Hem Trump hem de Vance, Lübnan’da belirli ölçüde şiddetin devam edebileceğini kabul etti ancak bunun ne kadarının bir Amerikan müdahalesini tetikleyeceği belirsiz.

Körfez Ülkeleri

Altı Arap Körfez ülkesi, İsrail ile İran arasındaki uzun süredir devam eden çekişmede tarafsız kalmayı umuyordu. Ancak İran’ın boğazı kapatması ve petrol altyapılarına yönelik saldırıları ekonomik çalkantılara yol açtı. Amerikan önleme sistemleri en ağır hasarı önlemiş olsa da savaş, Körfez ülkelerini güvenlik konusunda ABD’ye bağımlılıklarını yeniden değerlendirmeye zorladı. Şimdi ise İran’a uzanan bir “altın köprüden” söz ediliyor: Yaptırımlar altında mümkün olmayan karşılıklı yatırımlar. Kuveyt Üniversitesi tarihçisi Bader Al-Saif, “Birbirimizden faydalanabilir, çıkarlarımızı iç içe geçirebiliriz; böylece savaşa geri dönmenin maliyeti yükselir. Eğer Kuveyt'te bana ait bir İran fabrikası varsa, bize saldırmadan önce iki kez düşünürler, değil mi?” dedi. 

Genel olarak ise mutabakatın somut değişiklikler açısından oldukça sınırlı olduğu görüşü yaygın. Washington’daki Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde konuşan Orta Doğu analisti Paul Salem, “ABD’nin elindeki başlıca kozları ortadan kaldırmasından sonra nükleer konuda büyük ilerleme kaydedileceğine şüpheyle yaklaşıyorum. Bu yüzden bir bakıma, bu anlaşma çok uzun ve yıkıcı bir savaşın sonunda ortaya çıkan pek de anlamlı olmayan bir sonuç gibi görünüyor" değerlendirmesini yaptı. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok