;
Arama

Trump’tan Barış Kurulu hamlesi: Rusya ve İsrail davet edildi

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’ye yönelik planını hayata geçirmek ve küresel krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmek amacıyla kurduğunu açıkladığı “Barış Kurulu” için yeni davetler gönderdi. Washington kaynaklarına göre Rusya ve İsrail, son davet alan ülkeler arasında yer alıyor. Girişim, daha ilan aşamasında uluslararası arenada tansiyonu yükseltmiş durumda.

20 Ocak 2026, 10:34

Trump, kurulun Gazze’nin silahsızlandırılması ve yeniden inşasını denetleyeceğini, aynı zamanda farklı coğrafyalardaki çatışmalara çözüm üretmeyi hedeflediğini söylüyor. Ancak davet edilen ülkeler ve planlanan yapı, henüz netleşmeden yoğun eleştirilerin odağına girmiş durumda.

Ukrayna savaşı gölgesinde Putin’e davet

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e davet gönderildiği Kremlin tarafından doğrulandı. Moskova yönetimi, teklifin ayrıntılarını incelediklerini açıkladı. Davetin zamanlaması ise dikkat çekiyor. Rusya, Ukrayna’da yaklaşık dört yıldır süren savaş nedeniyle Batı ile ciddi bir gerilim yaşıyor.

Putin geçmişte Trump’ın bazı ateşkes girişimlerine olumlu yaklaşmıştı. Ancak Gazze konusunda Rusya ile İsrail arasındaki ilişkiler son dönemde belirgin biçimde zayıfladı. Bu nedenle Moskova’nın Barış Kurulu’na katılıp katılmayacağı belirsizliğini koruyor. Olası bir katılım, girişimin uluslararası ağırlığını artırabilir; reddedilmesi ise planın sınırlarını gözler önüne serebilir.

Netanyahu daveti doğruladı, Tel Aviv mesafeli

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi de davetin alındığını teyit etti. Buna karşın katılım konusunda net bir tutum açıklanmadı. İsrail hükümeti içinden gelen ilk sinyaller, kurulun yapısına yönelik ciddi çekinceler bulunduğunu gösteriyor.

Netanyahu’ya yakın kaynaklara göre, Gazze Yürütme Kurulu olarak tasarlanan alt yapının İsrail makamlarıyla yeterince koordine edilmediği düşünülüyor. Resmî açıklamalarda bu durum eleştirilirken, perde arkasında İsrail yönetiminin süreçten tamamen habersiz olmadığı da dile getiriliyor. ABD’li yetkililerin “Bu Washington’un projesi” yaklaşımı ise iki ülke arasındaki güç dengesini yeniden tartışmaya açmış durumda.

Fransa mesafesini koruyor: BM’nin rolü sorgulanıyor

Trump’ın davet gönderdiği ülkelerden biri de Fransa oldu. Ancak Paris yönetiminin daveti reddetmeye hazırlandığı belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yakın çevreler, planın yalnızca Gazze’yi değil, Birleşmiş Milletler’in temel işleyişini de tartışmaya açtığını savunuyor.

Fransız yetkililere göre önerilen yapı, BM’nin yetkilerini gölgede bırakabilecek nitelikte. Bu nedenle mevcut koşullarda girişime destek verilmesi düşünülmüyor. Fransa’nın bu tutumu, Avrupa ülkelerinin ortak bir çizgi oluşturup oluşturamayacağı sorusunu da gündeme getiriyor.

Barış Kurulu nasıl tasarlanıyor?

Trump’ın geçen yıl duyurduğu 20 maddelik plan, üç katmanlı bir yapıya dayanıyor. En üstte, Trump’ın başkanlık edeceği Barış Kurulu bulunuyor. Kurulda ABD ve Avrupa’dan tanınmış siyasi isimlerin yer alması öngörülüyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, öne çıkan isimler arasında gösteriliyor.

Alt kademelerde ise Gazze’nin idari ve yerel yönetimine yönelik bir yapı planlanıyor. Ancak Filistinli temsilcilerin bu sistemde yalnızca sınırlı ve yerel rollerle yer alması dikkat çekiyor. Hukukçular ve insan hakları savunucuları, bunun Filistinlilerin siyasi iradesini dışlayan bir yaklaşım olduğu görüşünde.

İsrail içinde sert itirazlar

İsrail hükümetindeki en sert eleştirilerden biri Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’ten geldi. Smotrich, Trump’ın rehine takası girişimlerine teşekkür ederken, Gazze planının İsrail açısından “zararlı” olduğunu savundu ve tamamen iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

Smotrich, savaş sonrası planlamayı koordine eden Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nin kapatılmasını istiyor. Bu merkezde Mısır ve İngiltere gibi ülkelerden personel bulunmasının İsrail’in güvenliğini zayıflattığını öne sürüyor. Ayrıca Hamas’a kısa bir süre tanınmasını, silahsızlanma gerçekleşmezse Gazze’nin doğrudan İsrail kontrolüne alınmasını savunuyor. Türkiye ve Katar gibi ülkelerin süreçte rol almasına da açıkça karşı çıkıyor.

Sahadaki gerçekler ve plan arasındaki uçurum

Beyaz Saray, planın “ikinci aşamaya geçtiğini” açıklasa da sahadaki durum bu söylemi desteklemiyor. Hamas, İsrail’in özellikle Refah Sınır Kapısı ve geçici barınma konularında verdiği sözleri tutmadığını savunuyor. İsrail ise Hamas’ın yükümlülüklerini yerine getirmediğini öne sürüyor.

Karşılıklı suçlamalar, Barış Kurulu fikrinin sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüştüğü sorusunu güçlendiriyor. Gazze’de bombardıman ve abluka sürerken, dış aktörlerin ağırlıkta olduğu bir barış mekanizmasının etkili olup olamayacağı belirsizliğini koruyor.

Tartışmalı girişimin geleceği

Putin’e yapılan davetin akıbeti, Fransa’nın net mesafesi ve İsrail içindeki sert muhalefet, Trump’ın girişimini küresel ölçekte tartışmalı bir başlık haline getirmiş durumda. Eleştirmenler, farklı çatışmaların taraflarını aynı çatı altında toplamanın barıştan çok yeni gerilimler yaratabileceğini savunuyor.

Özellikle Filistinlilerin sürecin merkezinde yer almaması, planın meşruiyetini zayıflatan en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Gazze’de yaşayan siviller için günlük hayat, diplomatik projelerden çok daha sert gerçeklerle şekillenmeye devam ederken, “Barış Kurulu”nun gerçekten barış getirip getirmeyeceği sorusu giderek daha yüksek sesle soruluyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok