;
Arama

Trump’ın ikinci döneminde ilk yılı: Yetkileri genişledi, desteği azaldı

Donald Trump, ABD Başkanlığı görevine döneli bir yıl oldu. ABD Başkanı ilk yılının ardından her zamankinden daha az kısıtlamayla tüm gücünü kullanıyor. Ancak Trump ABD’deki yüksek fiyatları düşürmeye çalışırken kasım ayındaki kongre seçimleri Cumhuriyetçiler için zor geçecek.

19 Ocak 2026, 16:44

ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta başkanlık yetkilerini genişleten ve Amerika’nın dünyayla ilişkilerini yeniden şekillendiren yıldırım hızındaki politika hamlelerinin ardından Beyaz Saray’a dönüşünün birinci yılını dolduruyor. Son haftalarda Trump, Minnesota’da yasa dışı göçe karşı daha sert baskı emri verdi; bu operasyon, silahsız bir kadın sürücünün bir federal ajan tarafından vurularak öldürülmesiyle sonuçlandı. Ayrıca Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoymak için bir askeri baskını yönetti, Grönland’ı ele geçirme yönündeki tartışmalı planını yeniden gündeme getirdi, İran’ı bombalamakla tehdit etti ve Fed Başkanı Jerome Powell hakkında yürütülen bir cezai soruşturmaya ilişkin endişeleri önemsemedi.

Tek denetim ‘kendi ahlakı’

Trump geçen hafta Oval Ofis’te Reuters’a verdiği röportajda, Powell hakkındaki soruşturmanın olası ekonomik sonuçları sorulduğunda, “Umurumda değil” dedi. Trump, 7 Ocak’ta New York Times’a yaptığı açıklamada ise, başkomutan olarak yurt dışında askeri saldırılar başlatması üzerindeki tek denetimin “kendi ahlakı” olduğunu söyledi.

Birlikte ele alındığında, Trump’ın bu açıklamaları, başkanlığın esas olarak kurumsal denetimlerle değil, kendi muhakemesiyle sınırlı olduğu bir başkanlık anlayışını ortaya koyuyor. Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Trump’ın ilk içgüdüsünün diplomasi olduğunu ve tüm kararlarını dikkatle aldığını söyledi. Ancak Kelly, Trump’ın tüm seçenekleri masada tuttuğunu ve hem Maduro için ABD ordusunu Venezuela’ya göndermeye hem de geçen yıl üç İran nükleer tesisini bombalamaya, “her iki tarafın da ciddi şekilde müzakere etmeyi başaramamasının ardından” karar verdiğini ekledi.

Trump, 20 Ocak 2025’te ikinci dönemi için Beyaz Saray’a zaferle döndüğünde ekonomiyi, bürokrasiyi, göç politikasını ve ABD’nin kültürel yaşamının büyük bir bölümünü yeniden şekillendirme sözü verdi. Bu gündemin büyük kısmını hayata geçirdi ve modern ABD tarihinin en güçlü başkanlarından biri haline geldi.

Destekçileri azalıyor

Bir daha aday olamayan tüm ABD başkanları gibi Trump da ikinci yılında gücünün neredeyse kaçınılmaz biçimde azalmasıyla karşı karşıya. Oldukça sevilmeyen bir figür olmayı sürdürüyor: giderek artan sayıda Amerikalı, ekonomiyi yönetme biçiminden memnun değil ve öncelikleri konusunda endişe duyuyor. Ancak görüşler derin biçimde kutuplaşmış durumda ve çekirdek destekçileri arasında hala ciddi bir desteğe sahip.

Geçen hafta yapılan bir Reuters/Ipsos anketine göre Trump’ın onay oranı yüzde 41; ABD’li yetişkinlerin yüzde 58’i ise performansını onaylamıyor. Bu oran genel olarak ABD başkanları için düşük ancak Trump’ın ikinci döneminin en düşük seviyesi değil. Demokrat stratejist Alex Floyd, “Trump’ın hukukun üstünlüğünü ya da temel denge ve denetim mekanizmalarını tamamen hiçe sayması, Amerikalıları her açıdan daha güvensiz hale getirdi” dedi ve seçmenlerin Cumhuriyetçileri, kendi ifadesiyle “kanunsuz davranışlar” nedeniyle cezalandırabileceğini ekledi.

Trump Reuters’a verdiği röportajda, Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki seçimlerde Kongre üzerindeki kontrolü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu kabul ederek, tarihin ara seçimlerde başkanın partisinden yana olmadığını söyledi. Daha önce Cumhuriyetçi milletvekillerine hitaben yaptığı bir konuşmada ise, Kongre’deki kontrolü elde tutmak için mücadele etmeleri gerektiğini, aksi takdirde Temsilciler Meclisi’nde güçlenen Demokrat çoğunluğun kendisini üçüncü kez azledeceğini söylemişti.

1930’lardan bu yana en güçlü başkan

Trump, Beyaz Saray’a dönüşünün ilk yılında federal sivil işgücünün boyutunu küçülttü, devlet kurumlarını dağıttı, bazılarını kapattı, yabancı ülkelere yönelik insani yardımları kesti, kapsamlı göç baskınları ve sınır dışı etmelere onay verdi ve Demokratların yönettiği şehirlere Ulusal Muhafız birlikleri gönderdi.

Ayrıca çoğu ülkeden gelen mallara gümrük vergileri uygulayarak ticaret savaşlarını tetikledi, devasa bir vergi ve harcama kesintisi yasasını geçirdi, siyasi rakiplerini yargılattı, bazı aşılara erişimi iptal etti ya da kısıtladı ve üniversitelere, hukuk bürolarına ve medya kuruluşlarına saldırdı.

Göreve geldiği ilk gün Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını bitirme sözü vermesine rağmen Trump, bir barış anlaşmasına yönelik çok az ilerleme kaydetti. Buna karşın sekiz savaşı sona erdirdiğini iddia ediyor ancak bu iddia, söz konusu sıcak noktaların birçoğunda çatışmaların halen sürmesi nedeniyle geniş çapta tartışmalı. Tarihçiler ve analistlere göre, tüm modern başkanlar başkanlık yetkilerini genişletmeye çalıştı ancak Trump bu yıl yürütme gücünü daha önce nadiren görülen bir hızda artırdı. Bunu, karar alma süreçlerini Kongre’den alıp Beyaz Saray’a kaydıran başkanlık kararnameleri ve olağanüstü hal ilanları yoluyla yaptı.

ABD Yüksek Mahkemesi’ndeki muhafazakar çoğunluk büyük ölçüde Trump’ın yanında yer aldı ve Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Kongre onu durdurmak için çok az şey yaptı. Ayrıca ilk döneminin aksine Trump, sadık isimlerle doldurulmuş kabinesi üzerinde tam kontrole sahip. Başkanlık tarihçisi Timothy Naftali, Trump’ın ikinci döneminde, Franklin Roosevelt’ten bu yana herhangi bir başkandan daha az kısıtlamayla güç kullandığını söyledi.

Analistler ve parti stratejistleri, Trump’ın seçmenleri yüksek yaşam maliyetleriyle ilgili sıkıntılarını anladığına ikna etmekte zorlanmasının, bazı Cumhuriyetçi milletvekillerini kasım ayında koltuklarını korumak amacıyla ondan uzaklaşmaya itebileceğini söylüyor. Danışmanlar, Trump’ın bu yıl sık sık seyahat ederek ekonomik gündemini tanıtacağını ve Kasım ayında oy pusulasında yer almasa bile seçmenleri yüksek fiyatları düşürmeye yönelik bir planı olduğuna ikna etmeye çalışacağını belirtiyorlar. Ancak son haftalardaki ekonomik konuşmaları sıklıkla dağınıktı. Ayrıca dış politikaya yoğun biçimde odaklanmayı sürdürdü. Mesaj disiplinindeki bu eksiklik, bazı Cumhuriyetçi stratejistleri ve adayları endişelendiriyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok