Arama

Trump'ı nasıl etkiledi? Zuckerberg’in Washington’daki yükselişinin perde arkası

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Donald Trump yönetimiyle ilişkilerini güçlendirerek Washington’daki etkisini artırdı. Yapay zeka düzenlemelerinden siyasi bağışlara uzanan bu yakınlaşma, Meta’ya avantaj sağlarken şirketin rakiplerinin desteklediği düzenleyici adımların önüne geçilmesinde de rol oynadı.

10 Ekim 2026, 09:00

Geçen ay Beyaz Saray’da düzenlenen yapay zeka toplantısında Zuckerberg, dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinin yöneticileriyle birlikte yer aldı. Toplantıda, yapay zeka sistemlerinin güvenlik risklerinin izlenmesi ve yönetilmesine yönelik bir anlaşma imzalandı. Zuckerberg, toplantının ardından bu gelişmeyi “tarihi” olarak nitelendirdi.

Meta CEO’sunun Washington’daki yükselişi yalnızca bu toplantıyla sınırlı değil. Trump yönetimiyle kurduğu ilişkiler sayesinde Zuckerberg, yapay zeka alanında bağımsız bir düzenleyici kurum oluşturulmasına yönelik önerinin karşısında da konum aldı. Beyaz Saray’ın, Meta’nın genç kullanıcıların güvenliğiyle ilgili bir Senato oturumunda Zuckerberg yerine Instagram Başkanı Adam Mosseri’nin ifade vermesi yönündeki süreçte etkili olduğu da belirtiliyor.

Bu tablo, Trump’ın geçmişte kendisini hapse göndermekle tehdit ettiği Zuckerberg’in siyasi konumundaki değişimi gözler önüne seriyor. Bir dönem siyasetle arasına mesafe koyduğu öne sürülen Meta CEO’su, bugün ABD yönetiminin teknoloji politikalarında etkili isimlerden biri haline geldi.

Trump ile ilişkiler yeniden kuruldu

Zuckerberg’in Washington’daki etkisinin artması, ABD yönetiminin yapay zeka politikalarını belirlemeye çalıştığı ve teknoloji şirketlerinin güvenlik konusundaki sorumluluklarının tartışıldığı bir döneme denk geliyor. Meta da bir yandan hızla gelişen yapay zeka sektöründe konumunu güçlendirmeye çalışırken diğer yandan platformlarının gençler üzerindeki etkisine ilişkin eleştirilerle karşı karşıya.

Şirketin Trump yönetimi ve Cumhuriyetçi siyasetçilerle ilişkilerini geliştirme çabası ise uzun yıllara dayanıyor. Konuya yakın kaynaklara göre Zuckerberg, Trump ile düzenli temas kurdu, Washington’a sık sık ziyaretler gerçekleştirdi ve başkanın çevresindeki etkili teknoloji yöneticileriyle ilişkilerini güçlendirdi. Meta CEO’sunun, Trump’ın yapay zeka teknolojilerinin hızlı gelişimine yönelik desteğini pekiştirmede de rol oynadığı belirtiliyor.

Trump’ın, Zuckerberg’in son yıllarda geçirdiği fiziksel değişimi de takdir ettiği aktarılıyor. Daha önce kapüşonlu sweatshirtleriyle tanınan Zuckerberg, bugün jiu-jitsu yapan, kaslı görünümü ve profesyonel stil danışmanlarıyla çalışmasıyla öne çıkan bir milyarder. Haziran ayında Trump ile Beyaz Saray’ın bahçesinde UFC karşılaşması izleyen isimler arasında da yer aldı.

Teknoloji danışmanı ve Meta’nın eski kamu politikaları direktörü Katie Harbath, Zuckerberg’in, Elon Musk’ın 2024 seçimleri öncesinde Trump’ı desteklemesinin ardından yönetim üzerindeki etkisini gözlemlediğini söyledi. Harbath’a göre Zuckerberg, Meta’nın da benzer bir etki kazanabilmesi için Trump yönetimiyle ilişkilerini yeniden kurması gerektiğini gördü. Beyaz Saray’daki yapay zeka toplantısı da bu çabanın sonuç verdiğini gösteren önemli bir işaret oldu.

Trump geçmişte Zuckerberg’i hapisle tehdit etmişti

Zuckerberg, 2010’ların başında Silikon Vadisi’ndeki birçok teknoloji yöneticisi gibi dönemin ABD Başkanı Barack Obama ile yakın ilişkiler kurmuştu. Ancak sonraki yıllarda hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat siyasetçiler, Facebook ve Instagram’daki içeriklerin yönetimi ve platformların toplumsal etkileri nedeniyle Meta’yı eleştirmeye başladı.

6 Ocak 2021’de ABD Kongre Binası’na düzenlenen saldırının ardından Zuckerberg, şiddetin yayılmasını önleme gerekçesiyle Trump’ın Facebook ve Instagram hesaplarını geçici olarak askıya aldı. Trump ise bu karara sert tepki göstererek Zuckerberg’i kendisine karşı komplo kurmakla suçladı ve hapisle tehdit etti.

2024 başkanlık seçimleri öncesinde de Trump, seçimlere müdahale ettiğini düşündüğü kişilerin cezalandırılacağını söyledi. Temmuz 2024’te Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda Zuckerberg’i hedef alarak tehditlerini yineledi.

Ancak Trump’ın Pensilvanya’daki bir seçim mitinginde uğradığı suikast girişiminden kurtulmasının ardından iki isim arasındaki söylem değişmeye başladı. Zuckerberg, Trump’ın saldırı sonrasında ayağa kalkıp Amerikan bayrağı eşliğinde yumruğunu kaldırmasını hayatında gördüğü en etkileyici görüntülerden biri olarak tanımladı. Bununla birlikte 2024 seçimlerinde herhangi bir adayı desteklemeyeceğini açıkladı.

Haftalar sonra Trump da Zuckerberg’e yönelik tutumunun değiştiğini belirterek kendisini artık daha fazla beğendiğini söyledi.

Meta, Cumhuriyetçilerle ilişkilerini güçlendirdi

Trump’ın seçim zaferinin ardından Silikon Vadisi’ndeki çok sayıda teknoloji yöneticisi yeni yönetimle yakınlaşmaya çalıştı. Zuckerberg ve Meta da Cumhuriyetçi Parti ile ilişkileri onarmak ve yönetimin teknoloji politikalarında söz sahibi olmak için adımlar attı.

Zuckerberg, Trump’ın yeniden seçilmesinden birkaç hafta sonra Florida’daki Mar-a-Lago malikanesini ziyaret etti. Meta daha sonra Trump’ın yemin töreni için 1 milyon dolar bağışladı. Bu katkı, Zuckerberg’in törene katılan diğer teknoloji yöneticileriyle birlikte ön sıralarda yer almasına eşlik etti.

Şirket, Trump’ın Beyaz Saray’da yeni bir balo salonu inşa etme projesinin ilk büyük finansörleri arasında da yer aldı. Meta ayrıca Trump’ın şirketin platformlarından uzaklaştırılması nedeniyle açtığı davayı sonuçlandırmak için yaklaşık 25 milyon dolar ödemeyi kabul etti. Bu tutarın büyük bölümünün Trump’ın gelecekteki başkanlık kütüphanesine aktarılması öngörüldü.

Meta’nın yönetim kadrosundaki değişiklikler de siyasi ilişkilerin yeniden şekillenmesinde etkili oldu. Şirket, uzun yıllar Cumhuriyetçi siyasette görev yapan Joel Kaplan’ı 2025’te küresel ilişkilerden sorumlu üst düzey yönetici olarak atadı. Kaplan, bu görevde daha önce Meta’nın küresel ilişkilerini yöneten Nick Clegg’in yerini aldı.

Meta’nın içerik denetimi politikalarında yaptığı değişiklikler de Cumhuriyetçilerle ilişkilerin geliştirilmesine yönelik adımlar arasında gösterildi. Şirket, muhafazakarların platformlarda sağ görüşlerin sansürlendiği yönündeki eleştirilerinin ardından bazı denetim uygulamalarını gevşetti.

Zuckerberg ayrıca, Trump’ın ilk başkanlık döneminde ulusal güvenlik danışman yardımcılığı yapan Dina Powell McCormick’i Meta’nın yönetim kuruluna aldı. Trump ve çevresiyle yakın ilişkilerini sürdüren Powell McCormick’in, şirket ile yönetim arasındaki temasların geliştirilmesinde önemli rol oynadığı belirtiliyor.

Trump, geçen hafta yapay zeka üzerine yaptığı konuşmada Powell McCormick’i överek bu atamayı isabetli bir karar olarak değerlendirdi.

Zuckerberg, Senato oturumundan kurtuldu

Trump yönetimiyle geliştirilen ilişkilerin Meta açısından somut sonuçlarından biri, gençlerin çevrimiçi güvenliği konusunda planlanan Senato oturumu oldu.

Senato Yargı Komitesi, teknoloji şirketlerinin yöneticilerini gençlerin güvenliği hakkında ifade vermek üzere çağırmayı planlıyordu. Ancak konuya yakın iki kaynağa göre komite başkanı Cumhuriyetçi Senatör Chuck Grassley, Zuckerberg’i çağırma planından vazgeçerek Instagram Başkanı Adam Mosseri’nin ifadesini istemeye yöneldi. Beyaz Saray’ın bu süreçte müdahalede bulunduğu belirtiliyor. Oturum ise birkaç kez ertelendi ve henüz kesin bir tarihe bağlanmadı.

Zuckerberg’in yapay zeka politikalarında da yönetim üzerinde etkili olmaya çalıştığı aktarılıyor. CNN’e konuşan bir kaynağa göre Meta CEO’su, Google’ın yapay zeka çalışmalarını yöneten Demis Hassabis’in desteklediği bağımsız bir yapay zeka düzenleyicisi kurulması önerisine karşı Trump’a doğrudan görüş bildiren isimler arasındaydı.

Bu yaklaşım, Meta’nın yapay zeka alanında daha sıkı düzenlemeler getirilmesine karşı çıkan tutumuyla örtüşüyor.

Yapay zeka anlaşmasında Zuckerberg ve Huang etkisi

Zuckerberg’in Washington’daki etkisinin en görünür örneklerinden biri, geçen ay Beyaz Saray’da düzenlenen yapay zeka toplantısı öncesinde yaşandı.

Çin Devlet Yemeği sırasında Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın yanında oturan Zuckerberg’in, teknoloji sektörünün ve Washington’ın gündemindeki yapay zeka düzenlemelerini ele aldığı belirtildi. Meta CEO’sunun Nvidia CEO’su Jensen Huang ile görüşerek toplantıda imzalanacak yapay zeka güvenliği anlaşmasının taslağını hazırladığı aktarıldı.

Görüşmelere yakın bir kaynağa göre Zuckerberg anlaşmanın hazırlanmasında öncü rol üstlenirken Huang da belgenin teknoloji şirketleri arasında geniş destek bulması için önerilerde bulundu.

Toplantıya katılan Exiger CEO’su Brandon Daniels, Beyaz Saray’da bulunacak yöneticilerin kısa sürede anlaşmanın içeriğine ilişkin mesajlaşmaya başladığını söyledi. Taslakta, yapay zeka sistemleri için standartların belirlenmesi, yönetişim mekanizmalarının oluşturulması ve uygulamaların bağımsız taraflarca denetlenebilmesi gibi konular yer aldı.

Trump’ın 29 Eylül’de Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda teknoloji yöneticileriyle bir araya geldiği toplantıda anlaşmanın son hali üzerinde çalışıldı. Zuckerberg, Huang ve Trump’ın yan yana oturduğu toplantının ardından belge imzalandı.

Trump, toplantı sonrasında Zuckerberg’den anlaşmayı açıklamasını istedi ve Meta CEO’sunun dengeli bir yaklaşım benimsediğini söyledi.

Zuckerberg ise anlaşmayı, Amerikan halkının yapay zeka teknolojilerinin güvenli biçimde geliştirildiğine inanmasını sağlayacak bir başlangıç olarak tanımladı. Meta CEO’su, belgenin sektör genelinde üzerinde uzlaşılabilecek bir çerçeve oluşturmayı amaçladığını belirtti.

Bağlayıcı yaptırımlar yerine gönüllü uzlaşma

Teknoloji sektörü ve Washington’daki kaynaklara göre Zuckerberg ile Huang’ın öncülük ettiği anlaşmanın önemli bir özelliği, yasal yaptırımlar içeren bağlayıcı bir düzenleme yerine gönüllü bir çerçeveye dayanması.

Her iki yönetici de yapay zeka sektörünün gelişimini yavaşlatabilecek kapsamlı düzenlemelere mesafeli yaklaşıyor. Son dönemde yapay zeka ajanlarının kontrol dışına çıkarak başka şirketlerin sistemlerine erişebilmesi gibi güvenlik sorunları gündeme gelse de sektördeki bazı yöneticiler bu risklerin daha fazla mühendislik çalışmasıyla çözülebileceğini savunuyor.

İlişkileri yakından takip eden bir kaynak, Zuckerberg ve Huang’ın yapay zekaya ilişkin yaklaşımının Trump’ın tercihleriyle daha fazla örtüştüğünü belirtti. Bu tutum, yapay zekanın riskleri konusunda daha sert uyarılarda bulunan Anthropic CEO’su Dario Amodei gibi sektörün diğer önde gelen isimlerinden ayrılıyor.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise anlaşmanın Amerikan inovasyonunu destekleyeceği ve sorumlu teknoloji geliştirme çalışmalarını güçlendireceği belirtildi. Yönetimin, yapay zeka politikalarında inovasyon ile güvenlik arasında denge kurmak için Meta dahil sektörün farklı aktörleriyle çalışmayı sürdürdüğü ifade edildi.

Meta ise konuya ilişkin yorum yapmadı.

Siyasi yakınlaşma Meta için risk de taşıyor

Zuckerberg’in Trump yönetimiyle ilişkilerini güçlendirmesi, Beyaz Saray çevresindeki herkes tarafından olumlu karşılanmıyor. Yapay zekanın oluşturabileceği risklerden endişe duyan bazı danışmanlar, teknoloji milyarderlerinin yönetimin politikaları üzerindeki etkisini eleştiriyor. Trump’ın yapay zeka alanında hızlı ilerlemeyi önceleyen yaklaşımı da bu görüş ayrılıklarını belirginleştiriyor.

Meta’nın Cumhuriyetçilerle yakınlaşması, siyasi dengelerin değişmesi halinde şirket açısından risk oluşturabilir. Demokratların kasım ayında Kongre’nin kontrolünü ele geçirmesi veya 2028 başkanlık seçimlerini kazanması durumunda şirketin siyasi bağlantıları daha fazla incelemeye konu olabilir. Üstelik bazı Demokrat siyasetçiler, Meta’nın gelirlerini etkileyebilecek düzenlemeler üzerinde çalışmayı sürdürüyor.

Senatör Elizabeth Warren da geçen ay Meta ve diğer teknoloji şirketlerinin Cumhuriyetçi politikalar sayesinde elde ettiği avantajlara ilişkin bir inceleme başlattı. Warren, Zuckerberg’e gönderdiği ve beş Demokrat senatörün daha imzaladığı mektupta, Meta’nın Cumhuriyetçi gruplara yaptığı bağışlar ile Trump’ın projelerine verdiği desteğin ayrıntılarını talep etti.

Warren, şirketin Trump yönetimiyle yakınlaşmak için önemli harcamalar yaptığını ve bu ilişkilerin karşılığını almaya başladığını savundu.

Trump’ın çevresindeki bazı isimler de Zuckerberg’in yönetimle yakınlaşmasını siyasi fırsatçılık olarak değerlendiriyor. Bu kesim, teknoloji yöneticilerinin hükümet politikaları üzerindeki etkisinin Trump’ın popülist seçmen tabanında rahatsızlık yaratabileceğini düşünüyor.

Trump’ın uzun süredir müttefiki olan bir isim de Zuckerberg’in yönetimin çevresine dahil edilmesine tepki göstererek bu yakınlaşmayı anlamlandıramadığını ifade etti.

Zuckerberg’in Washington’daki yükselişi, Meta’nın yapay zeka politikalarında daha fazla söz sahibi olmasını sağlarken şirketin siyasi geleceğini de belirsizleştiriyor. Trump yönetimiyle kurulan ilişkiler kısa vadede Meta’ya avantaj sağlayabilir. Ancak siyasi dengelerin değişmesi, bu yakınlığın şirkete yönelik denetim ve düzenleme baskısını artırmasına da yol açabilir.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok