Turizm, istikrarsızlığın etkilerini hisseden ilk sektörlerden biri. Çatışma doğrudan bir destinasyonda gerçekleşmese bile, yakınlık, algı ve yakıt kıtlığından artan maliyetlere kadar uzanan aksaklıklar, gezginlerin davranışlarını hızla değiştirebilir. Akdeniz’in üçüncü en büyük ve en kalabalık adası olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bu duruma iyi bir örnek. Turizm, ülkenin en büyük sektörü ve şu anda darbe alıyor. İran’a sadece 1.200 kilometre uzaklıkta olan adada, mart ayının başında bir İngiliz deniz üssü vuruldu. Politico’ya göre yabancı hükümetler vatandaşlarına dikkatli seyahat etmelerini tavsiye etti ve bu da çok sayıda tatil iptaline yol açtı. Artan uçak bileti fiyatları da durumu iyileştirmiyor.
Uçuşları sürdürmek için yeterli yakıt var mı?
Uluslararası Enerji Ajansı’nın başkanı, uçakların uçmaya devam edebilmesi için yalnızca altı haftalık jet yakıtı kaldığı uyarısında bulundu. 32 üye ülkeye enerji arzı ve güvenliği konusunda danışmanlık yapan Ajans, Avrupa’nın Orta Doğu’dan yaptığı ithalatın en az yarısını telafi edememesi durumunda “stokların kritik bir eşiğe ulaşacağını” ve bunun uçuş iptallerine yol açabileceğini belirtti. Bu durum, Umman ile İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından altı haftadan uzun süre kapatılmasının etkilerinden sadece biri. Normalde Avrupa’nın keroseninin yüzde 20-25’i bu stratejik deniz yolundan geliyor.
Mart ayında kerosen fiyatları iki katına çıktı ve EasyJet bunun devam edeceğini, Paskalya sonrası ve yaz boyunca uçak bileti fiyatlarını etkileyeceğini belirtti. Jet yakıtı maliyeti, bir havayolunun toplam işletme giderlerinin yüzde 20’sinden fazlasını oluşturur.
İskandinav havayolu SAS yakın zamanda bin uçuşu iptal etti ve Hırvatistan, Yunanistan ve Portekiz gibi turizme daha bağımlı ülkelerin krizden en çok etkilenmesi bekleniyor. Deutsche Bank analistleri de The New York Times’a küresel havayollarının şimdiden bazı rotaları azaltmaya başladığını söyledi; bu da seyahat etmek isteyenler için daha az seçenek anlamına gelebilir.
Savaşın etkileri hızla yayılabilir
Savaş, doğrudan çatışma içinde olmayan ülkelerde bile turizmi etkileeyebilir çünkü aynı coğrafi bölgede yer alırlar. Bloomberg’in belirttiği gibi turizm, özellikle lüks segmentte, isteğe bağlı bir harcama. Kimse için zorunlu olmadığından, tüketici tercihleriyle doğrudan bağlantısı olmasa bile insanları bu fikirden soğutan faktörler ve olaylardan kolayca etkilenebilir. Siyaset, hastalıklar ve savaş buna iyi örneklerdir. 2014’te Gambiya, ülkede hiç vaka olmamasına rağmen Ebola salgını nedeniyle otel rezervasyonlarında yüzde 65 düşüş yaşadı. Daha yakın bir örnek ise Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Varşova, Prag, Bratislava ve Budapeşte’ye yapılan rezervasyonlar azaldı. Bu ülkeler savaştan doğrudan etkilenmedi. Ancak jeopolitik gerilim noktalarına yakın her yerde turizm neredeyse kesin olarak etkileniyor. Bu durum ayrıca, küresel ticaretin neredeyse üçte birinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği bir dönemde birçok Avrupa ülkesinin gıda stoklama planlarını değerlendirdiği bir arka planla örtüşüyor.
Güvenlik sorunları
Daha yüksek uçak bileti fiyatları, iptaller, yakıt eksikliği ve azalan uçuş rotaları gibi endişeler ile güvenlik sorunları, genel finansal güvensizlik ve belirsizlik hissiyle birleşiyor. Bloomberg’e göre tüketici fiyat endeksi 2020’den bu yana arttı; eskiden 1 dolara alınabilen bir şey şimdi 1,26 dolara mal oluyor. Gıda, elektrik ve araç sigortasında artışlar çok daha yüksek. Neredeyse herkes bu baskıyı hissediyor; daha varlıklı tüketiciler bile haftalık alışverişlerini tamamlamak için Walmart ve Dollar Tree mağazalarına yöneliyor.
Buna ek olarak New York Times, birçok havayolunun artan yakıt maliyetlerini telafi etmek için biletlere ek ücretler koyduğunu bildiriyor. Delta Air Lines, United Airlines ve JetBlue’nun artışlarının ardından bagaj başına 10 dolar daha fazla ücret alıyor. Havacılık danışmanı Robert Mann, bu ek maliyetlerin “kalıcı” hale gelme ve eklendikten sonra düşürülmeme riski olduğunu belirtti. Kısacası savaşın maliyetleri artırması, tedarik zincirlerini bozuyor ve gezginleri daha temkinli hale getiriyor. Bu da çatışma bölgesinden çok uzakta bile turizmin zarar görmesi anlamına geliyor.