Japonya'nın ilk kadın başbakanı olan Sanae Takaichi liderliğindeki iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), pazar günkü seçimlerde 465 sandalyeli parlamentonun alt kanadında 316 sandalye kazanarak tek başına üçte iki çoğunluğu elde etti. Bu zafer, Takaichi'ye muhalefetle müzakere etmeden kendi ekonomik ajandasını uygulama fırsatı tanıdı. Seçim sonuçlarının ardından Tokyo borsasındaki Nikkei 225 endeksi %3,9 artarak 56.363,94 puanla rekor kırarken, yatırımcılar Takaichi'nin büyüme odaklı politikalarına destek verdi.
Takaichi'nin en dikkat çeken vaadi, artan yaşam maliyetlerine karşı hanehalkını rahatlatmak amacıyla gıda maddelerindeki %8'lik tüketim vergisini iki yıl süreyle askıya almak oldu. "En büyük hayalim" olarak tanımladığı bu vergi indirimi, yıllık yaklaşık 5 trilyon yen (31,9 milyar dolar) maliyetiyle Japonya'nın yıllık eğitim bütçesine eşdeğer bir büyüklük taşıyor. Başbakan, seçim sonrası yaptığı açıklamalarda, bu vaadi hızla gerçekleştireceğini vurgulayarak mali disiplin yanlısı eleştirilere karşı geri adım atmayacağının sinyalini verdi.
Finansman sorunu piyasaları ve yen'i baskılıyor
Seçim zaferi borsada coşkuyla karşılansa da, gelişmiş dünyanın en yüksek borç yüküne sahip ülkesi olan Japonya'nın bu harcamaları nasıl finanse edeceği belirsizliğini koruyor. Takaichi, yeni borçlanma yapmayacağını söylese de alternatif kaynaklar konusunda net bir plan sunmadı. Başbakanın Japonya'nın 1,4 trilyon dolarlık devasa döviz rezervlerini kullanabileceğine dair imaları, piyasalarda Japonya'nın elindeki ABD hazine tahvillerini satabileceği endişesini doğurdu.
Bu finansman belirsizliği, Japon devlet tahvillerinde satış baskısı yaratırken yen'in diğer para birimleri karşısında tarihi düşük seviyelere yaklaşmasına neden oldu. Analistler, kontrolsüz bir mali genişlemenin ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonu tetikleyebileceği ve vergi indirimlerinin halka sağlayacağı faydayı gölgeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Pictet Asset Management'tan Shinichi Ichikawa, Takaichi'nin halktan yetki aldığını ancak piyasaların güvenini henüz tam olarak kazanamadığını belirtti.
Dünya ve Türkiye ekonomisi için olası yansımalar
Japonya'daki bu radikal mali genişleme hamlesi, küresel finans sisteminde önemli bir ağırlığa sahip olan Japon sermayesinin hareketlerini doğrudan etkileyebilir. Japonya'nın ABD tahvillerinden çıkış yapma ihtimali, küresel faiz oranlarını yukarı çekme riski taşıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Takaichi'yi zaferinden dolayı tebrik etmesi ve Mart ayında Washington'da yapılacak zirve, iki ülke arasındaki mali ve diplomatik eşgüdümün seyri açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye açısından bakıldığında, Japon yenindeki zayıflık ve Japonya'daki düşük faiz ortamının devam etmesi, küresel likidite akışlarını etkileyebilir. Japon yatırımcıların "Takaichi ticareti" kapsamında riskli varlıklara yönelmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışlarını dolaylı yoldan destekleyebilir. Ancak küresel tahvil faizlerindeki olası bir yükseliş, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Takaichi'nin savunma ve yapay zeka gibi stratejik sektörlere vereceği destek, bu alanlarda küresel teknoloji yarışını ve tedarik zincirlerini de yeniden şekillendirme potansiyeline sahip.