;
Arama

İran Rusya’nın dron savaşından çıkardığı dersleri ABD’ye karşı kullanıyor

Ukrayna savaşında geliştirilen dron teknolojileri Orta Doğu’ya taşınırken İran bu alanda Rusya’dan öğrendiklerini sahaya yansıtıyor. Uzmanlara göre ABD ordusu ise bu yeni savaş biçimine uyum sağlama konusunda henüz erken aşamada. ABD Başkanı Trump bir kara harekatı emri verirse bu teknolojiler savaş alanına hakim olabilir.

26 Mart 2026, 12:12
İran Rusya’nın dron savaşından çıkardığı dersleri ABD’ye karşı kullanıyor
İran’ın başkenti Tahran

Bu hafta İran destekli savaşçı gruplar tarafından paylaşılan video görüntüleri, Ukrayna’daki savaşı takip eden herkese ürkütücü derecede tanıdık geldi. Fiber optik kablolarla yönlendirilen dronlar, Bağdat’taki bir Amerikan üssünün üzerinde dolaştı. Ardından birinci şahıs görüşlü dronlar, yani FPV’ler, hedeflerine doğru inişe geçti: yerde bulunan bir Amerikan Black Hawk helikopteri ve bir hava savunma radar sistemi.

Bu savaşların yeni şekli ve artık Orta Doğu’ya da gelmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump bölgeye binlerce ABD askeri sevk etti. Son diplomatik girişimleri başarısız olursa, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve İran’ı ateşkese zorlamak için kara ve deniz operasyonlarını değerlendiriyor. Bu deniz piyadeleri ve askerler İran’a ayak basarsa, Irak ve Afganistan’daki geçmiş ABD harekatlarıyla pek benzerliği olmayan, dron ağırlıklı bir ortamla karşılaşacaklar. Oysa daha önceki savaşlarda ana tehdit hafif silah ateşi ve toprağa gömülmüş el yapımı patlayıcı düzeneklerdi.

Savaşın şeklini değiştiren teknoloji

Emekli Kraliyet Hava Kuvvetleri hava mareşali Martin Sampson, “Karada bulunan herhangi bir ABD askeri ya da Körfez’deki savaş gemileri ‘yakın mesafe’ hedefler olacaktır ve FPV dron kullanımı her iki tarafın da kabiliyetlerinin bir parçası olacak” dedi. Sampson, düşünce kuruluşu Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün Orta Doğu biriminin başında bulunuyor. Sampson’a göre bölgeye giden ABD kuvvetlerinin jammer’lar dışında araçlarında ya da çıkarma gemilerinde, Ukrayna’da artık yaygın hale gelen anti-dron ekipmanlarına sahip olduğu pek görünmüyor. Sampson, “İran’ın bu zayıflığı öngörmüş ve bunun ne anlama geldiğini ve nasıl kullanılabileceğini Rusya’dan öğrenmiş olması gerekir” diye ekledi.

Savaşın şeklini değiştiren tek teknoloji FPV dronlar değil. Geleneksel donanması İran gibi büyük ölçüde yok edilen Ukrayna, Rus savaş gemilerini hedef almak için deniz dronları kullandı ve Rusya’nın Karadeniz Filosu’nu ağır kayıplara uğrattı. Kiev, o zamandan beri Karadeniz’in batı kesimini, ana limanı Odessa’ya giden deniz yolları da dahil olmak üzere, Rus Donanması için girilmez bir bölge haline getirdi.

Askeri uzmanlara göre İran’ın deniz dronları Ukrayna’nınkiler kadar gelişmiş görünmüyor ve Starlink destekli navigasyon gibi özelliklerden yoksun. Ancak Hürmüz Boğazı gibi dar bir su yolunda, savaş gemileri ve tankerler için ölümcül olabilirler. Bu hafta Bağdat’taki Iraklı gruplar tarafından kullanılan ve İran Devrim Muhafızları’nın daha büyük sayılarda sahip olduğu fiber optik kablolu FPV dronlar, mevcut elektronik karşı önlemlerle durdurulamadıkları için endişe verici bir gelişmeye işaret ediyor.

Rusya, bu kablo güdümlü dronların kullanımına öncülük etti ve bunları 2024 sonlarında Rusya’nın Kursk bölgesinin Ukrayna kontrolündeki kısmını geri alma kampanyasında yıkıcı bir etkiyle kullandı. Ayrıca başlangıçta İran tarafından tasarlanan uzun menzilli Şahed dronlarını geliştirip modernize etti ve Batılı ve Ukraynalı yetkililere göre askeri teknolojiler konusunda Tahran ile yakın işbirliği yaparak Avrupa’nın nesillerdir gördüğü en kanlı savaştan çıkarılan dersleri paylaştı.

“Rusya ve İran uzmanlıklarını paylaşıyor”

Kiev’deki Savunma Stratejileri Merkezi’nin başkanı olan eski Ukrayna savunma bakanı Andriy Zagorodnyuk, “Rusya ve İran bir ittifaka sahip ve müttefik olarak geçmişte de şimdi de aktif şekilde işbirliği yapıyor, uzmanlık, istihbarat ve teknolojileri paylaşıyorlar. Gerçek müttefikler olarak İranlılar savaşın derslerini özümsüyor ve daha fazlasını da öğrenmeye çalışacaklar” diye konuştu. 

Asıl soru ABD ordusunun doktrinini, Trump’ın Basra Körfezi’nde seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için İran’ın adalarını ya da kıyı bölgelerini ele geçirmek üzere bir kara harekatı emri vermesi durumunda karşılaşması muhtemel yeni türde bir savaş alanına uyum sağlamak için ne ölçüde değiştirdiği. Konuyu takip eden bir Rus akademisyen, “İran Rusya’da iyi bir öğretmen buldu ve bu savaştan ders almaya hevesliydi. ABD’de aynı istekliliği görmedim” dedi.

“Yardıma ihtiyacımız yok”

Kiev’in yardım teklifini geri çeviren Trump, bu ay ABD ordusunun Ukrayna’nın uzmanlığına ihtiyaç duymadığını söyledi. Fox News’e verdiği demeçte, “Dron savunması konusunda onların yardımına ihtiyacımız yok. Dronlar hakkında herkesten daha fazlasını biliyoruz” dedi. ABD Deniz Piyadeleri son aylarda FPV dronlarla denemelere başladı ve ilk FPV ekiplerini eğitiyor. Analistlere göre bunlar henüz çok erken adımlar.

Washington’daki Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda kıdemli araştırmacı olan Michael Kofman, “ABD askeri birlikleri FPV teknolojisini, bunun kuvvet üzerindeki etkisini ve mevcut taktikler, teknikler ve prosedürler açısından sonuçlarını anlamaya çalışırken hala genel olarak erken aşamalardayız. Mevcut savunma kabiliyetlerine bakarsanız, Ukrayna’nın şu an bulunduğu noktaya ulaşmak için daha kat etmemiz gereken uzun bir yol var” diye konuştu.

ABD dron devrimini küçümsedi mi?

Üst düzey ABD ve NATO komutanları uzun süre Ukrayna’daki dron devriminin önemini küçümsedi ve Batılı orduların ezici hava gücü ve hassas saldırı yetenekleri sayesinde farklı bir savaş yürüteceğini savundu. Rasmussen Global’in CEO’su ve NATO’nun eski politika planlama direktörü Fabrice Pothier, “Daha gelişmiş sistemlere sahip olduğumuz için NATO’nun üst kademeleri dahil hala bir kibir duvarı var. Ama aslında yapılması gereken daha çok Ukraynalılar gibi olmak. Ukrayna’da olanlar ve İran’ın kendilerine karşı yürütülen hava harekatına verdiği karşılık bir uyarı niteliğinde” ifadelerini kullandı.

28 Şubat’ta başlayan ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava harekatı, şu ana kadar Basra Körfezi ülkelerine veya İsrail’e yönelik füze ve dron saldırılarını durdurmayı ya da dünya petrolünün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda serbest seyrüseferi yeniden sağlamayı başaramadı.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta, FPV dronlar savaş alanındaki kayıpların çoğunu oluşturuyor ve temas hattının her iki tarafında 30 kilometreden fazla uzanan bir “dron ölüm bölgesi” yaratıyor. Bu dronların çoğu artık fiber optik kablolarla yönlendiriliyor. Bazı modeller bu kabloyu yaklaşık 50 kilometreye kadar açabiliyor ki bu, Hürmüz Boğazı’nın en dar noktasının genişliğine yakın. Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan ve sık sık Ukrayna cephe hattını ziyaret eden eski Deniz Piyadeleri piyade subayı Rob Lee, “Fiber optik FPV’lere karşı Ukrayna’da geliştirilen en iyi seçenek, bu dronları fırlatmadan önce ekiplerini tespit edip etkisiz hale getirmek” dedi.

New York’taki stratejik danışmanlık şirketi Horizon Engage’de araştırma başkanı olan Michael Knights’a göre bu dron ekipleri ABD ordusunun daha uzun menzilli silahlardaki ve istihbarat, keşif ve gözetleme sistemlerindeki üstünlüğü kullanılarak bastırılabilir. Ukraynalılar ise o kadar emin değil. Ukrayna’nın eski dışişleri bakanı Pavlo Klimkin göre, “Hiçbir silahlı kuvvet bu zorluğa hazır değil, ne Amerikalılar ne de AvrupalılarNe teknik olarak, ne zihinsel olarak ne de tecrübe açısından.”


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok