;
Arama

İran ABD'nin 15 maddelik ateşkes teklifine yanıt verdi: Tahran Washington'a güvenmediğini vurguladı

Orta Doğu'da dördüncü haftasına giren savaşı sona erdirmek için ABD'nin Pakistan aracılığıyla sunduğu 15 maddelik barış planına İran'dan yanıt geldi. Tahran yönetimi taleplerini sıralarken Washington'ın tavrına dair şüphelerini de aktardı.

26 Mart 2026, 17:28
İran ABD'nin 15 maddelik ateşkes teklifine yanıt verdi: Tahran Washington'a güvenmediğini vurguladı
Nükleer müzakereler sürerken ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı saldırıların ilk gününde İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürülmüştü

İran'ın Tasnim haber ajansı, Tahran yönetiminin ABD tarafından sunulan 15 maddelik barış teklifine çarşamba gecesi resmi bir yanıt verdiğini duyurdu. Bilgiyi isimsiz bir kaynağa dayandıran ajans, yanıtın aracılar vasıtasıyla iletildiğini aktardı. Haberde İran'ın karşı taraftan bir cevap beklediği bildirildi.

Dördüncü haftasına giren savaşı bitirmeye yönelik plan, Trump yönetiminin çatışmanın ekonomik yansımalarından kurtulmak için bir çıkış yolu aradığını gösteriyor. 

İran'ın öne sürdüğü şartlar

Kaynağın aktardığına göre İran, düşmanın saldırgan suikast eylemlerinin sona ermesini talep etti. Savaşın tekrarlanmamasını sağlayacak somut koşulların oluşturulması istendi. Tazminat ve savaş onarımlarının garanti altına alınarak net bir şekilde belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Savaşın tüm cephelerde ve bölgedeki tüm direniş grupları için sona erdirilmesi şart koşuldu.

Hürmüz Boğazı konusundaki tutum da yanıtta yer aldı. Kaynak, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin İran'ın doğal ve yasal bir hakkı olduğunu belirtti. Bunun diğer tarafın taahhütlerini yerine getirmesinin bir garantisi olduğunu ve tanınması gerektiğini kaydetti. İran'ın, şubat ayındaki savaşın başlamasından birkaç gün önce Cenevre'de yapılan ikinci tur nükleer müzakerelerdeki taleplerinin de geçerli olduğu aktarıldı.

Tahran müzakerelere şüpheyle yaklaşıyor

İranlı yetkililer ABD'nin müzakere iddialarına şüpheyle yaklaşıyor. Kaynak, ABD'nin müzakere iddiasının yalnızca "üçüncü bir aldatmaca" projesi olduğunu söyledi. Amerikalıların üç temel hedef güttüğü iddia edildi. Bunlar; barışçıl bir imaj çizerek dünyayı aldatmak, küresel petrol fiyatlarını düşük tutmak ve güney İran'a karadan işgal için zaman kazanmak olarak sıralandı. 

Kaynak, haziran 2025'teki 12 günlük savaştan önce İran'ın ABD'nin anlaşmalara bağlılığı konusunda şüpheleri olduğunu hatırlattı. Tahran'ın artık ABD'nin niyetine dair tamamen şüphe duyduğu ifade edildi. Her iki savaşta da ABD'nin müzakere ederken saldırıya geçtiği vurgulandı. ABD'nin yalan müzakere bahaneleriyle yeni suçlara zemin hazırladığı öne sürüldü.

ABD'nin 15 maddelik planının detayları

Diplomasi süreci hakkında bilgi sahibi olan iki yetkili, ABD'nin Orta Doğu'daki savaşı bitirmek için 15 maddelik bir plan gönderdiğini doğruladı. New York Times gazetesine konuşan yetkililer, planın İran'ın balistik füze ve nükleer programlarını kapsadığını aktardı. Planın ayrıca deniz rotalarını da içerdiği ifade edildi. 

İran, savaşın başından beri Hürmüz Boğazı'ndan Batılı gemilerin geçişini fiilen engelliyor. Bu durum başta brent petrol olmak üzere küresel petrol ve doğal gaz arzını keserek fiyatların fırlamasına neden oldu. İsrail ve ABD, 28 şubat'ta başlayan bombardıman harekatında İran'ın balistik füzelerini, fırlatıcılarını ve nükleer tesislerini hedef aldı. ABD ve İsrailli liderler İran'ın nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceklerine yemin etmişti. Ancak İran'ın topraklarında hala 440 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum bulundurduğu biliniyor. Ülke ayrıca İsrail'e ve komşu Arap ülkelerine füze atmaya devam ediyor.

İsrailli yetkililer savaşın haftalarca sürmesini beklediklerini açıklarken, savaşın yakın zamanda hafifleyeceğine dair bir belirti bulunmuyor. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt sürece dair, "Başkan Trump ve müzakerecileri diplomasinin sunduğu bu yeni olasılığı araştırırken, başkomutan ve Pentagon tarafından belirlenen askeri hedeflere ulaşmak için Epik Öfke Operasyonu hız kesmeden devam ediyor." dedi. 

Pakistan'ın arabuluculuk rolü

Planın İranlı yetkililer arasında ne kadar paylaşıldığı veya İsrail'in teklife sıcak bakıp bakmadığı henüz netlik kazanmadı. Ancak Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Syed Asim Munir'in, ABD ve İran arasında kilit bir arabulucu olarak ortaya çıktığı bildirildi. Yetkililer, Mısır ve Türkiye'nin de İranlıları yapıcı bir şekilde sürece dahil olmaya teşvik ettiğini aktardı. Munir'in İran Devrim Muhafızları Ordusu ile yakın bağları olduğu düşünülüyor.

Munir'in kısa süre önce İran Meclis Başkanı ve eski bir Devrim Muhafızları komutanı olan Muhammed Bakır Galibaf ile iletişime geçtiği öğrenildi. Munir'in Pakistan'ın görüşmelere ev sahipliği yapmasını önerdiği aktarıldı. 2025 yılında Başkan Trump ile iki kez görüşen Munir için Trump'ın "en sevdiğim mareşal" ifadesini kullandığı biliniyor.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "ABD ve İran'ın onayına bağlı olarak Pakistan, devam eden çatışmanın kapsamlı bir şekilde çözülmesi için anlamlı ve sonuç odaklı görüşmeleri kolaylaştırmak üzere ev sahibi olmaya hazırdır ve bundan onur duyar." ifadesini kullandı.

Tahran'da karar alma zorluğu

Batılı yetkililer, üst düzey İranlı yetkililerin iç iletişim kurmakta zorlandığını öne sürdü. Yetkililerin yüz yüze görüşmeleri halinde İsrail'in onları bombalayabileceğinden endişe ettikleri iddia edildi. Savaşın ilk gününde İsrail Tahran'daki bir liderlik yerleşkesini vurmuştu. Bu saldırıda İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve birçok üst düzey yetkili hayatını kaybetmişti. Diplomasi ve savaş konusunda kararları kimin vereceği belirsizliğini koruyor. 

Beyaz Saray ise müzakerelere istekli görünüyor. Bu durum, Trump'ın mevcut rejimi zayıflamış ve daha uysal bir halde de olsa yerinde bırakmaya razı olabileceğini gösteriyor. Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaş taleplerinin rejim değişikliğini içerip içermediği konusunda daha önce kararsız kalmıştı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok