;
Arama

Avrupa Hürmüz Boğazı için ABD’siz bir plan hazırlıyor

Avrupa ülkeleri, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini serbestleştirmek için bir savaş sonrası misyon planlıyor. Ancak Fransa lideri Macron planda, savaşan tarafların yer almayacağını belirtti. Söz konusu plan lojistik altyapıyı kurmayı, mayın temizleme çalışmaları yürütmeyi ve deniz taşımacılığına güven sağlamak için askeri eskort hizmeti sunmayı amaçlıyor.

15 Nisan 2026, 13:25

Avrupa ülkeleri, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişini yeniden sağlamak için mayın temizleme ve diğer askeri gemilerin gönderilmesini de içeren geniş bir ülke koalisyonu planı hazırlıyor. Ancak plan yalnızca savaş sonrasında devreye girecek ve özellikle bir ülkeyi dışarıda bırakabilir: ABD.

Şirketlere güven vermek istiyorlar

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron salı günü yaptığı açıklamada planın, savaşan tarafları içermeyen uluslararası savunma amaçlı bir misyon olduğunu söyledi yani ABD, İsrail ve İran bu kapsamın dışında kalacak. Wall Street Journal’ın haberine göre Avrupa gemileri Amerikan komutası altında olmayacak. Avrupa planının amacı, çatışmalar sona erdikten sonra denizcilik şirketlerine boğazı kullanma konusunda güven vermek. Yetkililer bunun gerçekleşmesinin biraz zaman alabileceğini söylüyor.

Üst düzey bir Alman yetkiliye göre Avrupa planına, şimdiye kadar herhangi bir askeri müdahaleyi kamuoyu önünde değerlendirmeye bile isteksiz olan Almanya’nın da dahil olması bekleniyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yurtdışı askeri operasyonlara katılım konusunda ciddi siyasi ve hukuki engellerle karşı karşıya olan Almanya’nın bu misyona katılımını hafta içinde açıklaması bekleniyor. Berlin’in katılımı, görevin beklenenden daha kapsamlı olabileceği anlamına geliyor. Almanya, İngiltere ve Fransa’ya kıyasla daha güçlü mali kaynaklara ve bu görev için gerekli bazı kritik askeri unsurlara sahip.

Bu cuma günü Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer, çatışmalar sona erdikten sonra Hürmüz’ün nasıl denetleneceğini tartışmak üzere onlarca ülkenin katılacağı çevrimiçi bir toplantıya ev sahipliği yapacak. Starmer Paris’teki etkinliğe bizzat katılacak, diğer ülkelerin çoğu ise video konferansla bağlanacak. Fransız ve İngiliz yetkililere göre ABD toplantıya katılmayacak. Bir Fransız yetkiliye göre Çin ve Hindistan davet edildi ancak katılıp katılmayacakları belirsiz.

İran’ın onayı

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot salı günü yaptığı açıklamada, “Sözünü ettiğimiz misyon ancak sükunet sağlandıktan ve çatışmalar sona erdikten sonra konuşlandırılabilir” dedi ve uluslararası koalisyonun İran ve Umman dahil boğaz çevresindeki ülkelerle koordinasyon içinde olacağını ekledi. Bu da İran’ın onayı olmadan herhangi bir misyonun ilerlemeyeceğini gösteriyor.

Avrupalılar arasında hala çözülmesi gereken bazı görüş ayrılıkları bulunuyor. Görüşmelere aşina kaynaklara göre Fransız diplomatlar, operasyona ABD’nin dahil olmasının Tahran açısından kabul edilebilirliği azaltacağını düşünürken, İngiliz yetkililer Amerikalıların dışlanmasının ABD Başkanı Donald Trump’ı kızdıracağından ve operasyonun kapsamını sınırlayacağından endişe ediyor.

Amerikalıların dışlanıp dışlanmaması konusundaki tartışma, Trump’ın Avrupa ihracatına gümrük vergileri koyduğu, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savunmasına verdiği desteği çektiği ve NATO müttefiki Danimarka’dan Grönland’ı askeri güçle alma tehdidinde bulunduğu bir yılın ardından transatlantik ilişkilerde artan gerilimin bir göstergesi. İran savaşı konusunda da gerilim derinleşmiş durumda. Avrupalı liderlerin çoğu bu savaşı yasa dışı ve istenmeyen bir ekonomik şok olarak görüyor.

Trump’ın baskıları

Trump haftalardır Avrupalı müttefiklere, boğazı zorla yeniden açmak için Körfez’e savaş gemileri göndermeleri yönünde baskı yapıyordu. Ancak Avrupalı yetkililer bunu reddetti. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, boğazın zorla açılmasının gerçekçi olmadığını, zaman alacağını ve gemileri kıyı tehditleri ile balistik füzelere maruz bırakacağını söyledi. Ayrıca birçok lider, böyle bir adımın Avrupa kamuoyunda oldukça popüler olmayan bir çatışmaya sürüklenmek anlamına geleceğini ifade etti.

Trump şimdi de Avrupa’dan, ABD’nin İran limanlarını abluka altına alma çabalarına destek vermesini istedi. Bu girişim, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin ve gübre gibi değerli emtiaların taşındığı hayati su yolunu yeniden açması için İran’a yeterli ekonomik zarar vermeyi hedefliyor. Starmer ve diğer liderler bunu da reddederek, Avrupalıların önceliğinin trafiği daha da kısıtlamak değil, serbest bırakmak olduğunu belirtti.

Trump, Avrupalıların yeterince destek vermediğini söyleyerek eleştirilerde bulundu ve ABD’nin NATO üyeliğini yeniden değerlendirdiğini ifade etti. Geçen hafta NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmede Avrupa’nın daha fazla sorumluluk almasını beklediğini söyledi. Avrupa’nın yalnızca çatışma bittikten sonra yardım etme isteğinin ABD başkanını yatıştırıp yatıştırmayacağı belirsizliğini koruyor.

Planın üç ana hedefi var: Öncelikle şu anda boğazda mahsur kalan yüzlerce geminin çıkabilmesi için lojistik altyapıyı sağlamak. Ardından, daha fazla geminin boğazın daha geniş bir bölümünü kullanabilmesi için kapsamlı bir mayın temizleme operasyonu yürütmek. İran, çatışmanın ilk günlerinde su yolunun bazı bölümlerine mayın döşedi ve bunların temizlenmesi gemi trafiğinin yeniden başlaması için kritik önemde.

Mayın temizleme, Avrupa’nın ABD’ye kıyasla çok daha fazla kapasiteye sahip olduğu askeri alanlardan biri. Analistlere göre ABD mayın temizleme filosunun büyük kısmını hizmet dışı bırakmışken, Avrupa ülkelerinin 150’den fazla gemisi bulunuyor. Ancak bu süreç uzun ve zaman alıcı. Son hedef ise, firkateynler ve muhripler aracılığıyla düzenli askeri eskort ve gözetim sağlayarak denizcilik şirketlerine boğazın güvenli olduğu konusunda güven vermek. Bunun için ne büyüklükte bir deniz gücüne ihtiyaç duyulacağı henüz net değil.

Gemilerin korunması

Analistlere göre kalıcı bir ateşkes sağlansa bile, su yolunun yeniden işler hale gelmesi için Batı’nın askeri varlığı kritik olacak. Risk analizi şirketi Eurasia Group’un Avrupa başkanı Mujtaba Rahman, “Bir noktada gemileri korumak için eskort sistemi ya da konvoy gerekecek. Sigorta şirketleri ve taşımacılar muhtemelen bu korumayı talep edecek” dedi. Müttefik misyon, Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri’nin 2024’te Kızıldeniz’de ticari gemilere eskort sağlamak ve Husilerin saldırılarına karşı koruma sunmak için yürüttüğü Aspides Operasyonu model alınarak oluşturulacak.

AB’nin tamamen savunma amaçlı olduğunu belirttiği bu görev kapsamında Fransa, İtalya, Almanya ve Yunanistan gibi ülkeler, dönüşümlü olarak firkateynler ve helikopterler sağlayarak Husi füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koruma sağladı. Müttefikler aynı anda yaklaşık üç gemiyle kargo gemilerine eskortluk yaptı ve gözetim sağladı.

Bu görev, 2023-2025 yılları arasında Kızıldeniz’de yürütülen ve uçak gemileri ile çok sayıda muhribi içeren, çok daha büyük ölçekli ABD öncülüğündeki Operation Prosperity Guardian planından bağımsız olarak yürütüldü. Almanya’nın bu tür konuşlandırmaları düzenleyen katı anayasal sınırlamaları bulunuyor. Hürmüz misyonuna katılabilmek için hükümetin parlamentodan onay alması gerekiyor. Bu da güçlü bir uluslararası yetki gerektiriyor. 

Almanya, mayın tarama gemileri dahil olmak üzere çeşitli gemilerle katkı sağlayabilir. Ülkenin mayın tarama filosu Baltık Denizi kıyısındaki Kiel limanında konuşlu olup yaklaşık 12 mayın avlama ve su altı temizleme gemisinden oluşuyor. Almanya donanması şu anda Rusya’yı caydırmak amacıyla Baltık Denizi ve Kuzey Atlantik’te görev yapıyor. Berlin’in bu varlığı riske atmadan bazı unsurları Orta Doğu’ya kaydırabileceğinden emin olması gerekiyor.

Berlin’in katkı sağlayabileceği bir diğer alan ise gözetleme. Almanya’nın Cibuti’de konuşlu ve Kızıldeniz görevine katılan en az bir gözetleme uçağı bulunuyor. Plan ayrıca genel olarak, Ukrayna’da “Gönüllüler Koalisyonu” olarak adlandırılan modele dayanıyor. Bu modelde bazı Avrupa ülkeleri, kalıcı bir barış anlaşması imzalandıktan sonra ülkeye sınırlı sayıda asker göndermeyi teklif ediyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok