Fransa, İtalya, Belçika ve Arnavutluk’un da aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinde yaşam maliyetleri, okulların kötü durumu ve yolsuzluk iddiaları gibi şikayetlerin tetiklediği protestolar, “Z kuşağı protestoları” olarak anılıyor. Sırbistan’da öğrencilerin öncülük ettiği gösteriler, ülkenin uzun süredir iktidarda olan liderinin seçimle devrilmesine neden olurken diğer ülkelerde de gösteriler düzenlenmesi planlanıyor.
Dünya genelindeki pek çok gençlik hareketi tarafından bir sembol olarak benimsenen ve 2012 yapımı Açlık Oyunları filminden alınan, “Biz yanarsak siz de bizimle yanarsınız” sloganı Avrupa genelinde Z kuşağının öncülük ettiği protestoları besleyen hayal kırıklığı ve değişim arzusunu yansıtıyor. Paris’in banliyölerinden Belgrad’ın meydanlarına kadar binlerce kişi sokaklara döküldü.
Tepkilerin nedenleri aynı
Talepler farklılık gösterse de çoğu zaman birbiriyle örtüşüyor: bakımsız okul binalarına duyulan tepki, ekonomik fırsatların yetersiz olduğu algısı, yaşam maliyetleri, yolsuzluk, barınma sorunları ve seslerinin duyulmadığı hissi. Protestolar bazı yerlerde gerçek bir değişimi de beraberinde getirdi. Öğrencilerin öncülük ettiği gösteriler, yolsuzluk algısına ve giderek artan otoriterliğe karşı yaklaşık iki yıldır süren protestoların ardından, Sırbistan’ın uzun süredir iktidarda olan lideri Aleksandar Vucic’in seçimle devrilmesiyle sonuçlandı. Reuters’a konuşan protestocu Stasa Piletic, “Uyandığımızda hissettiğimiz ilk şey kesinlikle rahatlama ve özgürlük duygusuydu. Kişisel olarak bir zafer kazandığımızı hissediyorum. Sonunda protesto aşamasından sorumluluk aşamasına geçtiğimizi düşünüyorum” dedi.
Protestoların yoğunlaştığı Milano’da yaşayan 21 yaşındaki öğrenci Chiara, “kolektif eylemi mümkün kılan bir öfke patlamasından doğan, insanların kendiliğinden gelişen hareketlerine katılmanın hayati önem taşıdığına” inanıyor. Chiara, “Bu yönetici sınıfın benim kuşağıma verdiği en büyük zararın, geleceği hayal etme, düş kurma yeteneğimizi bile elimizden almak olduğunu düşünüyorum” dedi. İtalyan öğrencilerin, yeterli sayıda öğretmenin bulunmadığı ve binaları harap durumdaki okulların gerçeğiyle yüzleştiğini söyledi.
Bangladeş ve Hindistan’dan sonra Avrupa’ya yayıldı
Yaklaşık 1997 ile 2012 yılları arasında doğan kuşağın sesini duyurmaya başlamasıyla, Z kuşağının öncülük ettiği protestolar dünya genelinde çalkantılara yol açtı. Bu hareketler 2024’te Bangladeş’te, 2025’te Nepal’de ve bu yıl Hindistan’da görüldü. Şimdi ise Avrupa bir odak noktası haline geldi. 2025 yılında yayımlanan bir Avrupa Birliği araştırmasına göre 16-30 yaş arasındaki gençlerin yüzde 40’ı artan fiyatları ve yaşam maliyetlerini endişe kaynağı olarak görüyor.
2025 yılında Avrupa Birliği’nde yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya kalan 92,7 milyon kişi arasında en yüksek risk, yüzde 26,3 ile 18-24 yaş grubundaki genç yetişkinlerde kaydedildi. En düşük oran ise yüzde 18,8 ile 65 yaş ve üzerindeki yetişkinlerde görüldü.
Gençler ayrıca, daha yüksek oranlarda oy kullanma eğilimindeki yaşlı kuşağın mali yükünü üstlenmek zorunda kalmaktan da endişe duyuyor. OFCE düşünce kuruluşuna göre Fransa’da 60 yaşın üzerindekiler nüfusun dörtte birini oluşturmasına rağmen ülke servetinin yüzde 60’ına sahip.
Fransa’da emeklilik harcamaları, açık ara en büyük kamu harcaması kalemini oluşturuyor. Nüfus yaşlanırken seçmenler emeklilik yaşının yükseltilmesine veya emekli maaşlarının azaltılmasına karşı çıktığı için bu harcamaların ekonomik üretimin yüzde 14’üne ulaşması bekleniyor. Bu oran yine de OECD ülkeleri arasında milli gelirlerinin en büyük bölümünü kamu emeklilik sistemlerine ayıran Yunanistan ve İtalya’nın gerisinde. OECD’nin 2025 verilerine göre bu iki ülkede kamu emeklilik harcamaları GSYH’nin yaklaşık yüzde 16’sı düzeyinde. Buna karşılık Avustralya, Şili, İzlanda, İrlanda ve Güney Kore’de kamu emeklilik harcamaları GSYH’nin yüzde 4’ünün altında kaldı.
“Gençlerin sesleri dinlenmiyor”
Paris’in kuzeyindeki bir banliyöde yaşayan 17 yaşındaki lise öğrencisi Bilal Narjissi, okulundaki “içler acısı” koşulları ve personel eksikliğini protesto ediyor. Narjissi, geçen yıl okulun avlusundaki çatının çökmesi üzerine öğrencilerin tahliye edildiğini, ancak kimsenin yaralanmadığını belirtti. Narjissi, protestoların “Avrupa’daki gençlerin birlik içinde olduğunu” gösterdiğini söyledi ve ekledi: “Hepimizin üzerinde uzlaştığı bir nokta var: Gençlere gereğinden fazla çocuk muamelesi yapılıyor ve sesleri yeterince dinlenmiyor.”
Fransa hükümetinin ekim ayında yayımladığı bir rapora göre 2000 ile 2023 yılları arasında emeklilik harcamalarının GSYH içindeki payı 2,5 yüzde puan artarken eğitim harcamalarının payı 0,5 yüzde puan azaldı. Raporda ayrıca eğitim bakanlığının bütçesinin yüzde 32’sinin emeklilik ödemelerine ayrıldığı ve bunun diğer alanlara aktarılabilecek kaynakları azalttığı belirtildi.
Protestolar yayılmaya devam ediyor. Bu hafta sonu Almanya’da yaşam maliyetleri, eşitsizlik, savaş ve okulların durumu nedeniyle bir gösteri düzenlenmesi planlanıyor. Arnavutluk’ta da huzursuzluk yaşandı. Ülkenin başbakanı Edi Rama hükümetine karşı öğrencilerin öncülük ettiği gösteriler; yolsuzluk algısına, iş olanaklarının yetersizliğine ve eğitim standartlarının düşüklüğüne duyulan öfkeyle büyüyerek başkent Tiran’ı sardı ve diğer şehirlere yayıldı. 19 yaşındaki mimarlık öğrencisi Xyke Kurti, “Başbakanımız 130 gün boyunca bizi dinlemedi” dedi. Kurti, “Arnavutluk’ta bir öğrenciye ‘Geleceğini nerede görüyorsun?’ diye sorarsanız herkes ‘Bu ülkenin dışında’ diye cevap verir” diye ekledi. Ülkede, yetenekli olsanız bile “bağlantıları olan birinin” her zaman önünüze geçeceğini savundu.
Sırbistan’daki öğrenci hareketi, diğer Avrupa başkentlerindeki göstericilerin ancak hayalini kurabileceği bir şeyi başardı. Ancak şimdi yönetmenin zorlu ve çetin süreci başlıyor. Ne öğrencilerin ne de adaylarının bu konuda herhangi bir deneyimi var. Bir diğer protestocu Luka Stojakovic ise bu kaygıyı önemsemiyor. “Siyasi deneyime sahip insanların bizi hangi noktaya getirdiğini gördük” dedi.