İklim krizi derinleşiyor. Krizle mücadelenin küresel düzeydeki tek resmi müzakere ve çözüm platformu olarak değerli bir misyon üstlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP) bu yıl Bakü’deki Bakü Olimpiyat Stadyumu ve çevresinde kurulan alanlarda gerçekleştirildi. Okulları ve kamu dairelerini tatil eden, bazı yolları trafiğe kapatan Azerbaycan hükümeti, zirveye sıkı hazırlanmasının karşılığını aldı.
Ancak tüm dünyanın COP29’dan beklentisi, katılımcı gelişmiş ülkelerin iklim krizi ile mücadele için gelişmekte olan ülkelere finansman yaratmasıydı. Gelişmiş ülkelerin verdiği bu sözün tartışmaları üç yıldır sürüyor. 2020 hedefi olarak belirledikleri 100 milyar dolarlık destek sözünü daha sonra 2025 yılına ertelemişlerdi. Diğer yandan Yeni Toplu Sayısallaştırılmış Hedef (New Collective Qualified Goal – NCQG) olarak adlandırılan bu finansman için belirlenen 100 milyar dolar artık yeterli görünmüyor.
COP29’da İklim Finansmanı Bağımsız Üst Düzey Uzman Grubu tarafından yayımlanan rapora göre 2030 yılına kadar yılda 1 trilyon dolar dış finansmanın harekete geçirilmesi gerekiyor. Bu rakamın 2035 yılına kadar yaklaşık 1,3 trilyon dolara çıkması bekleniyor. Üstelik herhangi bir gecikme hedefe ulaşmadaki maliyetleri daha da artıracak. Ancak sürekli olarak “acil durum” çağrısı yapan hükümet yetkililerinin finansman konusundaki sessizliği ve isteksiz davranışları umutları gün geçtikçe azaltıyor.
89 maddelik stratejik hedef
Türkiye, COP29 kapsamında 2053 Uzun Dönemli İklim Stratejisi belgesini Birleşmiş Milletler’e iletti. 18 öncelikli sektörün belirlendiği bu belgede 89 stratejik hedef bulunuyor. Buna göre, “Kalkınma önceliklerinden taviz vermeden” net sıfır hale gelme hedefine nasıl ulaşacağını detaylıca bildirdi. Hedefler arasında örneğin 2030 yılına kadar güneş enerji üretim kaynaklarını beş katına, rüzgar enerji kaynaklarını da iki katına, 2053 yılına kadar da birincil enerji arzının yüzde 80’ini temiz kaynaklardan üretmek hedefi var.
Türkiye’nin adaylığı
Tüm dünyanın yakından takip ettiği COP’a geçen yıl Dubai, bu yıl Azerbaycan ev sahipliği yaptı. Gelecek yıl ise Brezilya’da gerçekleşecek. Brezilya, bu yılki zirvede kurduğu standlarda yoğun katılımla yaptığı etkinliklerle şimdiden ev sahipliği rolüne hazır görünüyordu. Sonraki yıl, yani 2026’daki COP31 için iki aday var: Avustralya ve Türkiye. Türkiye’nin 2026 için sonuçlanmış başka planları da var. NATO’nun 2026 zirvesi Türkiye’de yapılacak.
COP29’da görüştüğümüz Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Türkiye’nin bu ev sahipliği konusunda kararlı olduğunu söyledi. Hasar’a göre Türkiye’nin avantajları saymakla bitmiyor. Öncelikle iklim krizi ile mücadelede hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin dertlerini anlaması, özellikle gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerle empati kurabilmesi onu bu adaylıkta öne çıkarıyor. İki taraf arasında köprü kurabiliyor. Ayrıca Türkiye, fosil yakıt üreten, karbon ticareti yapan ülkeler arasında yer almıyor. En kırılgan üç iklim havzasından biri olan Akdeniz iklim havzasında yer alıyor. İklime dayalı felaketlerin çoğunu yaşadığı için büyük deneyime sahip. Dirençli şehirler oluşturulması gibi iklim uyum çalışmalarında örnek oluşturulan projeleri hayata geçiriyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da geçen eylül ayında Avustralyalı yetkililer ile yaptığı görüşmede COP31 için çalışmalarını yaptıklarını, alanı belirlediklerini ve “Sıfır Atık” odaklı bir COP planladıklarının bilgisini vermişti.
Süper zenginlere vergi
COP29 ile paralel yapılan G20 Liderler Zirvesi’nin nihai bildirisi de yayımlandı. Bu zirvenin de önemli gündem maddesi olarak iklim krizi ile mücadele vardı. Açlık ve yoksullukla mücadele için bir ittifak kurmanın şart olduğu söylenirken süper zenginlerin vergilendirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca liderler, COP29’dan iklim finansmanı konusunda olumlu bir sonuç çıkması istediğinde bulundular.
Oylama ile seçilecek
Toplantıya ev sahipliği yapacak ülkeler bir seçim sistemi ile belirleniyor. Birleşmiş Milletler’in beş bölgesel grubu var: Afrika, Asya-Pasifik, Doğu Avrupa, Latin Amerika ve Karayipler, Batı Avrupa ve diğerleri. Sırası gelen grup içindeki ülkeler bir sonraki ev sahibini oylamayla seçiyor. Ancak Türkiye, işi garantiye almak istiyor. 2026’da Türkiye, bir sonrakinde de Avustralya’nın yapması için centilmenlik anlaşması öneriyor ancak 2025’te seçime giden Avustralya bu prestijli etkinliği bir seçim kozu olarak da kullandığı için kabul etmiyor. Prestij açısından oldukça önemli olan bu ev sahipliği, aynı zamanda iklim krizi ile mücadelede ilerleme sağlaması konusunda sorumluluk da yüklüyor. COP31’in ev sahibi büyük ihtimal gelecek yıl Brezilya’da belli olacak.
Paranın yönetimi
COP kapsamında toplanacak Kayıp ve Zarar Fonu ile ilgili de yanlış anlaşılmaların olduğunu belirten Prof. Dr. Hasar, Türkiye’nin bu fondan yararlanmak değil, gelişmekte olan bir ülke olarak yönetim mekanizmasında olmak istediğini söylüyor. Türkiye’nin çok fazla felaketle boğuştuğunu ancak afetler sonrası hızlı toparlanabildiğini söyleyen Prof. Dr. Hasar, para yönetimi konusundaki deneyimlerini paylaşmak istediklerini belirtiyor.
SAF ile sürdürülebilir havacılık yakıtı
COP29 kapsamında Türkiye pavilyonunda düzenlenen Socar Türkiye Sürdürülebilirlik Paneli’nde konuşan Socar Türkiye Strateji ve Sürdürülebilirlik Başkanı Ömür Önk, şirketin düşük karbonlu geleceğe yönelik çalışmalarını anlattı. Sürdürülebilirlik hedeflerini ilerletmek ve düşük karbonlu çözümlere geçişi hızlandırmak için stratejik ortaklıkların önemli olduğunu söyleyen Önk, “Örneğin, sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) projesi, şirketin öncelikli stratejik projelerinden biri. Kullanılmış yemeklik yağlar ve tarımsal atıklar gibi petrol dışı hammaddelerden üretilen SAF, hava taşımacılığı kaynaklı emisyonları önemli ölçüde azaltan bir alternatif yakıt” bilgisini verdi. Hafif taşıma yakıtları gibi bazı sektörlerde sürdürülebilir alternatifler bulunsa da petrokimyasallar gibi alanlarda teknolojik veya ekonomik olarak uygulanabilir çözümler henüz yok. Socar Türkiye, bu alandaki boşluğu doldurmayı hedefliyor.