Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı, posasında ise önemli bir geri dönüşüm fırsatı var. Kokusuyla, keyfiyle rutinlerimizin vazgeçilmezi olan kahve, tüketildikten sonra geriye devasa bir posa bırakıyor. Öyle ki dünyada her yıl 10 milyar kilogram kahve atığı ortaya çıkıyor. Herhangi bir ekonomik ya da çevresel faydaya dönüşmeden de bu posanın yüzde 99’u çöpe gidiyor. Yaratıcı zihinler için bu dönüşüm fırsatı demek. Dünyada kahve posasının değerlendirilmesi fikri Avrupa’dan Asya’ya, ABD’den Avustralya’ya kadar pek çok ülkede farklı modellerle hayat buluyor. Misal, Birleşik Krallık merkezli BeaNused, kahve posasını plastik hammaddesiyle birleştirerek ürünlerde yüzde 30’a kadar daha az plastik kullanımı sağlıyor. Belçika’da PermaFungi, işlediği yaklaşık 155 ton kahve posasını mantar ve gübre üretimiyle değerlendirmiş durumda. İngiltere merkezli Bio-bean ise kahve posalarını biyokütle peletleri ve biyoyakıt haline getirerek atığı enerji dönüşümüne tabi tutuyor.
Türkiye de bu meseleye kafa yoran ülkeler arasında. Zira yıllık kahve tüketimi 2010’ların başında kişi başına 350 – 400 gram civarındayken bugün bu rakam 1,5 kilograma çıkmış durumda. Yükseliş grafiği kahve kültürünün zenginleştiğini gösterdiği gibi akla kritik bir soruyu da getiriyor: Bu atıklar nasıl değerlenecek? Yanıt ise Wastespresso’dan geliyor. Wastespresso’nun global arenadaki diğer oyunculardan farklı bir özelliği var: Posanın tamamını dönüştürmek. Girişim ‘360 derece upcycling’... Yani atıkların tüm boyutlarıyla, değer katarak yeniden değerlendirildiği bir yaklaşıma sahip. Şirket, kahve posasını çöpe gitmekten kurtarırken pipet, kupa, biyo-kompozit hammadde, paneller gibi ürünlere dönüştürüyor. Bugüne kadar 79 ton kahve posasını dönüştürmüşler. 32 ton plastik tüketimini önleyerek, 103 ton da karbon emisyonunu azaltmışlar. Ortaya çıkan iş modeli hem çevreci hem de döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor. Bugün Wastespresso, 70’ten fazla şirkette, İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’de aktif olarak kahve topluyor. İş Bankası, Enerjisa, Tchibo, Allianz, Eti, Decathlon, MediaMarkt, Yemeksepeti, Zorlu Holding, PwC, Nestlé, Unilever, BAT gibi markalar bu sürece dâhil.
Ortak payda
Wastespresso’nun dört kurucusu var: Ulaş Kayır, Cavid Bayramlı, Kerem Acar ve Vedat Levi. Her biri ekibe farklı bir güç getirmiş. Gıda mühendisi ve şirketin genel müdürü olan Ulaş Kayır, atık yönetimi deneyimiyle girişimin operasyonel ayağında kritik rol üstlenen isim. Daha önce Unilever’in Ar-Ge departmanında çalışmış ve diğer atıkların değerlendirilme alanı varken kahvenin çöpe gitmemesi için epey mesai harcamış. Barista olarak çalıştığı dönemlerde kahve atığının nasıl değerlendirilebileceğini düşünen Cavid Bayramlı da öyle. Kerem Acar ise ailesinin gıda üretim işinden gelen üretim ve lojistik bilgisini masaya koymuş. Uzun yıllar iş dünyasında kazandığı network ve yatırım tecrübesiyle ekibi tamamlayan da Vedat Levi olmuş. Kuruluşun ilk dönemleri tam bir girişimcilik klasiği: Ev mutfaklarında tencerelerde yapılan deneyler, defalarca tekrarlanan başarısız denemeler ve sabırlı Ar-Ge süreçleri.
İlk yatırım, girişimcilik jargonunda “Friends & Family” denilen çevreden gelmiş. Yaklaşık 70 bin dolarlık bu destekle minimum uygulanabilir ürünlerini geliştirmişler. İlk ürün ise kahve posasından üretilmiş pipet olmuş. “Biz 2020’den 2023’e kadar Wastespresso’dan maaş almadık, part-time yürüttük. Evlerde denemeler yaptık, sürekli yeniden denedik. Ama sonunda formülü bulduk” diye anlatıyor Kayır. Bu süreç finansal olarak zor geçse de 2020 yılında TÜSİAD’ın “Bu Gençlikte İş Var!” girişimcilik programında birincilik ödülünü almayı ve özellikle sürdürülebilirlik temalı mecralarda ödüller kazanmayı başarmışlar.
Wastespresso’nun iş modelinin ilgi çekici yanı yalnızca ürün üretmekle kalmaması; aynı zamanda kahve posasının toplanmasından karbon raporlamasına, müşteri entegrasyonuna kadar uçtan uca bir model kurması. Başlangıçta büyük kahve zincirlerinden ücretsiz posa alan ekip, lojistik maliyetlerin yüksekliği nedeniyle farklı bir plan çizmiş. Şirketlere yeni bir hizmet sunmuşlar: Kahve posası toplamanın yanında aylık karbon azaltım raporlaması. Böylece işletmeler hem atıklarını değerlendirmiş oluyor hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayan somut veriler elde ediyor. “Özellikle İngiltere ve Hollanda’da sayıları sınırlı olsa da kahve atıkları üzerine çalışan girişimler var ancak onların odak noktası farklı. Çoğu ya kahve posasından yağ çıkarıyor ya da biyoyakıt üretimine yöneliyor” diyen Kayır bu farkı şöyle anlatıyor: “Biz posanın tamamını, yüzde 100’ünü değerlendiriyoruz. O yüzden 360 derece upcycling diyoruz.”
Wastespresso’nun önemli kaynaklarından biri de İstanbul Havalimanı. Burada yer alan kahve noktalarından haftalık olarak tonlarca posa çıkarılıyor. Toplamalar yalnızca kahve zincirleriyle sınırlı değil. İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’deki oteller, şirket ofisleri ve restoranlar da bu sürecin parçası. Toplanan kahve posası özel kutularda biriktiriliyor ve haftalık olarak alınıyor. Kahve posası ‘yaşayan’ nemli bir malzeme ve bekletildiğinde bozuluyor. O yüzden haftalık toplanması kritik öneme sahip. Toplanan posalar anlaşmalı oldukları merkezlerde çeşitli girdilerle işlenerek biyoplastik granüle dönüştürülüyor.
Ayda, 6 ton kahve posasından yaklaşık 25 ton granül malzeme elde ediyorlar. Granül fiyatı ise özelliklerine göre kg başına 2,5 – 3,5 dolar arasında değişiyor. Granül hem doğrudan üreticilere satılabiliyor hem de Wastespresso kendi ürünlerini çıkarıyor; pipetler, kahve kupaları (mug), tıkaçlar... Özellikle bu pipetlerin kağıttan alternatiflere kıyasla daha iyi bir kullanıcı deneyimi sunduğunu belirten Ulaş Kayır burada esprili bir noktaya değiniyor: “Kağıt pipetler tadı bozuyor, ağzınızda parçalanıyor. Hatta Trump bile çıkıp ‘Bu kağıt pipet ne leş bir şey, plastiğe dönelim’ demişti. Bizim çözümümüz hem sürdürülebilir hem de kullanıcıyı tatmin ediyor.” Şirketin ürünlerini kullanan müşteri portföyünde Hilton, Rixos, Shangri-La, Scorpios, Vakko ve Beymen var.
Gelecek vizyonu
Wastespresso’nun yatırım yolculuğunda ilk yatırımcılardan biri Kahve Dünyası olmuş. Hem kahve posası tedarik ediyorlar hem de şirketin yatırımcısı ve müşterisi konumundalar. Bu iş birliği ailenin genç kuşağı Kaan Altınkılıç’ın vizyoner yaklaşımıyla 2023’te gerçekleşmiş. Kahve Dünyası dışında Founder One, oyuncu Mert Fırat gibi isimler de yatırımcılar arasında. Şirket 2025 sonunda yeni bir turla büyümeyi hedefliyor. Amaç yalnızca ömrü uzatmak değil; Ar-Ge ekibini genişletmek, satış kanallarını güçlendirmek ve Avrupa açılımını hızlandırmak. Şirketin Hollanda ve İngiltere’de kuruluş süreci devam ediyor. “Türkiye bizim için test pazarıydı. Avrupa’da sürdürülebilirlik ve biyoplastik çok daha fazla talep görüyor. Orada bu işi ölçekleyeceğiz” diye anlatıyor Kayır ve ekliyor: “Bizim işimiz biraz zor, biraz pis iş. Tam da bu yüzden değerli.”