Yazar Karel Čapek, 1920 yılında ‘R.U.R.’ adlı tiyatro oyununda Çekçe “zorunlu iş, angarya” anlamına gelen “robota” kelimesinden robot ifadesini türetti. Oyunda robotlar insanların “angarya” işlerini üstlenerek onları yoksulluktan ve zorunlu çalışmaktan azade etmek amacıyla üretiliyor. Oyunun üzerinden 100 yıl geçti. Bugün robotlar endüstriden hizmete, tarımdan sağlığa birçok alanda kullanılıyor.
Uluslararası Robotik Federasyonu’nun (IFR) 2024 raporuna göre dünyada endüstriyel olarak kullanılan robotların sayısı 4,28 milyon adedi geride bıraktı. 2021 - 2023 döneminde her yıl kurulan robot sayısı 500 bin adedin üzerine çıktı. Peki robot deyince ne anlamak gerekiyor: Bir robotu İsviçreli ustaların incelikli ellerinden çıkan saatlerden ya da para atınca içecek veren otomatlardan ayıran ne?
Uluslararası Standardizasyon Örgütü’nün (ISO) 2021 yılında güncellenen tanımına göre robot, farklı görevleri yerine getirebilen, çevresiyle etkileşim kurarak otomatik kontrol altında hareket eden, yeniden programlanabilir, çok amaçlı makine.
Endüstriyel alanda robotların kullanılması 50 yıldan uzun bir geçmişe sahip olsa da veriler 2010’lu yıllardan sonra ivmelenmeye işaret ediyor. Robotların endüstriden gündelik yaşama hızla nüfuz etmesinin ardında tek bir sebep olduğu söylenemez. Teknolojik, sosyolojik ve politik faktörler pandemi sonrası sıçramanın itici gücü oldu.
Bunda etkili olan ilk faktör sensör ve çip teknolojisindeki gelişmeler ve yapay zekadaki atılımla ihtiyaç duyulan yazılım süreçlerinin hızlanmasıydı. Aynı zamanda bu teknolojilerin maliyetleri ve robotik Ar-Ge yatırımları KOBİ düzeyine kadar indi. Öyle ki McKinsey’nin 2017 tarihli raporuna göre 30 yılda robot fiyatları reel olarak yarı yarıya düştü.
İkinci olarak pandemi sonrası işgücü piyasası ve iş güvenliği beklentilerinin değişmesi gösterilebilir. Buna bağlı olarak tekrarlayan, dikkat dağıtan ve yorucu işleri makinelere bırakma eğilimi güçlendi. Gelişmiş ülkelerde nüfusun yaşlanmasıyla sanayi ve hizmet alanındaki istihdamda işçi açığı da robotik teknolojilerinin gelişimini destekledi. Sıkça göz ardı edilen bir diğer gerçek de nüfusun yaşlanması. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2050’de 2 milyar insan 65 yaşın üzerinde olacak. Bu da daha az çalışan ve daha fazla bakım hizmeti ihtiyacı anlamına geliyor...
Son olarak ABD ve Çin arasındaki teknoloji yarışının robotik alanına da yansıması kaçınılmazdı. Statista’nın verilerine göre ABD’de robotik dönüşüm sadece 2025 yılında 10 milyar doları aşkın bir ekonomi yaratacak ve bu, dünyadaki toplam robotik sektörü cirosunun beşte biri. Bu miktar Çin’de 9 milyar dolar seviyesinde. Çin şimdilik ABD’nin gerisinde gözükse de Statista’nın büyüme projeksiyonlarına göre ABD’de robotik dönüşüm 2030’a kadar her yıl yüzde 8,1, Çin’de yüzde 11,4 oranında (Dünya ortalaması ise yüzde 9,5) büyüyecek. Bu hesaba göre Çin, ABD’yi beş yıl sonunda yakalamış olacak.
Endüstride standart olarak kabul edilen 10 bin çalışana düşen robot sayısının dünya ortalaması 2023 yılında 162 oldu. Bu rakam 2016 yılında 74’tü. Türkiye’de faal endüstriyel robot sayısı 26 binin üzerinde seyrederken imalat sektöründe çalışan her 10 bin kişiye yaklaşık 43 robot düşüyor. Bu alanda rekor, bin 12 robotla Güney Kore’de. Onu Singapur (730), Çin (460) ve Almanya (429) takip ediyor.
Bu artışta büyük rol oynayan Çin’in robotik stratejisini Doruk Keser’in yazısında (Sayfa 70) detaylı bir şekilde göreceksiniz. Robot kurulumlarının sayısına bakarsak 2023’te endüstriyel robot kurulumlarının büyük kısmı Çin, Japonya, ABD, Güney Kore ve Almanya’da gerçekleşti. Bu beş ülke, toplam kurulumların yaklaşık yüzde 78’ini oluşturdu. Statista’nın tahminlerine göre 2025 yılında robotik yatırımları dünya genelinde 50 milyar dolar, Türkiye’de 484 milyon dolar olacak.
İstihdam ve verimlilik açısından Türkiye’de otomasyon ve dijitalleşme potansiyeli teoride yüksek. McKinsey’nin “Future of Work: Turkey’s Talent Transformation in the Digital Era” (İşin Geleceği: Dijital Çağda Türkiye’nin Yetenek Dönüşümü) raporuna göre 2030 yılına gelindiğinde, otomasyon ve dijitalleşmenin etkisiyle 7,6 milyon iş ortadan kaybolabilir. Öte yandan 8,9 milyon yeni iş alanı ortaya çıkabilir. Bu da toplamda 1,3 milyonluk bir net istihdam artışı anlamına geliyor. Ayrıca henüz var olmayan 1,8 milyon yeni işin doğabileceği ve bunların büyük kısmının teknolojiyle bağlantılı sektörlerde olacağı öngörülüyor. Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için Türkiye iş gücünde yer alan 21,1 milyon kişinin, mevcut işlerinde çalışmaya devam ederken teknolojiyi kullanarak becerilerini geliştirmesi gerekecek. Intecro CEO’su Ahmet Ali Şen, “Robotlar kimseyi kolay kolay işsiz bırakmaz” diyor. Şen’e göre iş tanımları değişecek.
Robotik otomasyondan, maliyetleri düşürmesi, üretim hatalarını azaltması ve kesintisiz üretim yapması gibi verimlilik artışı açısından pozitif etkiler bekleniyor. ABD Ticaret Bakanlığı’na bağlı Uluslararası Ticaret İdaresi tarafından yapılan ve 2003 – 2017 dönemini kapsayan bir analizde, robot yoğunluğundaki yüzde 1’lik artışın verimliliği ortalama yüzde 0,8 yükselttiği raporlandı. Uluslararası Robotik Federasyonu’nun verileri de Avrupa’da 2022 yılında 72 bin yeni robot kurulumunun yapılması ile üretim hatlarında hız ve kalite iyileşmelerine işaret ediyor.
Türkiye’nin robotik yatırımlarına ihtiyacı var. Ancak yatırım atmosferinin 2026 yılından sonra iyileşeceği öngörülüyor. Bu yüzden robotik şirketleri, yatırımların nispeten az olduğu bu dönemde rotasını biraz daha ihracat tarafına çevirdi. Birçok şirketin gelecek planı, cirolarındaki ihracat payını artırmak. Böylece iç pazardaki durgunluğu dış pazarlardaki hareketlilik ile kompanse etmek istiyorlar. Burada Avrupa pazarı öne çıkıyor. Robotik şirketlerinin ilk adresi özellikle İngiltere ve Almanya pazarları. İngiltere pazarındaki teşvikler Türk şirketlerin radarındayken HKTM ve Intecro gibi şirketler şimdiden Almanya’da birer şirket kurmuş bile.
Türkiye’deki şirketlerin kendilerine güveni yüksek. Otomotivde içten yanmalı motordan elektrikliye geçişin yarattığı fırsata değinen robot teknolojisi üreticileri, üretim süreçlerindeki bu dönüşümde Türkiye’nin de söz sahibi olabileceğini düşünüyor.
Dünyada öne çıkan robotik şirketleri
Ana odağı robotik olan şirketler, sağlık, endüstriyel üretim, lojistik ve tüketici elektroniği gibi birçok farklı sektörde faaliyet gösteriyor.
Figure AI
Piyasa değeri: 39 milyar dolar
ABD
Figure AI, lojistikten üretime pek çok alanda kullanılmak üzere yapay zeka destekli robotlar geliştiriyor. Kurucusu Brett Adcock, 1,4 milyar dolarlık servetiyle Forbes Milyardeler Listesi’nde.
Symbotic
Piyasa değeri: 33 milyar dolar
ABD
Depo otomasyonu ve lojistik robotlarıyla tanınan Symbotic, büyük ölçekli perakende zincirlerinin tedarik zinciri süreçlerini dönüştürüyor. Forbes 400 listesindeki kurucu Rick Cohen ve ailesi 25,5 milyar dolarlık servete sahip.
Fanuc
Piyasa değeri: 27,4 milyar dolar
Japonya
Endüstriyel robotların küresel öncülerinden Fanuc, üretim hatlarında kullanılan robot kolları, CNC makineleri ve otomasyon çözümleri üretiyor.
KION Group
Piyasa değeri: 8,8 milyar dolar
Almanya
Forklift ve depo içi lojistik çözümler üreten KION Group, endüstriyel taşıma sistemlerinde dünyanın en büyük üreticilerinden biri. Ayrıca akıllı depo yönetimi ve robotik taşıma sistemleri geliştirmeye odaklanıyor.
UBTECH Robotics
Piyasa değeri: 8,1 milyar dolar
Çin
İnsansı robotlar ve akıllı eğitim robotlarıyla bilinen UBTECH, özellikle tüketici ve eğitim teknolojileri alanında dikkat çekiyor. Şirketin kurucusu Zhou Jian’ın 2 milyar dolarlık serveti var.
İnsansı Akın
İnsansı robotlara talep artarken Akınrobotics ilk kez kendini amorti etmek üzere. Şirket kapasite artırımı ile yurt dışını hedefine alıyor.

Akınrobotics’in kurucusu Dr. Özgür Akın “Şimdiye kadar 272 robot sattık” diyor ve ekliyor: “Yarısından fazlası bu yıl satıldı.” 2009 yılında Konya’da kurulan Akınrobotics, insansı robot (humanoid) üretmek amacıyla yola çıktı. Bugün Akınrobotics, “Ada” ve çocuklara yönelik geliştirilen “Mini Ada” robotlarının seri üretimini yapıyor. İki robot da insansı görünüme sahip olsa da tekerlekle hareket ettikleri için tam olarak humanoid sınıfına girmiyor. Robotlar kendi yapay zeka yazılımlarına sahip aynı zamanda başka programlara da entegre olabiliyor. Motorlar dahil birçok aksam şirket içinde üretiliyor.
Akınrobotics’in insansı robotu “Akıncı”nın geliştirilmesi, o dönem yüksek talep gören Ada serisi robotların önünü açmak için dördüncü nesilde durdurulmuştu. Beşinci nesli Aralık 2024’te yeniden geliştirilmeye başlanan Akıncı’nın 2025’in sonundaki lansmanı için hazırlıklar devam ediyor.
Hastane, eczane ve otel gibi hizmet sektöründe kullanılan Ada serisine ilgi yıldan yıla artış gösteriyor. Şirket, Konya’daki fabrikanın üretim kapasitesini 2026 itibarıyla 500’e çıkaracak, sonraki hedefleri ise ilerleyen yıllarda her yıl kapasiteyi iki kat artırmak.
Akınrobotics artan talebe cevap verebilmek için ikinci bir fabrika kuracak, bu kez lokasyon Konya değil Marmara Koridoru. Şirketin 2019’da 54 olan çalışan sayısı 2025’te 225’e çıkarken insan kaynağı tarafında yaşadıkları sorunlardan biri de insanları Konya’da yaşamaya ikna etmek. Yazılım ekiplerinin uzaktan çalışmaya geçmesiyle bu sorun bir ölçüde aşılmış.
Yükselen taleple Akınrobotics’in 2025’te kendini amorti ederek üst şirket Akınsoft’tan kaynak almayı bırakacak. “Yeni kapasiteyle ihracata ağırlık vereceğiz” diyor Dr. Özgür Akın.
Krizden Doğan
Pandemi, birçok sektör için yıkıcı olurken bazı girişimciler için dönüm noktası oldu. Murat Ayrancı ve Emre Çekiç’in robotik girişim hikayesi de tam olarak böyle.

Eğitim teknolojileri alanında yola çıkan iki genç girişimci var karşımızda. Okullara turnike sistemi kuran Murat Ayrancı ve Emre Çekiç, 2015’te kurulan şirketle 250’den fazla okulda, yaklaşık 300 bin öğrenciye hizmet vermişler. Pandemiyle okullar kapanınca, gelir kaynakları kurumuş. Ama her kriz, yepyeni bir fikrin tohumlarını atar.
Pandemide eve kapanan insanlar, teslimat hizmetlerine yönelmişti. Ayrancı ve Çekiç de öyle… Dikey yapılarda otomatik teslimat altyapısı fikri doğdu ve Saha Robotics kuruldu. Büyük sitelere ve kompleks yapılara yönelik bir market sipariş sistemi geliştirildi. Uygulama üzerinden verilen siparişler robotlarla teslim edilecekti ama pratikte sorun vardı: Piyasada uygun robot yok! Çözüm ise kaçınılmazdı: Kendi robotlarını üretmek.
Bu karar sonrası, robotik alanında tecrübeli Orhan Hafif ile yolları kesişti. Üç kurucu ortak robotiğe odaklandı ve Mayıs 2020’de İstanbul Skyland’de ilk pilot projeyi hayata geçirdi. Bir yıl içinde kendi marketlerini kurup kendi geliştirdikleri robotlarla hizmet vermeye başladılar. Teslimat ücreti ve sepet sınırı olmayan bu sistem, kullanıcılar tarafından büyük ilgi gördü.
Ağustos 2021’de, Happy Center’ın sahibi Yavuz Altun’dan alınan 150 bin dolarlık yatırım, şirketin yönünü değiştirdi. Altun’un “Market işini bırakın, robotiğe odaklanın” önerisiyle, Saha Robotics B2B çözümlere yöneldi. Ardından gelen 380 bin dolarlık yeni yatırımla robotik çalışmaları hızlandı.
Bugün Saha Robotics; oteller, hastaneler ve iş merkezleri için Speedy Kurye, restoranlarda garsonların yükünü hafifleten Speedy Service ve eğitim sektöründe Okulyo gibi ürünlerle büyümeye devam ediyor. Yakın zamanda Dubai ve Katar gibi pazarlara açılma planları da gündemde.
Hareketin Peşinde
Ağır sanayideki deneyimini robotik alana taşıyan HKTM’nin cirosunun neredeyse yüzde 20’si robotik projelerden.

Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri Merkezi (HKTM), ağır endüstri için hidromekanik sistemlerin yanı sıra robotik kollar, otomasyon sistemleri ve ağır sanayi için hareket kontrol teknolojileri de üreten bir şirket. 2022’de halka arz edilen şirketin, 23 Eylül itibarıyla piyasa değeri 1,6 milyar TL. “Çin’e mal, Almanya’ya bilgi satmak istiyoruz” diyen yönetim kurulu başkanı Tunç Atıl’a göre bu sadece bir hedef değil, vizyon.
Üç eksende hareket eden kartezyen robotlardan altı eksenli insan kolu benzeri robotlara kadar farklı çözümler sunuyorlar. TÜBİTAK projesiyle geliştirdikleri Delta, tavana monte edilen üçgen kollarla “Al ve Yerleştir” uygulamaları için çalışıyor. Halka arzdan hemen önce MAKERS isimli yeni bir yapı oluşturmuşlardı. Robotik otomasyon hatları MAKERS’tan ilerliyor. Sanayiye özel otomasyon ve robotik üretim çözümleri geliştiren şirketin çalışma şekli proje bazlı. HKTM’nin 2025’in ilk altı ayındaki 327,7 milyon TL’lik cirosunun yüzde 19’u (62,5 milyon TL), müşterileri arasında Arçelik, Mefa ve Nema gibi şirketlerin yer aldığı MAKERS’tan.
Simülasyon Çağı
Eğlence parkları VR teknolojileriyle hızla dönüşüyor; DoF Robotics bu dönüşümden en büyük payı almaya göz dikti.

Marvel evreninde ya da Angry Birds dünyasında bir maceranın içindeyseniz size bu deneyimi sunan teknolojinin İstanbul merkezli DoF Robotics’e ait olma ihtimali yüksek. 2009’da kurulan şirket, robotik sistemler, yapay zeka ve VR/AR teknolojilerini birleştirerek dünyanın dört bir yanındaki tema parklarında adrenalini yükseltiyor.
DoF Robotics, “Dark Ride”lardan 360 derece dönebilen “Riot” lara kadar 13 farklı hareketli platform üretiyor. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı ise Flying Theatre: Ziyaretçilerin ayakları boşta oturduğu dev bir platform, dev ekranlarla birleştiğinde insanlara uçuyormuş hissi veriyor. ABD ve Asya’daki büyük parklarda giderek popüler hale gelen bu deneyim, DoF’un küresel pazardaki en iddialı ürünlerinden.
Marvel Studios, Universal Studios, Transformers ve Angry Birds gibi global devler DoF’un müşterileri arasında. Yönetim kurulu başkanı Mustafa Mertcan, “Biz kimseye gitmedik, hep onlar bize geldi” diyor.
DoF Robotics, eylül ayında hisselerinin yüzde 29,4’ünü halka arz etti. Hem şirketin bilinirliği arttı hem 2 milyar liralık kaynak yaratıldı. (Piyasa değeri 23 Eylül itibarıyla 400 milyon dolardı)
DoF’un gelirlerinin yüzde 87’si, 60’tan fazla ülkeye yaptığı ihracattan geliyor. Şirketin 2022’de 156 milyon lira olan cirosu, 2024’te 628 milyon TL’ye yükseldi. Net kârı da 164 milyon TL oldu. FAVÖK marjı ise bir yüksek teknoloji üreticisi için beklendiği gibi yüksek: Yüzde 48.
İhracat gelirlerinin yanı sıra iç pazarda gelirlerini artırmak üzere Türkiye’de İstanbul, Antalya ve Kapadokya’da üç ayrı Flying Theatre yatırımları devam ediyor. ABD ve Şili’de gelir paylaşımı modelleriyle kalıcı pazar payı yaratmak isteyen Mertcan’ın orta vadedeki hedefi, kendi “Dijital Tema Parkı”nı açarak sürekli gelir akışı sağlamak.
Üretim Hattı
Intecro, bir zamanlar Ankara’daki bir teknoparkta gizli gizli üretim yaparken bugün teknolojisini 24 ülkeye gönderiyor. İhracatın cirodaki payı yüzde 15 - 20 seviyesinde. Hedefte bunu 2030 yılında yüzde 50’ye çıkarmak var.

Türkiye’nin sanayi haritasında endüstriyel robotik denince gözler çoğunlukla İstanbul çevresine çevrilir. Oysa 2010 yılında, Ankara’nın sessiz atölyelerinden birinde, gece yarılarında başlayan bir yolculuk bugün farklı bir hikayeye evrildi. Intecro, robotik, otomasyon ve ileri üretim teknolojilerini bir araya getiriyor. Ankara’da 11 bin metrekarelik bir üretim tesisine sahip şirketin kurucularından Ahmet Ali Şen, bu yolculuğu robot satmak değil değer satmak olarak özetliyor.
Intecro üç temel pazara odaklı: Savunma-havacılık, otomotiv, elektromobilite ve ağır sanayi. “Biz herkesin terzisiyiz” diyor Şen. Intecro, Aselsan, MKE, TUSAŞ, Renault, Tofaş ve Togg gibi şirketlerle çalışıyor. Şirketlere üretim hatları kuruyor. Intecro’nun grup şirketlerinden Robiter, katalog ürün olarak robot ve ekipman satıyor. Metalworm ise eklemeli imalat teknolojileri geliştiriyor. Ankara’daki fabrikanın üretim kapasitesi yıllık 3 bin 500 ton. Şirketin iş karmasına göre kilogram başına ciro 280 ile bin 200 dolar arasında değişiyor. 2022’de yalnızca 3 – 4 milyon euro ciro yapan şirket, üç yılda cirosunu 30 milyon euro seviyesine çıkarmış. İhracatın cirodaki payı bugün yüzde 15 – 20 düzeyinde. 24 ülkeye teknoloji gönderen şirket, daha geniş bir coğrafyayı hedefliyor. “Ben yurt dışından para getirmek istiyorum” diyor Şen. Forbes Türkiye dolar milyarderi Türkler 2025 listesinde 23’üncü sırada yer alan Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’ın kendisine söylediği şu sözü hatırlatıyor: “Hisse ihracatı önemli. Hisseyi yabancılara satıp Türkiye’ye yatırım yaptırabiliyorsak çok kutsal bir şey. Çünkü onların parasını getiriyorsun. İçerdeki parayı bir yerden bir yere vermiyorsun.”
Yürümeyi Hatırlamak
Bama Teknoloji’nin robot destekli yürüyüş rehabilitasyon cihazı, alanında Türkiye’de tek, dünyada da rakibi az.

Her yıl milyonlarca insan inme, omurilik yaralanması veya Parkinson gibi hastalıklarla yürüme kabiliyetini kaybediyor ya da kollarını kullanamıyor. Uzun rehabilitasyon sürecinin yeni yardımcıları robotlar. Ankara merkezli Bama Teknoloji robot destekli rehabilitasyon robotu ve giyilebilir dış iskelet geliştiriyor. Şirket 2010’da ilk ürünü “RoboGait”i iki kurucu ortak ve iki mühendisle geliştirmeye başladı.
RoboGait, şu anda Bama’nın finanstan sorumlu yöneticiliğini yapan Akay Öztürk’ün üniversite bitirme projesi olarak doğdu. Yaptıkları işin dört kişinin harcı olmadığını kabul ediyor. Öztürk, üç yıllık yoğun Ar-Ge sürecini şöyle özetliyor: “Dört kişinin işi değildi, cihazı gece gündüz çalışarak üç yılda ortaya çıkardık.”
RoboGait, inme, omurilik yaralanmaları, Parkinson ve Serebral Palsi gibi rahatsızlıklarla yürüme yetisini kaybeden hastalar için tasarlanmış kapsamlı bir lokomotor terapi sistemi. “Biofeedback” yöntemiyle hastaya yürüyüş modelini tekrar tekrar uygulatıyor; amaç beynin ve omuriliğin bu fonksiyonu yeniden öğrenmesi.
2013’te sertifikasyon süreçlerini tamamlayan cihaz, Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında da ilgi gördü. Bugün 90’dan fazla RoboGait, 15 ülkede hastane ve kliniklerde kullanılıyor. ABD pazarına girmek için de gerekli onaylar alınmış, şimdi güvenilir bir partner arayışındalar.
Dünyada bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bama Teknoloji, İsviçre merkezli Hocoma ile birlikte en çok bilinen şirketlerden. Ancak Çin’den yeni oyuncular birkaç yıl içinde rekabeti kızıştırabilir. Öztürk, “Şu anda bizim olduğumuz seviyede değiller ama üç beş seneye teknoloji olarak bizi yakalayabilirler” diyor. Şirket bugüne kadar hibeler, devlet destekleri ve banka kredileriyle büyüdü; şimdi yatırım arıyor. Öztürk, hedeflerini şöyle özetliyor: “Henüz oturmamış bir sektörde yeni pazarlara girmek için finansmana ihtiyacımız var.”
Hedefe Doğru
Milvus Robotics, siparişleri ikiye katlayarak büyürken toplam satışın yüzde 70’ini ABD’ye yapıyor. Ataktalar ancak küresel pazarda rekabet sert.

Robotik dönüşümün hızlandığı sektörlerin başında lojistik ve depo yönetimi geliyor. ODTÜ’deki robotik topluluğunun bir parçası olan Milvus Robotics’in yüksek mühendis olan dört kurucusu, 2011 yılında robotik dönüşüm trenine atladıklarında akıllarında tek bir düşünce vardı: “Bunun parçası olmamız lazım.” Depo yönetimi denildiğinde akla Amazon’un tüketici odaklı hizmetleri ve buralarda çalışan robotlar gelse de CEO Burak Şamil Özden Milvus’un iç lojistik yönetiminde uzmanlaştığını söylüyor.
Milvus’un ürünlerinin teknolojisi ise otonom araçlarla evlerdeki temizlik robotlarının arasında bir yerde konumlanıyor. Teknolojinin çalışma şekli benzer olsa da gelişmişlik düzeyi farklı. Şirket uzun bir süre destekler ve hibelerle varlığını sürdürmüş. Ürettiği dört farklı büyüklükteki otonom mobil robot (Autonomous Mobile Robot - AMR) ile Avrupa ve ABD pazarlarında büyümek isteyen Milvus, 2023’te 600 bin dolarlık ilk yatırımını APY Ventures’ten aldı. 2025’te 4,5 milyon dolarla başlayan yatırım turu daha sonra Ak Portföy’ün katılmasıyla 5,5 milyon dolara çıktı. Turdan elde ettikleri gelirle hem büyümeye hem Ar-Ge’ye devam etmek istiyorlar.
Dört farklı modelle şu anda sahada binden fazla aktif robotları var. Müşterileri arasında General Electric, Nissan, Unilever, Yazaki ve General Dynamics var. Her sene siparişler ikiye katlanarak ilerliyor. Şamil Özden, “İhracat oranımız yüzde 80, toplam satışlarımızın yüzde 70’i ABD’ye gitti” diyor.
Bugün Milvus’un üç yıllık yol haritasında iç lojistikte forkliftlerle yapılan ürünlerin depoya giriş ve çıkışı arasındaki tüm işlemlerin otonom hale getirilmesi var: Çin tarafında yükselen bir rekabet olsa da bu iç lojistik pazarının henüz küresel bir sahibi yok. “Pazar henüz konsolide olmadı. Milvus da özellikle ABD’de bilinen bir şirket. Amacımız küresel ölçekte bu alanda söz sahibi olan bir şirkete dönüşmek” diyor Şamil Özden.
Akıllı Depolar
Turcorn 100 ve İngiltere’deki Pathfinders’a seçilen otonom mobil robot üreticisi Bottobo, atılıma hazırlanıyor.

Bottobo Robotics, depo yönetimi için mobil otonom robotlar (AMR) üretiyor. Şirket 2023’te Eksim Ventures liderliğinde 1,75 milyon dolar yatırım aldı. CEO Batuhan Turgut Ulutürk, 2015’te DHL’in küresel otomasyon ekibinde şirketin robotik dönüşüme entegrasyonunu yürütüyordu; “Ben robotik tarafına bakıyordum, Bottobo’nun çıkış noktası burası” diyor.
Şirket Turcorn 100 listesinde. Ayrıca İngiltere’nin büyümekte olan şirketlere ülkede daha kolay iş yapma imkanı tanıyan Pathfinder Awards programına seçilen dört şirketten biri oldu.
THY’nin de Terminal hızlandırma programına dahil oldular. Sahada 35 robotları var. Bu sayı yıl sonuna kadar sayı 50’ye çıkacak. İlk ihracat Suudi Arabistan’a yapıldı ancak hedef pazar İngiltere. Seri üretimin eşiğindeki Bottobo, 2026’dan itibaren yıllık 250 adetlik üretim kapasitesi hedefliyor.
Güneşi Parlatmak
Toz tabakası, milyon dolarlık güneş paneli yatırımlarına gölge düşürebiliyor, Robsys panelleri yeniden güneşe açıyor. Şirketin üç yıllık planında yeni fabrika ve halka arz var.

Bundan tam 19 yıl önce gökdelenlerin camlarını temizleyen robotlar üreten Robsys, 2010’lu yıllarda, bir fuarda yöneltilen “Neden güneş panellerini de temizlemiyorsunuz?” sorusuyla rotasını yeni bir pazara çevirdi. 2010’larda Türkiye’nin kurulu gücü 49 bin 500 MW’tı ve güneşin payı yok denecek kadar azdı. 2025’te toplam güç 119 bin 600 MW’a çıkarken, bunun 22 bin 900 MW’ının güneşten karşılanmasıyla güneş enerjisi önemli bir kaynak haline geldi. Pazar hızla büyüdü. Güneş paneli pazarında bir zorluk var: Kirlenme. Çalışmalar, bir ay boyunca tozlanan panellerin, yüzde 18 – 28 daha az enerji ürettiğini gösteriyor. Robsys’in kurucu ortağı Turgut Çağatay, “Robotlar, insanların ulaşmakta zorlanacağı alanları temizliyor, panele zarar vermiyor” diyor. Robsys’in endüstriyel temizlik robotlarının yıllık üretimi 600 adet. Bir robot kurulumunun maliyeti ise yaklaşık 20 bin dolar. Müşterileri arasında Kalyon Holding ve Cengiz Holding gibi şirketler, CW Enerji ve Sanko gibi panel üreticileri var. Türkiye’de kurulumların yavaşlamasıyla şirket ihracata yöneldi. Almanya’daki şirketiyle globali hedefleyen Robsys’in cirosunun yüzde 35’i ihracattan geliyor, hedef yıl sonunda bunu yüzde 40’a çıkarmak. Üç yıllık planda yeni fabrika ve halka arz da var.
Tarlada Teknoloji

Pamuk tarlasında yere düşen pamukların adı olan afara, bugün o pamukları yerden kaldıran bir şirketin de adı. Ailesi 70 yıldır Adana’da çiftçilik yapan kurucu Ömer Muratlı, babasının tarlasında, yere düşen ve elle toplaması zor pamukları kaldırmak için bir robot geliştirerek Afara’yı kurdu. Muratlı’nın Afara’sı, 2023’te Halk Yatırım’ın kitle fonlama platformu üzerinden 300 bin dolarlık tohum öncesi yatırım aldı. 2025’in başında Ziraat Portföy Fonlabüyüsün GSYF’nin yüzde 3,15’lik hisse alımı yapmasıyla şirketin değerlemesi 6 milyon dolara çıktı. Robot; pamuğu görüyor, büyüklüğünü algılıyor, hızına göre bacalarını ayarlıyor. Hedefe geldiğinde 300 milisaniye duruyor ve vakumlayarak pamuğu çekiyor. 40 – 42 dönümlük arazideki toplama işlemini altı saatte tamamlayan robotun fiyatı 200 bin dolar. Şirketin aylık üretim kapasitesi 10 robot, iki yıl içinde hedef bunu 30’a çıkarmak. Yıl sonu şirket 10 robot teslim etmeyi planlıyor. İlk teslimatlar Adana ve Güneydoğu Anadolu’ya yapılacak.
Temiz Tarım

Bir bahçede sebze yetiştiriciliğine başlayan bir amatörseniz yaşayacağınız en büyük sorunun yabani otlar olduğunu göreceksiniz. Pandemide İstanbul dışına taşınan mühendis İlker Bektaş da bu sorunla karşılaştı.
Rejeneratif tarımla uğraşan çiftçilerle konuştuğunda sorunun büyüklüğünü fark etti. Geleneksel çözüm ise elle toplamak. Bu hem zahmetli hem maliyetli. Hobisi olan robot teknolojisiyle temiz bir çözüm geliştirme girişiminden Orbiba doğdu. Şirketin Ecominos robotu prototip aşamasında. Üzerinde hem derinlik hem renk verilerini gerçek zamanlı işleyen RGBD kameraları, çok açılı sensörler ve yağmur, hava sıcaklığı, gaz ölçümü yapabilen çevre sensörleri var.
Yabani otları tespit edip kesiyor ve toprağa bırakıyor. Bu yöntemle tarım ilacı gibi yöntemlerden uzak durulmuş oluyor. 2024’ün sonunda Halk Yatırım’ın kitle fonlomasıyla 220 bin euro yatırım topladı. Şu anda yeni bir tur devam ediyor. CERN’in teknoloji paylaşım programına seçilen ilk Türk start-up olan Orbiba, daha gelişmiş teknolojilerle seri üretime hazırlanıyor.
Demir İşçiler
Elon Musk’ın tanımıyla “tehlikeli, sıkıcı ya da tekrarlı işleri yapacak işçi” olarak geliştirilen “Optimus”, 1,73 metre boyunda ve 20 kg yük taşıyabiliyor. Kamera, sensör ve yapay zeka sistemleri ile donatılan Optimus’un 2025’te seri üretime girmesi planlanıyor. Tahmin edilen fiyatı ise 20 - 30 bin dolar arasında.
Hyundai’nin, 2020 yılında 880 milyon dolara bünyesine kattığı Boston Dynamics’in güncel değeri 1,1 milyar dolar. Şirket 2025’in son çeyreğinde 7 milyar dolar değerlemeyle halka arz planlıyor. Endüstride gözetim ve bakım için geliştirilen “Spot” isimli dört ayaklı robotu 75 bin 400 dolardan satılıyor. İnsansı robot “Atlas”ın fiyatı açıklanmadı ama tahminler 140 bin dolar civarında.
Çinli Unitree ise küresel robot pazarının en hızlı yükselen oyuncularından. Robot köpekleriyle bilinen şirket, insansı modellere de geçiş yaptı. 16 bin dolara satılan “G1”, iki saatlik batarya ömrüyle üç parmaklı eliyle nesneleri tutabiliyor ve 1,32 metre boyunda. Şirketin değeri 1,7 milyar dolar, yıllık geliri 140 milyon dolar. Unitree de halka arz planları yapıyor. Uygun fiyatıyla G1, evlerde yeni bir yardımcıya dönüşmeye aday.
İstihdam Ajansı
Robotik dönüşümün yeni iş modelleri yaratılacağı dile getiriliyor. Buna Türkiye’den bir örnek var: Robot İstihdam Ajansı. Canan Alkın tarafından kurulan ajans, şirketlerin ihtiyaçlarına göre robot çalışan sağlıyor. Ajansın portföyünde Türkiye’den ve dünyadan toplamda 200’den fazla robot üreticisi var. Şimdiye kadar 46 robot işe yerleştirilmiş. Alkın, her şirketin robotik dönüşümünü gerçekleştirecek insan kaynağına sahip olmadığını söylüyor. Ajans bu noktada iş modeline uygun robotun tedarikinde aracı oluyor. Alkın’a göre robotik dönüşümde Çin ileri seviyede. Robot konusunda devlet planlamasıyla ilerleyen Çin’de her alanda robotlar iş modellerine dahil ediliyor.
Çin’in robotik Rönesans’ı / Haber Detay - Tıkla Oku