;
Arama

Türkiye 2030’a hazır mı? Karamsarlığın ötesinde bir ekonomi tablosu

Türkiye’de artan karamsarlığa rağmen 2025 verileri; 270 milyar dolara yaklaşan ihracat, 100 milyar dolarlık hizmet geliri ve yükselen savunma sanayii performansıyla daha karmaşık ve umutlu bir tabloya işaret ediyor. Hukuk, eğitim ve yüksek teknoloji alanlarında atılacak adımlarla Türkiye ekonomisinin 2030’a kadar sıçrama potansiyeli hâlâ masada.

03 Mart 2026, 08:00

Türkiye’de son yıllarda en hızlı yayılan ve hayatımızı derinden etkileyen şey enflasyon değil. Bence, dozajı giderek artan müzmin karamsarlık. Yatırım iştahını törpüleyen, gençlerin bavul hazırlamasına yol açan, iş dünyasını temkinli hatta donuk hale getiren görünmez, diplomasiyi ve güvenliği sarsan bir sis tabakası bu. Oysa rakamların ve dış dünyanın anlattığı hikaye daha karmaşık ve daha umut verici. 2025 sonu itibarıyla mal ihracatımız 270 milyar dolar bandına dayanmış durumda. Hizmet ihracatı 100 milyar dolara yaklaşıyor; bunun 60 milyar doların üzeri turizm gelirinden geliyor. Savunma sanayii ihracatı 6 milyar doları aştı ve 180’den fazla ülkeye ürün satan bir ekosistem oluştu. 20 yıl önce bu tabloyu dile getirmek iyimserlik değil, hayalperestlik sayılırdı.

Toz pembe bir manzara çizmek doğru değil. Enflasyon hâlâ çift haneli ve fiyat istikrarı kırılgan. Gelir dağılımı bozuldu, orta sınıf baskı altında. Eğitim sisteminde kalite ve eşitlik sorunu var. Yargı ve kurumlara güven zayıfladı. Yüksek teknoloji ihracatımız toplamın küçük bir bölümünü oluşturuyor. Verimlilik artışı yavaş. Beyin göçü sürüyor. Deprem riski ve iklim baskısı ciddi ekonomik yük yaratıyor. Komşu coğrafyalar ateş hattında. Bunlar yüzleşmemiz gereken gerçekler. Ama asıl tehlike bu sorunların varlığı değil; kolektif özgüven kaybı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok