Umutsuzluğa inat yola devam ederken kimi zaman hayat bizi görkemli zaferler yerine kalbimize dokunan insanlarla karşılaştırır. Cesare Pavese’nin o meşhur satırları ise en kırılgan anlarımıza eşlik eder: “Bir şey, tek bir şey tüm yıkıma karşı ayakta kalır; insanın insanla karşılaşması… Gün oldu, bir yabancının bakışlarıyla, bize göz kırpışıyla uçurumun kenarından döndük.” Modern insanın trajik yalnızlığını ters yüz eden bu karşılaşmalar, özellikle bedenin zayıfladığı, zihnin bulandığı ve insanın kendine yabancılaştığı o hastalık dönemlerinde çok daha kıymetlidir. İşte o eşikte karşınıza çıkan kişi, yalnızca teşhis koyan ve reçete yazan biri değil; kadim bilgiyi modern tıpla buluşturan, kalbi de şifalandırmayı dert edinen bir hekimse şanslısınız. Üstelik konfor alanınızı sarsan, sizi bazen huzursuz eden ve tam da bu yüzden dönüştüren bir insanla karşı karşıyaysanız daha da şanslısınız.
Dr. Murat Balanlı, alışılagelmiş “teşhis–ilaç–tedavi” döngüsünün ötesine geçen, insanı yalnızca biyolojik bir organizma olarak değil, çok katmanlı bir varlık olarak ele alan bir anlayışın temsilcisi. 1988 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra iç hastalıkları uzmanı olarak başlamış meslek hayatına. Romanya’da Nöroanatomi, Nöroelektrofizyoloji ve Biyofeedback (vücudun fizyolojik tepkilerini ölçerek zihinsel kontrol sağlama yöntemi) eğitimlerine katılıp sertifikalar almış. Rusya’da ise Biyorezonans (vücudun elektromanyetik frekanslarını kullanarak hastalıkları tedavi etmeyi amaçlayan alternatif bir terapi yöntemi) üzerine yoğunlaşmış. Balanlı, bugün bütüncül ve fonksiyonel tıp uygulamalarını, kurucusu olduğu Marga Klinik’te sürdürüyor. Onun dünyasında hasta, bir laboratuvar sonucu ya da kuru bir tanıdan ibaret görülemez. Bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşım için bu bakış ilk şart.