Arama

Tarihsel bir dönüm noktasına yaklaşıldı

Katoliklik, ABD’de en hızlı yayılan din olarak öne çıkıyor. Trump yeni seçmen tabanını MAGA’ya uyarlamaya çalışıyor. Ahlaki üstünlük Papa’da olabilir ancak Solzhenitsyn’nin bahsettiği ‘ruh’una dönen yeni nesil, Çin ve en azından dışarıdan son derece başarılı görünen sistemle yüzleşmek zorunda.

Şant Manukyan “İş Yatırım Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı"
07 Mayıs 2026, 08:00

Dünya ve Türkiye’nin yoğun gündeminde her türlü gelişme bir kaç gün içinde unutulmaya mahkum oluyor. Tıpkı kısa bir süre için parlayıp sönen Trump - Papa tartışması gibi… Ancak ben bu konuya biraz daha derinlemesine bakmak istiyorum. İzninizle açıklayayım. Önce aslında birkaç yıldır var olan bir trend bu. Paskalya’da da kendisini gösterdi ve Avrupa çapında vaftizlerde patlama olduğuna dair haberler yayınlandı. Bunun üzerine Prof. Nassim Nicholas Taleb, haberi ara ara İnsanlık Durumu & Umut kitaplarından alıntılar yaptığım André Malraux’un  “21’inci yüzyıl ya dindar olacak ya da hiç olmayacak” öngörüsüyle yorumladı. Benim aklıma ise Rene Girard’ın “En fazla birkaç on yıl içinde insanı iğrenç küçük bir zevk makinesine dönüştüreceğiz, acıdan ve hatta ölümden sonsuza dek özgürleştireceğiz. Yani paradoksal olarak, herhangi bir soylu insanı amacını, sadece dini aşkınlığı değil takip etmeye teşvik eden her şeyden özgürleştireceğiz” cümleleri geldi. 

Bu noktada önemli bir ismi devreye almak istiyorum. Düzenli okuyucular Batı kavramının ne olduğuna dair ara ara tartışma açtığımı biliyordur. Alexandr Solzhenitsyn ismi yeni nesiller için çok şey ifade etmeyebilir. Malum SSCB bile artık pek anlam ifade etmiyor. Ancak döneminin önemli entelektüellerinden bir tanesiydi ve aslında sosyal anlamda bugün yaşananları öngören bir insandı. Şimdi konuyla doğrudan ilgili olan bir konuşmasını (Harvard’ın 1976 mezuniyet seremonisinde yapılmıştı) paylaşmak istiyorum. Konuşmanın tam metni ve video kaydı da internette bulunabilir. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok