Arama

Selin Kurnaz kanser hastalarıyla deneme sürecindeki ilaçları buluşturuyor

Yeni kanser ilaçlarının klinik araştırmalarıyla hastaları eşleştiren Massive Bio bugüne kadar aralarında IFC ve Alman Kalkınma Bankası’nın (DEG) da bulunduğu yatırımcılardan 23 milyon dolar yatırım aldı. Şirketin kurucusu Selin Kurnaz, ilaç şirketlerinin geliştirme safhasını tamamlayamadan bir kenara bıraktığı moleküleri yeniden değerlendirerek yeni keşifler yapmayı hedefliyor.

03 Ocak 2025, 08:06 Güncelleme: 03 Ocak 2025, 08:28

Selin Kurnaz, kurucusu olduğu Massive Bio’nun müşterisi olan ilaç şirketleri ve kanser hastaları için nasıl bir önemi olduğunu anlatırken, “Anneniz kanser olsa ilk beni ararsınız, Elon Musk’ı değil. Kanser en büyük ve en hızlı büyüyen pazar o yüzden de yatırım yapılabilirlik açısından en güzel pazar” diyor. Sözlerinin yarattığı rahatsız edici etki geçmeden daha sert bir ekleme yapıyor: “İleride üçümüzden biri kanser olacak, bir yatırımcı olarak bu alanda erken davranmak istiyoruz.”

Kurnaz’ın 2015’te iki ortağı (Çağatay Çulcuoğlu ve Arturo Loaiza Bonilla) ile birlikte kurduğu ABD merkezli Massive Bio dünyanın her yerinden kanser hastalarını, ilaç şirketlerinin yeni geliştirdiği kanser ilaçları için yaptığı klinik araştırmalarla eşleştiriyor. Üç ortak, beş yıl içinde şirketi yeni nesil bir ilaç şirketine dönüştürmeyi hedefliyor.

İlaç üreten değil keşif yapan tarafta konumlanacaklarını söyleyen Kurnaz, vizyonunu BioNTech ve Pfizer ilişkisiyle açıklıyor: “Covid aşısını BioNTech buldu ama bunu dünya çapında Pfizer üretti. Massive Bio, BioNTech gibi olmak istiyor ama ondan da farklı bir yolla… Kanser alanında tüm ilaç endüstrisinin beyni haline gelmek için çalışıyoruz.”

Ciro 50 milyon dolar

Massive Bio, Kurnaz’ın sözünü ettiği iki şirket gibi bir orijinal ilaç üreticisi değil. “Keşif” derken kastettiği farklı ilaç şirketleri tarafından geliştirilen yeni kanser ilaçlarını, klinik araştırma safhasında sahip olduğu veri tabanıyla uygun hasta gruplarıyla eşleştirmek. “Yeni nesil ilaç şirketleri data ve yapay zekayla dolu, elimizde datamız, klinik çalışmayı nasıl yapacağımıza dair bilgimiz var. Bileşenleri kuruyoruz en son altın vuruşu yapacağız” diyor. “Altın vuruş”, klinik araştırmalara katılacak hastaları bulmaktan bir sonraki aşama…

Bu aşamaya gelen ama uygun hastalar bulunamadığı için araştırma süreci tamamlanamayan birçok yeni ilaç var. Kurnaz bunları da canlandırmak niyetinde… İşte o zaman ilaç şirketlerine hizmet sağlayan bir şirket olmaktan, Ar-Ge sürecine katkı sağlayıp yeni ilaç geliştirme alanında önemli bir rol üstlenecekler. Kurnaz’ın deyimiyle de “yeni nesil” bir ilaç şirketi olacaklar.

Yeni bir ilaç geliştirme süreci, molekülün keşfinden başlayarak ortalama 10 yıl kadar sürüyor ve birçok safhadan oluşuyor. Bu safhaların sonuncusu ve yeni bir ilacın ruhsat almadan önceki son evresi ise klinik çalışmalar oluşturuyor. Klinik çalışmaların ilk fazında, ilaçlar az sayıda sağlıklı gönüllü üzerinde deneniyor. İkinci fazda, ilacın etkili doz sınırı, klinik etkinliği ve güvenliği yine az sayıda hasta üzerinde araştırılıyor.

Bu iki aşamayı geçen ilaçlar, üçüncü fazla daha geniş bir hasta grubunda, plasebo kontrollü olarak karşılaştırmalı olarak araştırılıyor. Bu aşamada etkinliği kanıtlanan ve yan etkileri izlenen ilaçlar ruhsat alarak piyasaya sürülüyor. Dördüncü faz da ilaç pazara verildikten sonra yapılan araştırmalardan oluşuyor.

Massive Bio, işte bu safhalarda ilaç şirketlerine hizmet veriyor ve yeni geliştirilen ilaçların klinik araştırmaları için uygun hasta bulmalarını sağlıyor. 35 ilaç şirketi ve 7 CRO (Sözleşmeli Araştırma Kuruluşu) ile kontrat yapan Massive Bio, bugüne kadar kanserle ilgili 125 klinik çalışmaya uygun hasta grupları sağladı. 17 ülkeden 160 bin hastayı yeni geliştirilen kanser ilaçlarının klinik araştırma süreçlerine dahil etti.

Şirket 2024’ü 30 milyon dolar ciroyla kapatmayı hedefliyor. 2025 yılı ciro beklentileri ise 50 milyon dolar. Kurnaz, “yüksek katmadeğerli bir iş yaptıklarını” bu nedenle değerleme çarpanlarının da yüksek olduğunu ve 15 - 20 arasında değiştiğini söyleyerek ekliyor: “Böyle giderse iki - üç yıl içinde unicorn oluruz.”

Şirket, etkileyici bir yatırımcı listesine sahip. 2016’da 6,8 milyon dolarlık ilk yatırımlarını, adını açıklamak istemedikleri iki melek yatırımcıyla, daha sonra adını e2VC olarak olarak değiştiren 500 İstanbul’dan aldılar. 2022’nin Aralık ayında Revo Capital’in liderlik ettiği ve 16,5 milyon dolar yatırım aldıkları Seri B turundaki yatırımcıları arasında Dünya Bankası kuruluşu IFC ve Alman Kalkınma Bankası’nın (DEG) yanı sıra ABD’de bir hastaneler zincirinin de sahibi olan ve aynı zamanda dünyanın en büyük CRO’su olan IQVIA ve ABD’de sağlık alanındaki yatırımlarıyla bilinen PaigeAI Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Turnacıoğlu da var. Bu yatırımdan sona Turnacıoğlu şirketin yönetim kuruluna da girdi. 

Her şey dayısının hastalığı ile başladı

Selin Kurnaz, Boğaziçi Üniversitesi’nde makine ve endüstri mühendisliği bölümlerinde çift ana dal eğitimi aldıktan sonra 2001’de gittiği ABD’de Michigan Üniversitesi’nde yine aynı alanlarda iki master ve doktora yaptı. Aynı üniversitede beş yıl boyunca araştırma asistanlığı yapan Kurnaz, 2007’de New York’a taşınarak önce PwC’nin iştiraklerinden yönetim danışmanlığı şirketi PRTM’de çalışmış. Daha sonra da Ernst & Young’ın şirket birleşme ve satın almaları için değerleme biriminin kuruluşunda yer almış.

Kurnaz oldukça iddialı biri ve kendi becerilerinden bahsederken de hiç çekingen değil. “Big Four”un (dünyanın en büyük denetim ve yönetim danışmanlığı şirketleri Deloitte, Ernst & Young, KPMG ve PwC ‘Büyük Dörtlü’ olarak anılıyor) şirketlerinde yaklaşık 10 yıl süren deneyimini anlatırken: “Ben mühendis olduğum için analitik olarak ekipteki herkesten daha hızlıydım, benim için çok kolay olan şeyleri diğerleri günlerce anlamaya çalışıyordu. Beni diğerlerinin önüne koydular, çok başarılı olduğumu gördüm ve PE işini sevdim” diyor.

Kurnaz, Ernst & Young’da şirket değerlemeleri ve satışlarıyla ilgili “due diligence” süreçlerinde aktif olarak yer alırken bir yandan da kendi yatırım şirketini kurmayı düşündüğünü anlatıyor. O sırada dayısının kanser olduğu haberini alması bir dönüm noktası olmuş.

 “Her doktor başka birşey söylüyordu, mühendis kafasına sahip biri olarak süreci anlayamıyordum. Doktorlar maliyet nedeniyle çok farklı tedavi protokolleri uyguluyorlardı. Kanser hastalarının dünyanın neresinde olursa olsun doğru tedavi olabilmek için büyük kanser merkezlerine erişmeye ihtiyaç duyduğunu gördüm. O yüzden ‘bu işi kendim yapacağım’ dedim ve Massive Bio’yu kurdum.”

Şirketi kurduktan sonra medikal ve operasyon alanında ortak arayışına giren Kurnaz New York’ta finans çevresinde tanıdığı Çağatay Çulcuoğlu’nu teknoloji, ürün ve operasyondan; kanser uzmanı Dr. Arturo Loaiza Bonilla’yı da medikal alandan sorumlu ortak olarak yanına aldı.  

Massive Bio 2019 yılına kadar hastalara “virtual to onboard”yani uzaktan online erişimle ulaştı. “Bu hastaların ödemesi gereken bir servisti ve işi çok büyütme imkanı yoktu” diyen Selin Kurnaz sonra çalışma modellerini değiştirdiklerini söylüyor: “2019’dan itibaren klinik çalışma yapan kurumlara yöneldik. Çünkü klinik çalışmalarda, müşterilerimiz ilaç şirketleri oluyor, onlar bize belirli kritik çalışmanın hangi hastanede yapıldığını ve kaç hasta istediklerini, ne kadar bir zamanda  gerektiğini söylüyor. Biz de o süre içinde uygun hastaları bulmaya çalışıyoruz.”

Massive Bio, hastaların şu anda devam eden 10 binden fazla klinik çalışmaya uygunluğunu yapay zekadan yararlanarak buluyor. Klinik araştırmalar, uygun hastalarla eşleştirildiğinde hastaların araştırmaya erişimi için gerekli lojistik sorunları da çözüyorlar. “Kısacası hasta evinde otururken dünyada hangi klinik çalışmaya gidebileceğini öğrenmiş oluyor” diyor Kurnaz.

Kurnaz, şu anda ilaç şirketlerinin en fazla klinik araştırma yaptığı ülke olan ABD’de bile kanser hastalarının sadece yüzde 3 ila 5’inin klinik araştırma safhasında yeni ilaçları deneyebildiğini söylüyor. Türkiye’de hastaların kendi kendine klinik araştırmalara katılması mümkün değil. Yani doğrudan hasta kabul edemiyorlar. Onun yerine klinik araştırmaya katılan doktorlar uygun hastaları klinik çalışmalara yönlendiriyor. 

Tersine mühendislik

Massive Bio, “yeni nesil ilaç şirketi olmak” vizyonunu gerçekleştirmek için de veri tabanına güveniyor. “Sektörde benim kadar doğrudan hasta verilerine bu detayda ulaşabilen başka bir şirket yok. Biz önce klinik çalışmalarla işi öğrenmeye başladık, sonra hastaları bu çalışmalarla eşleştirdik. Şimdi de ilaç şirketine evrilme yolundayız. Klasik bir ilaç şirketi nasıl olunur? Önce bir molekül keşfedilir, onun üzerine klinik deneyler yapılır. Ben de diyorum ki bunun dışında da ilaç şirketi kurulabilir; eğer bir ilaç piyasaya sunulduysa ve çalışmayıp atıldıysa ben bu ilacı alıp başka hasta grupları üzerinde klinik araştırmalar yapılmasını sağlayabilirim.” 

Kurnaz, geliştirme süresi 10 yılı, maliyeti 1 milyar doları bulan yeni ilaçların bazen ruhsat alamadan çöpe atıldığını anlatıyor. Bu molekülleri yeniden değerlendirip başka şekillerde piyasaya sürüp süremeyeceklerini incelemeyi de kendileri için yeni bir iş alanı olarak görüyor.

Güzel bir rüyası var: “İlaç endüstrisinin Birleşmiş Milletler’i (BM) olacağız. Roche da, DMS de, Novartis de, Astra Zeneca da bize gelecek, sektörün Top 20’sinde kim varsa ilaç üretmek istediğinde benim kapımdan geçecek. İlk hedefimiz ‘unicorn’ olmak, sonra 10 milyar dolar, 100 miyar dolar değere doğru ilerlemek. Bizim hırsımızın ve yapabileceklerimizin sınırı olduğunu sanmıyorum.”

Hırsı ve yapabileceklerinin bir sınırı olmasa da başarılı olup olmayacaklarını zaman gösterecek. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok