Sağlık sistemleri üzerindeki finansal baskının arttığı, biyolojik tedavilerin birçok hastalıkta standart yaklaşım haline geldiği bir dönemde biyobenzerler, sadece alternatif bir ürün grubu olarak değerlendirilmiyor. Bu alan artık sağlık ekosisteminin geleceğini etkileyen stratejik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Bu dönüşümün merkezinde biyolojik ilaçların modern tıptaki ağırlığının artması yer alıyor. Onkolojiden immünolojiye, endokrinolojiden kronik hastalıklara kadar geniş bir alanda biyolojik tedaviler güçlü klinik sonuçlar sunuyor. Ancak bu gelişme, sağlık bütçeleri üzerinde ciddi bir baskı da yaratıyor. Tam bu noktada biyobenzerler devreye giriyor. Çünkü mesele yalnızca daha uygun maliyetli bir seçenek sunmak değil daha fazla hastanın ileri tedavilere daha sürdürülebilir koşullarda ulaşmasını sağlamak.