Arama

Petrolde yeni dönem: İran, Çin ve ABD dengesi nasıl değişiyor?

ABD sisteminin ne kadar merkezi olduğu İran örneğiyle bir kez daha görülmüş oldu. Ancak artık piyasalar da “Trump nasıl olsa geri adım atar” ezberini ciddi biçimde sorguluyor; dengeler değişiyor.

Şant Manukyan “İş Yatırım Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı"
03 Temmuz 2025, 08:00 Güncelleme: 03 Temmuz 2025, 08:05

Bu makaleyi yazdığım dakikalarda Trump’ın açıkladığı İsrail-İran ateşkesine dair soru işaretleri devam ediyordu. Dergimiz elinize geçtiğinde belki de ateşkes bozulmuş ve çatışmalar devam ediyor olacak. Ancak yine de pek çok önemli ekonomik jeopolitik bilgiler elde ettiğimizi düşünüyorum. Her şeyden önce petrol piyasasında ciddi değişiklikler gerçekleşmiş durumda. ABD’nin çok kritik bir üretici haline gelmesi, yaptırımlar neticesinde İran’ın üretim kapasitesinin hem zayıflaması, hem de müşteri sayısının (ihracatın yüzde 92’si Çin’e ve yüzde 30 iskonto ile gidiyor) azalması, Çin’in hızla elektrikleşen bir ekonomi inşa etmesi ve aynı zamanda da ciddi anlamda yavaşlaması gibi temel bazı gelişmeler artık bu tip gelişmelerin fiyatlarda büyük zıplamalar kaydetmesini engelliyor.

Petrol fiyatında WTI (Batı Teksas türü) 40 - 50 dolar bandına taşıyacak bir büyük düşüş daha görme ihtimalimizin yüzde 51 olduğunu düşünüyorum. OPEC’in fiyatlar düşerken üretim artışına gitmesi ve Trump’ın Orta Doğu turuna dair de önemli bilgiler edinmiş olduk. Çin’e odaklanmak ve kaynaklarını da bu önemli rakibe karşı kullanmak isteyen ABD’nin NATO üyelerinden daha fazla harcama talep ettiğini biliyoruz. GSYH’nin (Gayrisafi yurt içi hasıla) yüzde 3’ü, yüzde 5’i gibi oranlar havalarda uçuşuyor. Peki ya Trump bunu Orta Doğu ülkelerinden de talep ettiyse? Ve cevap olarak önce İran’ın riskini bertaraf etmesi istendiyse? İran’a yönelik yaşanan tüm gelişmelerde İsrail öne çıkıyor olsa da Suudi Arabistan en iyi yardımcı oyuncu Oscar’ına aday olabilir. 

Ticaret savaşı tartışmaları boyunca Çin ve arkasında hızlanan devletlerin ABD’ye karşı ciddi bir üstünlüğe sahip olduğu teması işlendi. Öyle ki bir blok oluştu ve genelde de BRICS olarak adlandırıldı. Ancak önce Hindistan - Pakistan gerginliği BRICS’in hiç de sanıldığı gibi yekpare bir yapı olmadığını gösterdi, ardından da İran yukarıda bahsettiğim Çin ile olan ilişkisi ve mayıs ayında Rusya ile stratejik iş birliği anlaşmaları imzalamış olmasına rağmen yalnız bırakıldı. Son 500 yıla damgasını vuran “Her yeni hegemonya kavgasını bir kara gücü başlatır, sonlandıran ise bir deniz gücüdür” tespitinin haklılığı bir kez daha ortaya çıktı.

ABD’nin kendi kurduğu sistem içinde ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı. Askeri anlamda ABD hâlâ en korkulan ve uzak noktalara erişimi olan güç olduğunu gösterdi. Avrupa ise Ukrayna savaşında olduğu gibi bu çatışmada da önemli bir aktör olamadı. Dahası Rusya vakasına paralel bir şekilde petrole erişim konusunda da hiç bir güvenliğe sahip olmadığını bir kez daha hatırlamış oldu. ABD’nin dünya polisliği yapmadığı bir ortamda Avrupa’nın çıkarlarını güç göstererek koruması çok zor görünüyor. Çin’den çekinen Asya ülkeleri ABD’nin koruma şemsiyesinin gücü ve önemini gördü ve bu şemsiye için bir “ödeme” yapmayı kabul edeceklerdir. 

Trump Always Chickens Out (TACO) yani “Trump her zaman geri basar” varsayımına dayanan yatırım tarzı büyük darbe yedi. Trump siyasi müttefikleri ve hatta tabanı ile ters düşerek bir operasyon gerçekleştirdi. Ticaret savaşı konusunda da ana varsayım olarak Çin’e karşı son anda hep geri adım atacağı inancı bu çatışmanın ardından darbe aldı. Trump’ın acı eşiği piyasadaki bazı aktörlerin sandığından çok daha yüksek seviyede. Orta Doğu’da gerçek olmayan ancak herkesin inanmak istediği bir barış S&P’yi çok daha yükseltecek bir gelişme olacak. Ancak maalesef ne Ukrayna ne de İran konusu umduğumuz gibi barış içinde çözülmeyecek. Yine de kısa vadede rallinin tadını çıkartalım. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok