;
Arama

Mikro Alfa’nın doğuşu

Mega teknoloji şirketlerinin değerlemeleri zirveye yaklaşırken, piyasada asıl fırsat doğru segment ve doğru şirket seçiminde gizli. Analitik disiplin artık her zamankinden daha kritik.

06 Ocak 2026, 08:00

Küresel hisse piyasaları son yıllarda yatırımcılara beklenmedik derecede yüksek getiriler sundu. Bu performansta, özellikle teknoloji sektöründe görülen yüksek marj ve güçlü kâr artışlarının yanı sıra küresel büyümenin beklenenden daha dirençli seyretmesi ve işsizlik oranlarının düşük kalması etkili oldu. Trump’ın gümrük politikalarına ilişkin yarattığı belirsizliklere rağmen makroekonomik zemin piyasaları yeni zirvelere taşıdı. Ancak tam da bu noktada piyasalarda temel bir paradoks ortaya çıkıyor: Fiyatlar yükselirken, yüksek değerlemeler nedeniyle marjinal hata payı hiç olmadığı kadar daralıyor. Bugün küresel piyasaların karşı karşıya olduğu asıl mesele klasik bir resesyon korkusu değil. Özellikle ABD’li dev teknoloji şirketlerinde kusursuz sonuçları baz alan fiyatlamalar piyasaya belirgin bir ‘rehavet primi’ yerleştiriyor. Bu durum, hisse senedi piyasalarının cazibesinin önümüzdeki yıllarda biteceği anlamına gelmiyor. Ancak yatırım ikliminin geçmiş yıllara kıyasla çok daha seçici ve operasyonel hatalara karşı belirgin biçimde daha kırılgan bir döneme girdiğine işaret ediyor.

Wall Street’te önümüzdeki yıl zayıf halka, endeks performansının giderek daha yüksek bir konsantrasyonla şekillenmesinden kaynaklanıyor. Bu eğilim pasif yatırım araçlarına yönelik devam eden güçlü ilgi ve sermaye akımlarıyla daha da hızlanırken mega ölçekli şirketlerin piyasa değerlerini zirvelere taşıyor. Geri planda kalan “S&P 493” şirketleri ise daha dengeli değerlemeler ve daha geniş bir sektörel dağılım sunarak, piyasa riskinin sağlıklı şekilde yayılmasına imkan tanıyor. Benzer şekilde Russell 2000 endeksinde temsil edilen küçük ve orta ölçekli şirketler, 2026’ya yönelik güçlü kâr artış beklentileriyle öne çıkıyor. Büyük teknoloji şirketlerinin değerleme açısından doygunluğa yaklaştığı bir ortamda, piyasa üzeri getiri arayışı giderek daha fazla bu segmentlere kayıyor. Bugünün piyasa koşullarında gerçek “mikro alfa”, yalnızca en büyüklerin momentumunu takip etmekte değil, endekslerin gölgesinde kalmış ancak büyüme dinamikleri önümüzdeki dönemde ivme kazanabilecek orta ölçekli şirketleri doğru seçebilmekte yatıyor. Bu da aktif portföy yönetiminin yeniden önem kazandığı bir döneme girdiğimizi gösteriyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok