Yemek yapmayı sevdiğim bir sır değil. İyi yemek yaptığım ise yakın çevremin, eş, dost ve arkadaşlarımın bildiği bir gerçek. Belki inanmakta zorluk çekeceksiniz ama hemen her gün mutfağa girip günün menüsünü hazırlamak en büyük keyfim. Tabii o menüyü önceden kafamda şekillendirip bir gün önceden tanıdığım bildiğim hatta artık dost olduğum esnaftan alıp hazır hâle getirmek ve gerekiyorsa birkaç gün önceden alarak dinlendirmek de bu keyfimin bir başka parçası. Tabii öyle kolay bir şey değil.
Dediğim gibi iyi bir yemek, iyi malzemeyle başlıyor. Bu yüzden de haftada en az bir - iki gün, günün ilk saatlerini mutfak alışverişine ayırıyorum. Bunu layıkıyla yapabilmenin ilk koşulu, iyi bir kasap, iyi bir manav, iyi bir süt ürünleri satıcısıyla tanışıyor olmak. Birkaç manavım var. Çoğunu dolaşıp o gün kullanmayı planladığım ürünlerin en tazesi hangisindeyse onu tercih ediyorum. Bu pestisit meselesi son aylarda iyiden iyiye kafamı kurcalar hale geldiği için de artık pek çok ürünü doğrudan Antalya’daki birkaç üreticiden almayı tercih etmeye başladım. Genelde mevsime uygun sebzeleri alıyorum. Çünkü mevsim dışı olanların lezzetleri pek yerinde olmuyor.
Son yıllarda otlarda ve baharatlı bitkilerde Türkiye’de epey bir ilerleme var. Hatta artık zor da olsa yenilebilir çiçekler de bulunabiliyor. Onları da topluyorum. Bazılarını ise saksıda evde kendim yetiştiriyorum. Zaman zaman da semt pazarlarında bildiğim manav ve mandıracılar var, onlara da gidiyorum. Kasabım Hüseyin’le ise ‘et aşkı’ yaşıyoruz desem yeridir. Etleri birlikte seçiyoruz. Yağ - kas oranı iyi etleri sevdiğimi biliyor, buzdolabına beraber girip, teker teker seçiyoruz etleri. Et alırken önemli olan nokta ne zaman pişireceğinizi bilmek. Ona göre planlı almak lazım.
Balık meselesinde ise iyi balıkçılar, güvenilir balıkçılar gerek. İstanbul’da çokça var. Hele bir de nazınızı çekiyor ve balıklarda istediğiniz işlemleri yapıyorlarsa çok iyi. Sırada eve gelip onlardan yemek yapmak var. Ancak unutulmaması gereken, iyi yemek yapmanın bir diğer önemli unsurunun da iyi bir mutfak olduğu. Doğru düzgün soğutma, saklama, ısıtma ve pişirme gereçleri elzem.
İlk aklıma gelenleri ve bu işin hakikaten şahı olanları gelin paylaşayım:
La Cornue
Pişirme gereçlerinde uzman olan La Cornue’nün fırın ve ocakları bana göre tartışmasız dünyanın en iyileri. Mutfağınıza ve ihtiyaçlarınıza göre farklı boylarda fırın ve ocakları var. Paraya kıyarsanız komple mutfak çözümleri de sunuyorlar. Çok gözlü fırınlarında, aynı anda farklı ısılarda, farklı yemekleri pişirmek mümkün. Duvara monte edilen çevirme fırını ya da aparatı bu konuda bulunmuş en iyi ve en pratik mutfak içi çözüm. Fırınları aşçılık maharetlerinizi üst düzeye çıkaracak nitelikte. Oldukça klasik olan görüntüsü nedeniyle modern mutfak tasarımlarına uydurmanız hayli zor. Eğer La Cornue alacaksanız mutfağınızı bu fırın çevresinde şekillendirmenizde fayda var. Fiyatları biraz uçuk, 30 bin ila 200 bin euro arasında değişiyor. Bir şatom olsa kesin La Cornue mutfak koyardım.
AGA
AGA aslında bildiğimiz kuzinenin modernize edilmiş hali. Fırınlarının başarısı La Cornue’den aşağı değil. AGA’da farklı gözlerde farklı pişirmeler yapılabildiği gibi ağır pişirme, sıcak tutma gibi özellikler de bulunuyor. Döküm tencereleri ve tavaları da tahminen bu alanda üretilen en üst düzey ürünler. AGA’nın en önemli özelliği tek bir ısı kaynağından güç alarak tüm fırın gözlerinde farklı ısılar sunabilmesi. Müthiş bir alet. Fiyat olarak da La Cornue’nün çok çok altında. Üstelik ebatları çok daha uygun ve her mutfağa girebilecek bir ürün.
Gaggenau
Üst segment beyaz eşyaların muhtemelen en bilinen, en tercih edilen markası. Pişirme ürünleri kadar soğutma ürünlerinde de iddialı. Buzdolabı ve şarap dolaplarında tek rakibi Sub-Zero olabilir.
Tamamı elde üretilen EB333 fırını, AGA ve La Cornue’nün bağımsız fırınlarından sonra ankastre özelliğine sahip fırınlar arasında muhtemelen dünyanın en iyi fırını. ‘Sous vide’ pişirme gereçleri, vakum cihazları çok çok iyi.
Rakipleri bazı alanlarda çok iyiyken Gaggenau tüm mutfak gereçlerinde iddialı. Ve başarılı… Buzdolabından şarap dolabına, kahve makinasına kadar kusursuz bir ürün. Ne de olsa Alman… Benim şahsi tercihim her zaman Gaggenau. Sağlamlığı ve güvenilirliği ise müthiş.
Grand Cuisine
Electrolux’ün üst markası Grand Cuisine oldukça iyi ve profesyonel özelliklerde ürünler sunuyor. Genelde elektrikli ocak ve fırınlarda daha iyi. Bence en müthiş ürünü buharlı pişiricisi. Mutfaklarda giderek mikrodalgaların yerini alan ve çok daha sağlıklı olduğu tartışmasız buharlı pişiricilerde pek çok büyük şef bu markanın ürününü tercih ve tavsiye ediyor. Şok dondurucusu ise benzersiz. Yanına yaklaşabilen yok. Fırından çıkardığınız anda dondurucuya koyma özelliğine sahip. Grand Cuisine’in tek kusuru Gaggenau ile hemen hemen aynı fiyat skalasında olması. Bir tık daha ucuz olsa kesin tercih sebebi.
Sub-Zero Wolf
Amerika’nın mutfak ürünlerindeki yüz akı Sub-Zero Wolf’un buzdolapları ve derin dondurucuları mükemmel. Bazı buzdolapları insanın aklını başından alıyor desem yeridir. Buzdolabı ve şarap saklama dolaplarında Gaggenau’nun tek rakibi diyebilirim. Hangisinin tercih edilir olduğuysa tamamen kişisel bir karar. Ben buzdolabında oyumu Gaggenau’ya veririm. Fırın ve ocaklardaysa Wolf markasıyla üretim yapan Sub-Zero çok başarılı. Ancak bu alanda sadece gazlı ocak üretiyor olmaları bir eksiklik. Fiyat kullanışlılık dengesinde bana göre gereksiz pahalılar, bu da markanın en önemli kusuru.
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Alet işler el övünür. Mutfak aletleriniz ne kadar iyiyse mutfakta sağlayacağınız tatmin oranı da o derecede yüksek olacaktır.