Osman Hamdi Bey’in canı çok sıkkındı o sabah. Kaplumbağalar biraz ileriye koyduğu yapraklara doğru bir yarışa girmemiş, kendi kafalarına göre umarsızca ve umursamazca ve dahi yavaşça gezinmişlerdi. Bu kaçıncı denemeydi, bir türlü motive olamıyordu bu tembeller. Halbuki gereken her şey hazırdı, hedefe ulaşınca alacakları ödül, kıpırdasınlar diye onları gaza getirecek ney ve nakkare, kolay yürünecek pürüzsüz zemin. Yok yoktu. Hem hijyen faktörleri yerindeydi hem de motivatörler. Baktı kaplumbağalarda iş yok, kendi kendini motive etti ve durumun resmini yaptı, bize de dedikodusunu yapmak kaldı. Büyük ustanın ruhundan özür dileyerek kıssadan hisse çıkaralım ve sadede gelelim.
Bu şaheserin ifade ettiği anlam ve mesaj çoğunlukla şöyle ifade edilir: Aydınlar (haydi münevverler diyelim) toplumu “muasır medeniyet” hedefine doğru yönlendirmeye çalışırlar ancak bir türlü hareket ettiremezler, bu kompozisyon da bir nevi serzeniştir. Hem topluma hem de ressamın da içinde bulunduğu ilerici seçkinlere yönelik bir serzeniş, bir kırık hayal hıçkırığı, bir başarısızlık manifestosu.