Bankacılık sektörü yüksek enflasyon, sıkı para politikasına bağlı yükselen faiz oranları, sektöre yönelik ardı ardına yapılan düzenlemelerle zor bir yıl geçiriyor. Enflasyon karşısında istenen büyüme oranlarına ulaşamayan bankaların bilançolarındaki neredeyse tüm kalemlerde zorlu yılın etkisi görülüyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) son açıkladığı eylül ayı verilerine göre sektörde büyüme değil küçülme yaşanıyor. Bankalar tarafından BDDK’ya raporlanan 2024 Eylül verilerine göre, sektörün aktif toplamı dokuz ayda yüzde 29,6 büyürken toplam krediler yüzde 28,6, menkul değerler toplamı yüzde 23,3 arttı.
Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumundaki mevduatta artış ise yüzde 20,1 oldu. Aynı dönemde yıl sonuna göre özkaynak toplamı yüzde 22,8 artarken dokuz ayın sonunda sektörün toplam net dönem kârı 460,4 milyar TL’ye ulaştı. Oysa ki aynı dönemde TÜİK tarafından açıklanan dokuz aylık enflasyon yüzde 35,86 düzeyinde gerçekleşti. Buna göre bankacılık sektörünün büyüme oranı yüksek enflasyon rakamlarını yakalayamadı.
Geçen aylarda düzenlenen basın toplantısında konuşan QNB Genel Müdürü Ömür Tan da bu duruma dikkat çekerek sektörün 2024’te enflasyon karşısında küçülme yaşadığını söyledi. Tan, “QNB olarak enflasyon muhasebesi uygulanan bilançomuzda artıdayız. Biz yine iyiyiz, sektörde birçok banka enflasyon muhasebesi uygulanmış bilançolarında zarar etti” diyerek sektörün geldiği noktayı özetledi.
Halka açık bankaların açıkladığı dokuz aylık bilançolarda da sürprizler yoktu. Bankaların net karlarının üçüncü çeyrekte piyasa beklentilerinin yaklaşık yüzde 1,5 üzerinde gerçekleştiğini söyleyen Bulls Yatırım Genel Müdürü Burak Salman, yıllık bazda bakıldığında ise bankaların kârlarında sadece yüzde 10’a varan artış yaşandığına dikkat çekti. Senenin ilk dokuz ayında ise tüm bankaların TL bazında net karlarındaki artış yüzde 17 oldu.
Yasal düzenlemeler sektörü zorladı
Yüksek enflasyon ve buna bağlı olarak yüksek faizler nedeniyle zorlu bir süreci yönetmek zorunda kalan bankalar için bir diğer zorluk da yıl içinde ardı ardına gelen yasal düzenlemeler oldu. Bunlar içerisinde belki de en zorlayıcısı zorunlu karşılık oranlarındaki düzenlemeydi. Merkez Bankası sıkı para politikası kapsamında likiditeyi kontrol altında tutmak ve para politikasının etkinliğini artırmak amacıyla 20 Ağustos’ta zorunlu karşılık oranlarını yükseltti.
Buna göre gerçek kişi TL mevduat oranı yüzde 45-50 aralığında olan bankalar için aylık artış hedefi 0,8 puana yükseltilirken yüzde 60’ı aşan bankalar için bu hedef kaldırılarak yüzde 60’ın üzerinde kalma şartı getirildi. Bu da sektörün mevduat faizlerini ve dolayısıyla kredi faizlerini yukarı çekmesine neden oldu.
Uygulamadaki amaç TL mevduatın cazibesini artırmak, dövize talebini azaltmak ve yükselen faizler nedeniyle tüketimi yavaşlatmak olarak özetlenebilir. Aynı düzenleme kapsamında tüzel kişilere yönelik kararlar da alındı. Bu kesime ait Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları toplam hedefe dahil edilerek, TL’ye geçiş oranına göre uygulanan faiz üst sınırı politika faizinin yüzde 84’üne çıkarıldı ve TL zorunlu karşılıklarda bloke oranı ise beş puan artırıldı.
Bankacılık sektörünü etkileyen bir diğer önemli karar da kredi tavanı uygulaması oldu. Merkez Bankası 6 Mart tarihinde sıkı para politikası duruşunu desteklemek hedefiyle kredi büyümesine dayalı menkul kıymet tesisinde ek sıkılaşma adımları attı. Bu kapsamda kredi büyümesine sınırlamalar getirildi. Düzenleme sonucu TL ticari krediler için aylık büyüme sınırı yüzde 2,5’ten yüzde 2’ye, ihtiyaç kredilerinde yüzde 3’ten yüzde 2’ye düşürüldü, taşıt kredilerinde ise yüzde 2’lik sınır korundu. Bu da kredi piyasasında daralmaya neden oldu.
2025 için beklentiler olumlu
2024 zorlu geçti ama 2025’e ilişkin beklentiler şimdilik iyi. Bunun en temel nedeni Merkez Bankası’nın en geç 2025 ilk çeyreğinde faiz indirimini başlatacağı beklentisi. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten’e göre, 2024 yılsonunda faiz indirimi için alan kısıtlı. Buna karşın Akten, gelecek yıl indirimlerin enflasyon görünümüne bağlı olarak kademeli ve ihtiyatlı olacağı görüşünde. Faiz seviyesinin ise TL tasarrufları destekleyecek düzeyde ve akran ülkelere göre makul bir seviyede kalmasının önemine dikkat çekiyor.
Bir başka faiz indirim beklentisi kaynağı ise ABD Merkez Bankası FED. Seçim belirsizliğini geride bırakan ABD’de faizlerde indirim yaşanabileceğine ilişkin beklentiler yüksek. Bu da Türkiye gibi gelişen ülke piyasalarına fon akışı beklentilerini kuvvetlendiriyor.
İşte tüm bu beklentiler ışığında yurtiçi ve yurtdışı yatırım ikliminin desteğini arkasına alması beklenen bankacılık sektöründe 2025 için daha güçlü bilanço ve kâr beklentisi var. Faizde beklenen indirimin yaşanması durumunda ise öncelikle bu indirim kredi faizlerini düşüreceğinden tüketici ve işletme kredilerine talep artacak. Artan kredi talebine bağlı olarak aynı zamanda kredi tahsis ve diğer operasyonel gelirlerde ve en önemlisi komisyon gelirlerinde yaşanan artışlar banka kârlarını pozitif yönde etkileyecek.
2025’te banka kârlarına en büyük desteği ise düşen mevduat faizlerine karşın yüksek faizle kullandırılan kredilerin devam edecek olması verecek. Tüm bu beklentilerde kilit konu enflasyon. Enflasyonun Merkez Bankası’nın geçen ay içinde güncellediği hedefler doğrultusunda inişe geçmesi en temel şart. Herkes hesabını buna göre yapacak.
2024’te sektör eski şaşaalı günlerinden uzak bir tablo çizdi. Ancak beklentiler gerçekleşir enflasyon ve faizde düşüş ile beklenen yabancı girişi sağlanırsa sektör 2025’te en azından bu yılın yaralarını saracak gibi görünüyor.
Net kârlar düştü
Geçen ay bankacılık sektörü üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Yıllık bazda bakıldığında banka bilançolarındaki net kârlılık yüzde 10’a yakın arttı. Bankacılık sektörünün uzman isimlerinden Bulls Yatırım Genel Müdürü Burak Salman, enflasyon altında büyüyen net karlılığın, kredi büyümesindeki yavaşlama, yükselen faiz etkisi, kredi-mevduat makasındaki daralma, enflasyonun giderler ve maliyetler üzerindeki etkisi, karşılık giderleri gibi etkenlerden kaynaklandığını söylüyor. Regülasyonların yenilendiği, ana gelir kalemlerinin düştüğü, enflasyonun etkisiyle maliyet kalemlerinin arttığı bir yılda banka performanslarının yavaşladığının altını çizen Salman, “Ama sektörde yine de iyi bir performans var” diyor. Bunu sektörün temellerinin sağlam ve dinamiklerinin kuvvetli olmasına bağlıyor.
Önümüzdeki dönemde sektör için en büyük katalistlerden birisinin politika faiz oranında beklenen indirimler olduğuna vurgu yapan Salman’a göre, Merkez Bankası’ndan ilk faiz indirimini aralık ayında göreceğiz. Bankanın 2025 yılı boyunca toplamda 10-15 puanlık bir indirim yapmasını olası gören Burak, “Faiz indirim döngüsünün başlaması bankacılık sektörü için yeniden canlanmanın ilk adımı olacak” diyor. Salman, 2025’e ilişkinse oldukça umutlu. Merkez Bankası faiz indirimlerinin sektörün kârlılığına olumlu yansıyacağı görüşünde. Bu nedenle 2025’in daha istikrarlı bir görünüm sunacağını söyleyen Salman, faizlerin kademeli olarak düşmesinin kredi talebini artırarak bankaların toplam aktif büyüklüğü ile kârlılığını olumlu etkileyeceğini savunuyor.