Kripto tarihinde 2017 ve 2021 yılları bize çok net bir döngü öğretiyor: Eylül ayında düşüş, son çeyrekte ise büyük bir ralli. Her iki döngüde de aynı tablo yaşandı: Yatırımcılar eylülde panik satışı yaparken yılın son aylarında piyasada devasa yükselişler geldi. Şimdi gözler yine Eylül 2025 toplantısına çevrilmiş durumda. Eğer Fed faiz indirimine giderse, tarihsel döngünün tekrarlanma ihtimali yüksek. Önce bir “sarsıntı”, ardından da altcoin boğası yaşanabilir.
Geçen günlerde Donald Trump, Beyaz Saray Ekonomi Danışmanları Konseyi Başkanı Stephen Miran’ı Fed Yönetim Kurulu’ndaki boş üyelik için aday gösterdi. Bu adım, özellikle 2026’da Powell’ın görevi sona ermeden önce Fed politikaları üzerinde Trump’ın etkisini artırabileceği anlamına geliyor.
JPMorgan, Miran’ın varlığının faiz karar organında en az üç karşı oya yol açabileceğini öngörüyor. BofA Global Research ise eylülde faiz indirimi gelmezse bu karşı oyların artabileceğini belirtiyor. Yani Trump’ın etkisiyle Fed içinde görüş ayrılıkları daha belirgin hale gelebilir.
Geçenlerde açıklanan ABD Üretici Fiyat Endeksi (PPI), aylık bazda yüzde 0,9 ile beklentilerin (yüzde 0,2) çok üzerinde geldi. Bu sürpriz, eylülde neredeyse kesin gözüyle bakılan faiz indirimine dair fiyatlamaları sarstı. Daha önce yüzde 99 olan indirim ihtimali yüzde 92’ye geriledi. Yüksek üretici fiyatları, enflasyonun “yapışkan” seyrettiğini teyit etti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise farklı bir noktaya dikkat çekti. “Fed’in büyük ölçekli tahvil alımlarına geri dönmesi gerektiğini düşünmüyorum” diyerek piyasaların likidite beklentisini sınırladı. Ayrıca faizlerin şu an 150 - 175 baz puan daha düşük olması gerektiğini söyleyerek güçlü bir indirim çağrısı yaptı.
Trump: CBDC yasak, stabilcoin serbest
Trump yönetimi ağustos ayında öyle bir hamle yaptı ki, finans dünyasının dengeleri değişti. Genius ve Clarity isimli iki yasa ile birlikte, 166 sayfalık Dijital Varlıklar Raporu yayımlandı.
Raporda en kritik nokta, CBDC’lerin (merkez bankası dijital paraları) ABD’de yasaklanması oldu. Metinde açıkça CBDC’lerin finansal sistemi, bireysel gizliliği ve ABD’nin egemenliğini tehdit ettiği yazıyor.
İkinci büyük nokta ise stabilcoin vizyonu. Raporda, “ABD Doları’nı korumak ve teşvik etmek amacıyla dolar destekli stabilcoinlerin geliştirilmesi” gerektiği vurgulandı. Yani ABD, Tether ve benzeri blokzincir tabanlı dolar tokenlarını küresel ticarette resmileştirmeyi planlıyor.
Bu adımlar, finans dünyasındaki büyük güç rekabetini de gözler önüne seriyor. Merkez bankaları, enerji sektörü ve askeri - endüstriyel kompleks arasındaki çatışmada Trump açık şekilde enerji sektörünün yanında saf tuttu.
Trump ve ekibi, kriptoyu bir “ulusal çıkar aracı” haline getirerek merkez bankalarına karşı pozisyon aldı. Bu sayede, hem Bitcoin hem de stabilcoinler ABD’nin jeopolitik ve finansal stratejisinin merkezine oturtuldu.
Trump’ın kripto pozisyonu
Trump yönetiminin pozisyon aldığı sadece yasalarla sınırlı değil. Büyük şirketler de hızla Bitcoin stoklamaya başladı.
2025 başındaki Ark Invest Big Ideas raporuna göre, en çok BTC tutan şirket MicroStrategy idi. Onu Marathon Digital, Riot Platforms, Tesla, Coinbase ve CleanSpark takip ediyordu. Ama Ağustos 2025 itibarıyla tablo değişti. Trump’ın kendi şirketi DJT de öne çıktı. Yani Trump sadece politik olarak değil, finansal olarak da kriptoya pozisyon aldı.
Tüm bu gelişmeler kripto yatırımcıları için tarihi bir dönemeç anlamına geliyor. Çünkü bu sadece bir faiz indirimi hikayesi değil. Aynı zamanda Trump’ın kriptoyu resmi olarak desteklemesi, CBDC’leri yasaklaması ve stabilcoinleri meşrulaştırmasıyla birleşen tarihi bir dönüşüm.
Tarihsel döngülere bakarsak; 2017 ve 2021’de eylülde düşüş, son çeyrekte ise büyük bir ralli yaşandı. Şimdi yine aynı sahneyi görüyoruz. Bitcoin boğası çoktan başladı, altcoin partisi ise muhtemelen eylül sonrasında kapıyı çalacak.
ETH hazineleri: Fırsat mı risk mi?
Ethereum ekosisteminde son dönemde öne çıkan konulardan biri de şirketlerin hazine rezervlerinde ETH bulundurması. Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin, bu konunun potansiyelini ve risklerini net bir şekilde dile getirdi. Ona göre, şirketlerin bilançolarında ETH bulundurması değerli olabilir çünkü bu durum, ETH’nin kurumsal kabulünü artırır ve yatırımcılara yeni seçenekler sunar. Buterin, “ETH’nin şirket hazinelerinde yer alması iyi ve değerli bir şeydir, insanlara daha fazla seçenek sunar” dedi.
Ancak Buterin aynı zamanda bir uyarıda bulundu: Eğer bu hazine uygulaması aşırı kaldıraçlı bir oyuna dönüşürse Ethereum’un çöküşüne bile yol açabilir. Yani ETH hazineleri kurumsal kabul için olumlu bir adım olsa da, yanlış yönetildiğinde bir tür domino taşı etkisi yaratma ihtimali var. Bu da yatırımcılar için iki ucu keskin bir bıçak anlamına geliyor. Daha fazla erişim, daha fazla değer yaratabilir ancak bu, aşırı finansallaşma ile birleşirse büyük bir risk haline gelebilir.
Sonuç olarak, ETH hazineleri Ethereum için hem fırsat hem de tehdit barındırıyor. Kurumsal kabulün artması, ETH’nin uzun vadeli değerini destekleyebilir. Ancak bu süreç, sağlam regülasyonlar ve ihtiyatlı risk yönetimiyle ilerlemezse, sistemin istikrarını zorlayacak yeni kırılganlıklar ortaya çıkabilir. Tıpkı Fed’in faiz indirimlerinde olduğu gibi, bu da yatırımcıların yakından izlemesi gereken kritik bir gelişme olacak.
Ayrıca şunu unutmamak gerekir ki, kripto piyasaları sadece ABD merkezli gelişmelere bağlı değil. Avrupa Merkez Bankası, Japonya ve gelişen ülkelerdeki para politikaları da küresel likiditeyi doğrudan etkiliyor. Eğer bu bölgelerde de faiz indirimleri veya genişlemeci adımlar görürsek, kriptoya girecek fonların miktarı daha da artabilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde enflasyondan korunma amacıyla kripto varlıklara olan talep güçlenebilir. Bu da, Fed’in kararlarıyla birleştiğinde piyasadaki yükselişi destekleyen ek bir katalizör olacaktır.
BTC zengini şirketler
MicroStrategy: 628,946 BTC
MARA Holdings: 50,000 BTC
Trump Media & Technology Group (DJT): 18,430 BTC
Metaplanet: 18,113 BTC
Galaxy Digital: 17,102 BTC