Arama

Samimiyet sınavı

Dezavantajlı gruplara fırsat eşitliği sağlanması amacıyla ortaya çıkan çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık dönüşümü DEI son zamanlarda bazı politikacıların ve iş insanlarının hedefinde.

01 Şubat 2025, 08:00 Güncelleme: 01 Şubat 2025, 23:10

İş dünyasında bir hayalet dolaşıyor; çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılığı ortadan kaldırma hayaleti.1

Yıllardır uluslararası şirketlerin gündeminde yer alan ve kısaca DEI (Diversity, Equity & Inclusion) olarak bilinen dönüşüm, son zamanlarda bazı politikacıların ve iş insanlarının hedefinde. Dünyaca ünlü şirketler birer birer DEI programlarına son vereceklerini açıklıyorlar. Popülist politikacılar adeta bir karşı devrim havasında. DEI savunucuları ise savunma hattını terk etmeme çağrısı yapıyor. Peki, DEI neden bu kadar büyük bir tartışma konusu haline geldi ve neden şimdi yıllar içerisinde elde edilen kazanımları kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya?

Uzun yıllardır iş dünyasının gündeminde olan ve dezavantajlı gruplara fırsat eşitliği sağlanması amacıyla ortaya çıkan DEI, özellikle George Floyd’un 2020 yılında bir polis memuru tarafından öldürülmesi ile daha sistematik hale geldi. Bir araştırmaya göre 2019–2022 yılları arasında çeşitlilik ve kapsayıcılıktan sorumlu yöneticilerin (Chief Diversity and Inclusion Officer) sayısı yüzde 168 arttı. 2024’te yayınlanan başka bir araştırmaya göre çalışanların yüzde 67’si işverenlerinin DEI hakkında eğitim alınmasını zorunlu kıldığını, yüzde 71’i ise bunun “pozitif bir çalışma kültürü” oluşturmada önemli etkisinin olduğunu söylüyor. Liderlerin tavrı ise kritik önem taşıyor. 2023 yılında S&P 500 şirketlerinin yüzde 75’inde üst kademe yöneticilerin maaş ve primlerinin hesaplanmasında DEI metriklerinin belirleyici olduğu biliniyor.

Ancak iş yaşamında fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla ortaya çıkan bu akım zaman içerisinde politik ve ideolojik bir mücadele zeminine dönüştü. DEI’yi ortadan kaldırmak, 2024 ABD Başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin temel söylemlerinden biri oldu. Hatta Trump’a yapılan suikast girişimi sonrasında, Amerikan Gizli Servisi’nin DEI kültürüne teslim olduğu için yeterli kapasiteye sahip çalışanlara görev vermediği yorumları yapıldı. İşe alım ve terfide liyakat yerine kimlik temelli tercihlerin yapılmasının kurumları çökerttiği iddia edildi. DEI hedeflerini ve politikalarını açıklayan şirketleri portföylerinden çıkaran yatırım fonları bile kuruldu. Trump’ın ABD Başkanlık seçimini kazanmasıyla DEI karşıtı hareket de ivme kazandı. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, şirketini politik baskıdan korumak için DEI politikalarına son verdiğini açıkladı. Üstelik kendisi tek başına değil. Walmart, McDonald’s, Ford Motor Company, John Deere ve Harley Davidson gibi şirketler de DEI konusundaki politikalarında değişikliğe gidenler arasında. Listenin başında ise politik güçlerini giderek artıran Elon Musk ve Bill Ackman gibi milyarderler geliyor.

Görünen o ki önümüzdeki dönemde DEI hakkındaki tartışmalar giderek artacak. Yönetim kurulları ve CEO’ların ise bugüne kadar verdikleri sözlerin ne kadarını hayata geçirebilecekleri yakından izlenecek. Yani tam anlamıyla bir samimiyet sınavıyla karşı karşıyalar. Rüzgarın DEI karşıtlarından yana olduğu ortada. Ancak DEI’nin gelip geçici bir trend olduğunu düşünenler fena halde yanılıyor olabilir. Zira adı ne olursa olsun, çalışma hayatında bireylerin farklı kimliklerle, deneyimlerle ve bakış açılarıyla bulunabilme; her bireye eşit fırsat sunmanın önündeki sistematik engelleri kaldırma ve kendilerini ait hissettikleri bir ortamda çalışarak hem kurumların hem de toplumun gelişimine katkı sağlama mücadelesinden vazgeçmeleri mümkün görünmüyor.

1 Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından yazılan Komünist Manifesto’nun (1848) açılış cümlesinden esinlenilmiştir.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok