Arama

Contemporary İstanbul kurucusu Ali Güreli İstanbul’u küresel sanat haritasına taşıyor

İstanbul’un uluslararası sanat dünyasındaki saygınlığını artıran Contemporary İstanbul’un yaratıcısı Ali Güreli’nin fuar matematiği…

Contemporary İstanbul kurucusu Ali Güreli İstanbul’u küresel sanat haritasına taşıyor
Fotoğraf: Ergun Candemir

Amerikalı sanat eleştirmeni Jerry Saltz’a ait “Bütün sanat bir zamanlar çağdaştı” sözü, kulağa ilk anda muzip bir aforizma gibi geliyor. Oysa bize sanat dünyasının yadsınamaz gerçeğini fısıldıyor: Bugün garipsediğimiz hatta ‘tuhaf’ bulduğumuz pek çok yapıt, yarının müzelerinde ‘klasik’ olarak sergilenecek. İşte çağdaş sanat fuarlarının asıl gücü de burada. Eserlerin alınıp satıldığı ticari platformlar olmanın çok ötesinde, sanat tarihinin geleceğinin yazıldığı, yeni estetik yönelimlerin pusulası olan mekanlar olmalarında. Bu nedenle, küresel ölçekte başarı hedefleyen her ülke için sanat fuarları, ekonomik değerin ötesinde kültürel bir güç göstergesi hatta birer ‘yumuşak’ diplomasi aracı.

İstanbul’un sanatla kurduğu en güçlü köprülerden biri olan Contemporary İstanbul, tam da bu vizyonla çıktığı yolda 20’nci yılını kutluyor. İstanbul’u global sanat piyasasında daha görünür ve etkili bir aktör haline getirmek için yoğun çaba harcayan isim ise Contemporary İstanbul’un kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Ali Güreli. Halen Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan ve Paris’teki öğrencilik yıllarında kazandığı koleksiyonerlik yönünü turizm vizyonuyla birleştiren Güreli, Türkiye’nin çağdaş sanat sahnesindeki en etkili figürlerinden biri.

“2006’da bu işe başladığımda son derece lokal bir pazarın içindeydik. Ama hedefim en baştan belliydi: İstanbul’u dünyayla entegre etmek” diyen Güreli’nin bu hedef doğrultusunda ilk işi iç pazarı, özellikle galerileri eğitmeye yönelmek üzerine olmuş. Kendisine göre fuar mantığının oturması için galerilerin yalnızca eser satması yetmiyor, sanatçısına kriz döneminde omuz verebilmesi, uzun soluklu bir ilişki kurabilmesi gerekli: “Mesela altı aylık galerinin fuara katılmasına izin vermedim; üç ila beş yıllık bir deneyim eşiği koydum. Bu iş basit bir şey değil. Uluslararası oyunun kuralları var.” Bu yaklaşımın nedeni dışlayıcılık değil; aksine uzun vadeli bağlar kurabilmek için. Güreli, bugün Contemporary İstanbul’un en güçlü yanlarından birinin nitelik odaklı, seçici kurul sistemi olduğunu vurguluyor. Yani ‘parayı veren herkes katılamıyor.’ Öncelik sanatçının pratiği, galerinin temsil biçimi ve uzun vadeli vizyonunda.

Ali Güreli’nin iş modelinin olmazsa olmazları var; seçicilik ve adil kira sistemi, partnerlik ile lojistik ve finans kolaylıkları son olarak da komisyonsuz tarafsızlık. Bu yapı hem güveni hem sürdürülebilirliği kurumsallaştırıyor. Astronomik metrekare ücretleri yerine şeffaf ve dengeli bir kira sistemi kurduğunu, böylece orta ölçekli galerilerin nefes alabildiğini söylüyor. Türkiye’den galerilerin yurt dışındaki önemli fuarlarda yer alamamasının nedenleri arasında ise 150 – 200 bin euro’yu bulan ciddi maliyetler başı çekiyor. Peki ya, satışta komisyon meselesi… “Fuarda satıştan komisyon alınmıyor çünkü bana göre tarafsızlığın en önemli göstergelerinden biri bu.”

Contemporary İstanbul Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli.

Güreli’ye göre koleksiyonculuk da yaygın kanının aksine zenginliğin bir göstergesi olamayacağı gibi geleceğe bırakılan bir vizyon olarak görülmeli. “Koleksiyoncu artık sadece eser alan insanı tanımlamıyor, o kültürel bir aktör.” Bu anlayış, fuarın programına da yansımış. Koleksiyoner panelleri, referans koleksiyon sergileri ve küratöryel sohbetlerle izleyici yalnızca eser görmüyor; koleksiyonculuğun kültürel misyonunu da deneyimliyor. Güreli’nin gelir modeli ise ağırlıklı olarak metrekare bazlı şeffaf kiralama, içerik odaklı ortak projeler ve fuarın ‘yumuşak güç’ etkisiyle yarattığı marka değerine dayanıyor. Yani asıl değer bugünkü satışlardan öte yarın yeniden bir araya gelmek isteyen kurumların kurduğu bağlardan doğuyor.

Bu işin formülünde ise güçlü partner ilişkileri var. Güreli “sponsor” kelimesine mesafeli. “Biz kimseyi sponsor olarak görmüyoruz. Çünkü partnerlik, birlikte proje düşünmek demek: Marka için anlamlı, sanat için etkili, fuar için kalıcı olan bu.” Yaklaşımı şunu düşündürüyor: Amaç yalnızca finansman olmamalı, kalıcı bir kültürel ekosistem kurulmalı. Özellikle Güreli, Tersane İstanbul’u çok önemsediğini, Haliç kıyısındaki bu projenin kentin geleceği açısından büyük değer taşıdığını vurguluyor. “Haliç, önümüzdeki yıllarda çok revaçta olacak muhteşem bir destinasyon ve dünyada çok az fuar böylesi bir mekanda gerçekleşme şansına sahip.”

Fuar süresince İstanbul’un cazibesini, tarihi ve kültürel mirasının yanı sıra sanat yatırımcısına sunulan operasyonel kolaylıklar da artırıyor. Mesela uluslararası galerilerin İstanbul’a gelmesinde en büyük engellerden biri lojistik ve finansal zorluklar. Fuar bu konuda da çözüm odaklı bir yaklaşım sergiliyor. Akbank’ın desteğiyle global bir teminat mekanizması geliştirilmiş, böylece gümrükte ödenmesi gereken yüksek teminatlar galeriler için bir yük olmaktan çıkarılmış. Ayrıca Türk Hava Yolları ile kurulan özel taşımacılık hattı, eserlerin hızlı ve güvenli şekilde fuara ulaşmasını sağlıyor.

Güreli bu konunun önemle altını çiziyor: “Yabancı galeriler için gümrükte yüzde 20 teminat gerekir; biz global bir teminat mekanizması kurduk. Hava yolu partnerliğimizle de kırılgan işlerde risk ve maliyet azaldı.” Bu sayede İstanbul, özellikle orta ölçekli ve uzak coğrafyalardan gelen galeriler için erişilebilir bir merkez haline gelmiş durumda. Bu noktada sağlanan desteklerin de hesaba katılmasıyla fuarda metrekare başına talep edilen yaklaşık 300 doların aslında ortalama 200 dolara gerilediğini söylemek mümkün. 

Güreli, Contemporary İstanbul’u ‘Türkiye’nin en büyük yumuşak güç markası’ olarak tanımlıyor. Çünkü bu organizasyon kısa vadeli bir etkinlik olmaktan çıkarak kurumsal hafıza üreten bir yapıya dönüştü. Contemporary İstanbul, 2006’daki ilk edisyonundan 2024’e uzanan yolculuğunda, sanatçı sayısını 192’den 503’e çıkarıp 809 eseri sergileyerek sanatsal çeşitliliğini ve üretim gücünü rakamlara da yansıtan güçlü bir dönüşüm gösterdi.  24 – 28 Eylül  tarihleri arasında Akbank ana sponsorluğunda düzenlenecek 20’nci edisyonunda ise ‘Focus America’ programıyla Brooklyn Müzesi, Guggenheim, MoMA ve Metropolitan gibi dünyanın önde gelen kurumlarını İstanbul’a taşıyarak New York, Seattle ve Kaliforniya’dan gelen galerilerle yeni iş birliklerinin kapısını aralayacak.

İlk günden bu yana kentin enerjisini uluslararası sanat dünyasına taşıma vizyonuyla hareket eden Güreli, Contemporary İstanbul’u Türkiye’nin küresel sanat sahnesindeki en güçlü vitrini olarak tanımlarken daha yolun uzun ve meşakkatli olduğunu da biliyor. Ancak planları tıkır tıkır işlerse İstanbul, yakın gelecekte küresel sanat haritasında en revaçta merkezlerden biri olacak. “Art Basel için Miami’ye gidip benim gibi üç günde sıkılanlar, İstanbul’un enerjisi ve kültürel çeşitliliği sayesinde sıkılmaya vakit bulamayacaklar” diyor. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok