Forbes’ta yazmaya başladığımda ilk değindiğim konu Çin ekonomisi olmuştu. Arşivlerden detaylarını bulabileceğiniz analizde Çin ekonomi modelinin halkı mutlak yoksulluktan çıkartmakta eşi görülmemiş bir başarı kazandığını ama bu modelin aynı zamanda hane halkına genel zenginleşmeden hak ettiği payı vermediğini savunmuştum.
Bu soruna rağmen Çin’in yakın zamanda ekonomik modelinde bir değişikliğe giderek üretim ekonomisinden tüketim ekonomisi modeline de geçmeyeceğini iddia etmiştim. Ekim ayı bu görüşün test edilmesi açısından önemli bir ay oldu. Açıklanan paketlerin 2024 yılı için belirlenen yüzde 5 civarında büyümeyi yakalamaya yönelik olduğunu ancak büyüme modelini değiştirecek çapta olmadığını gördük. İnşaat sektörü Çin ekonomisinin yüzde 25’i büyüklüğüne geldikten sonra ciddi bir krize girmiş durumda. Ve hane halkının servetinin önemli bir bölümü de konutlarından oluşuyor.
Böyle bir ortamda devlet adeta bir kara deliğe dönen sektörü desteklemek istemiyor ancak konut fiyatlarında yaşanan düşüşü de yavaşlatmak arzusu içinde. Bunu gerçekleştirmek için mortgage oranlarında indirim, bitmemiş projelerin tamamlanmasına yönelik adımlar (ciddi bir hata olduğunu düşünüyorum) ve bazı projelerin sosyal konutlara dönüştürülmesi gibi önlemler açıklandı. Daha önce de devreye alınan önlemler. Dahası mortgage faizlerinde indirime zorlanan bankalar mevduat faizlerinde de indirime gidiyor. Yani borçlu olan hane halkı olumlu, tasarrufçu kesimler ise olumsuz etkilenecek. Bankaları desteklemek için 1 trilyon yuanlık bir sermaye enjekte edilecek ve devamı da gelecek.
Ancak 175 trilyon yuan civarında bir sektörde 1 trilyon yuan önemli bir miktar değil. Dahası bankaların kredi vermesinden ziyade asli sorun kredi talebinin olmaması. Yukarıda hane halkının sahip olduğu konutların fiyat düşüşünden olumsuz etkilendiğini yazdım. Bu gerilemeyi by pass etmek için Merkez Bankası finansal kurumlarla bir swap ilişkisine giriyor. Açıklama sonrası Çin hisselerinde yüzde 30’a yakın bir yükseliş yaşandı. Daha pek çok detay var. Ancak hiç birisi insanların daha fazla kazanması, daha fazla harcaması ve ekonomiye olan güvenin artması ile sonuçlanmayacak.
Çin ABD ile yaşamsal bir mücadele içinde olduğunu düşünüyor. Ve bu mücadele özellikle ileri teknolojide bir ölüm kalım meselesine dönmüş durumda. Böyle bir ortamda hükümet emlak sektörünü kurtarmak veya tüketimi destekleyecek reformlar yaparak üretimi sübvanse etmekten vazgeçebilecek bir durumda değil. Çin’i Batı’nın klasik kapitalist modeli içinde değerlendirmek ve anlamak da mümkün değil. Sık sık milyarder girişimcilere sahip Çin’in nasıl hala komünist sayılabileceğine dair analizler okuyorum. Deng Xiaoping Çin ekonomisini dünyaya açarken Komünizmden vazgeçmedi. Marksist teoriye bir ek olarak isimlendirebileceğimiz “primary stage of socialism” kapitalist yöntemler kullanarak ekonominin zenginleşmesi ve zamanı geldiğinde bu zenginliğin tam anlamı ile kamulaştırılmasını içerir. Xiaoping’in adımları bu gelişmenin çok hızlanmasına neden oldu.
Şimdi Başkan Xi Jinping’in ABD’nin pek de dostça olmayan tutumu nedeniyle ekonominin iplerini tamamen elinde tutmak istediğini ve büyük bir gerginlik öncesinde tamamen ama özellikle de yüksek teknolojide kendine yeter bir Çin yaratmaya çalıştığını görüyoruz.
Bu açıdan bakıldığında tüm Çinli şirketler sadece bir süre için özel şirket niteliğinde. Alibaba veya Baidu gibi Batılı muadillerine oranla çok daha ileri olan bazı şirketlerin piyasada çok daha zayıf bir performans göstermesinin veya Elon Musk hiç susmazken Jack Ma’nın hiç konuşmamasının arkasında bu dinamikler var. Açıklanan paketler Çin büyümesinin niteliğini değiştirmeyecek veya Çin’in sorunlarını çözmeyecek. Ancak 2024 hedefinin yakalanmasını sağlayacaktır. Asıl yapılması gerekenler, ki yüksek borç ve deflasyon baskısına bakınca kaçınılmaz gibi görünüyor, örneğin Yuan’ın devalüe edilmesi gibi ötelendikçe Çin konusunu global ekonomi açısından bir sorun olarak tartışmaya devam edeceğiz. SSCB’nin çöküşünden gerekli dersleri çıkartmış görünen Çin’in Japonya’nın kayıp 10 yıllarından da gerekli dersi çıkartmış olduğunu umuyorum.