Martur Fompak, Türkiye’nin en büyük koltuk sistemleri ve iç aksam üreticisi. Avrupa’da ilk üçte. Şirketin kendi verilerine göre küresel pazarda ise dünyanın en büyük beşinci şirketi. Türkiye dışında dokuz ülkede 10 bin çalışanıyla faaliyet gösteren şirketin icra kurulu başkanı, ailenin üçüncü kuşak temsilcisi 30 yaşındaki Can Üstünberk. Görevi üç yıl önce babasından devralan Can Üstünberk’in hedefi küresel ölçekte ilk üç içine girmek.
Martur Fompak’ın isminin Lear ve Adient gibi küresel devler ile beraber anılması, yıllık bazda 15 milyar dolar ciroya ulaşmak demek. Bugüne kadarki ilk röportajı için Forbes Türkiye’yi Maslak’ta bir gökdelenin 17’nci katındaki ofisinde karşılarken bir barınaktan sahiplendiği labrador cinsi köpeği Polo da yanında. Odasında onunkiyle birlikte iki masa daha var. Babası Hakan Üstünberk ve holdingin kurucusu Umur Üstünberk’in masaları birbirine bakıyor ve aynı büyüklükte. Dede Umur Üstünberk, otomotiv yan sanayinin duayenlerinden sayılıyor…
Uzun yıllar Martur’da çalışan, bugün Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Yönetim Kurulu Üyesi Erol Gülmez, Umur Üstünberk için “rol modelimdir” diyor. Kendisi de Bursa’daki iki tesisinde koltuk üreten Gülmez’e ilk yatırım için ihtiyaç duyduğu makine parkı için destek veren de o olmuş. “Yıllarca Umur Üstünberk’le çalışarak, Üstünberk hayranı bir beyaz yakalı olarak yetiştim. Bursa’da sünger yapan bir işletmeden, önce en güçlü yerel oyuncu oldu. Artık küresel oyuncu. Bana göre Üstünberk burjuva sınıfının devrimcisidir. Hiç yabancı ortağı yok. Otomotivde yabancı ortaksız yürümek zordur” diyor. Martur Fompak’ın otomotiv yan sanayinde sıkça örneği görüldüğü üzere sanayinin büyükleri ile ortak girişimleri olmadığı doğru ama küçük de olsa bir yabancı ortaklığı var. Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ülkelere yatırım yapan kolu, Uluslararası Finans Kurumu (IFC) 2018 yılında şirkete finansman sağlayarak yüzde 5 oranında hissedar olmuştu.
Martur Fompak’ın Gülmez’i etkileyen etki alanı, Umur Üstünberk’in masasının arkasında asılı büyük dünya haritasında görülüyor. Müşterileri olan otomotiv devlerinin üretim merkezleri ve rakiplerin fabrikaları renkli raptiyelerle işaretlenmiş. Kuzey Afrika, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve neredeyse tüm Avrupa’nın üstü rengarenk. Hem sektörün büyüklüğü hem de rekabetin yoğunluğu bir bakışta anlaşılıyor.
Martur Fompak Holding’in, 16’sı Türkiye’de, yedisi Romanya’da, üçü Fas’ta, iki İtalya’da, biri Cezayir’de ve bir Slovakya’da olmak üzere dünya genelinde toplam 30 fabrikasında otomobil koltukları ve direksiyon çevresindeki tüm plastik parçaları üretiyor. Şirket, Çin’in otomotiv sektöründeki yükselişi ve elektrikli mobilite devrimi sürecinde küresel rekabet gücünü pekiştirmek için yedi yıldır devam eden yeniden yapılandırma sürecini tamamlanmak üzere. 1995 doğumlu Can Üstünberk ağırlıklı olarak Avrupa pazarına yönelik üretim yapan Martur Fompak’ı bölgesel bir oyuncu olmaktan çıkarıp, küresel bir tedarikçiye dönüştürmek hedefiyle çalışıyor.
Üstünberk ailesi tarafından 1986 yılında kurulan Martur, işe TOFAŞ için sünger tedarik ederek başladı. Büyümelerindeki ilk kırılma noktası 1991’de TOFAŞ’ın koltuk üretimini dış kaynaklara devretme kararı alması oldu. O sırada bunun için en uygun aday Martur’du. 1996 yılında kurulan Fompak ise torpido, kapı panelleri ve tavan gibi plastik iç parçaların üretimine odaklandı. Her iki şirket de 2023’teki isim değişikliğine kadar Üstünberk Holding çatısı altında faaliyet gösteriyordu. Can Üstünberg isim değişikliği kararını anlatırken “Zaten Avrupa’da da Türkiye’de de Martur Fompak olarak biliniyorduk. Bunu resmiyete dökmüş olduk” diyor.
Martur Fompak’ın büyümesinde ikinci dönüm noktası 2014’te yurt dışında yatırım yapmaya başlamaları oldu. Bu tarihte ilk olarak Romanya’da Renault’un Dacia markası için üretime geçtiler. Ardından 10 yıl gibi kısa sayılabilecek bir sürede dokuz ülkede faaliyet göstermeye başladı. Şu anda İstanbul’un yanı sıra Paris’te 35 kişinin çalıştığı bir genel merkezleri var. Ar-Ge merkezlerinin bulunduğu Almanya’da ise mühendislerden oluşan 45 kişilik bir ekip var.
Bu coğrafi genişleme şirket için aslında bir zorunluluktu. Otomobil koltuğu, paketlenmesi ve taşınması dolayısıyla ihraç edilmesi kolay bir ürün değil. Can Üstünberk, özellikle koltuk üretimi için, müşterilerinin fabrikalarına yakın olmak zorunda olduklarını anlatıyor. Ayrıca endüstrinin içinden geçtiği dönüşüm de bu yatırımları zorunlu kılıyor.
“Biz üretim tesislerimizde kurduğumuz bilişim altyapısı sayesinde müşterilerimize entegre çalışıyoruz. Mesela, Fiat’tan Egea Cross modeli için gelen özel renk dikişli bir koltuk üretimini anında devreye alabiliyoruz. Tam Sıralı Üretim (Just in Sequence - JIS) ile tam uyum sağlayan bir envanter stratejisini uygulayabiliyoruz” diyor. “Bizden yanlış bir ürün giderse otomobil fabrikasında üretim aksar…” Güven önemli. “Otomobil firmalarıyla ilişkiler güven gerektiriyor. Özellikle bizim ürün gamlarımızda konfor, güvenlik, estetik unsurlar var. Üç alanı bir arada yapabilmek önemli bir know-how gerektiriyor. Bizi de aslında bu yarışta öne çıkaran faktör hep bu oldu” diyor Can Üstünberk.

Avrupa otomotiv sanayisindeki geleneksel rekabet gücünü kaybediyor. Bunun önemli sonuçları var. Otomotiv sektörüne yapılan her bir euroluk yatırım, Avrupa ekonomisine yaklaşık 2,6 katı değerinde katma değer olarak dönüyor. AB bu yılın mart ayında “Avrupa Otomotiv Sektörü için Endüstriyel Eylem Planı” yayımladı. Sektör benzeri görülmemiş bir yapısal dönüşüm içinde. 2024 yılı verilerine göre küresel ölçekte satılan her beş arabadan biri elektrikli.
Martur Fompak, bu değişime adapte olmak zorunda. Şirket, öz sermayesi ile büyüyor. Finansman bacağında ise ortaklıklar gerçekleştiriliyor. İlk ortakları İtalyan Unicredit’ti. Can Üstünberk, İtalyan finans devi ile ortaklık süreçlerine ilişkin mali bilgileri paylaşmak istemiyor. Bu ortaklığın 2017’de sonlanmasının ardından yatırımları için IFC fonlarından yararlandılar. İki bacaklı yapının ‘Martur’ kısmında IFC’nin yüzde 5,4 oranında hissesi bulunuyor.
Tüm bu yatırımların sonucunda Martur Fompak’ı rakiplerinden ayıran en temel özellik, üretimin tüm bileşenlerini (Sünger, tekstil, metal ve plastik) kendi bünyesinde yapabiliyor olması. Örneğin Kütahya’daki fabrikası Toyota’nın Avrupa’daki en büyük tedarikçilerinden. Bir kilometre uzunluğundaki entegre fabrikaya “Ham maddeyi koyuyorsunuz, koltuk olarak çıkıyor” diyen Can Üstünberk, bu üretim gücünün global rekabette kendilerine önemli bir avantaj sağladığını vurguluyor. Ama yine de AB merkezli üreticilere ve pazarına yapılan üretim bazı riskler barındırıyor.
Can Üstünberk, yaptırımlardan sonra Rusya’da üretimlerini sonlandırdıklarını anlatıyor. Ayrıca büyük müşterilerinin üretiminin azalması onların üretimin de düşmesi demek. Martur Fompak’ın en büyük hedef pazarı olan Avrupa’da da olan bu. Satışlar adet bazında 21 milyonlardan 18 milyonlara çekildi, fiyatlarda da artış yaşandı. Bunun sonucunda üst ve üst/orta segmentte azalan talep daha alt segmentlere kaydı. Martur Fompak’ın üretim yaptığı alan da burası. Yani şirket bu olumsuz tablodan etkilenmedi.
Elektrikli araçlar, Martur Fompak için bir tehdit değil; fırsat. Fiat 500, Togg gibi modellerde üretici olan şirket, elektrikli araçlarda iç aksamlar için daha hafif, sessiz ve teknolojik çözümler sunmaya odaklanmış durumda. ‘Haptic touch’ teknolojisiyle dokunmatik koltuk kontrolleri, entegre şarj çözümleri gibi alanlarda yenilikçi ürünler geliştiriliyor. Can Üstünberk, detaylara verdikleri önemin şirkete getirdiği kazancı, elektrikli Fiat 500’ün tedarikinin İtalyan bir rakiplerinin elinden alınarak üstlenilmesini gururla anlatıyor.
Martur Fompak için yakın vadede öncelik mevcut yatırımların tamamlanması ve artan kapasitenin etkin kullanımı. Çinli otomotiv üreticilerinin Türkiye’ye yönelik ilgisi ise şirket için yeni fırsatların habercisi olabilir. Can Üstünberk, BYD gibi Çinli üreticilerin Türkiye’ye muhtemel yatırımlarını da bir fırsat olarak görüyor. “Bugüne kadar organik büyüdük. 1986’da başlayan yolculuğumuz altı Ar-Ge, yedi tane de mühendislik merkezimiz ile küresel bir seviyeye ulaştı.” Bundan sonra da bu organik büyümeyi sürdürmek niyetindeler.

Hafif ve sürdürülebilir çözümler
Şirketin altı Ar-Ge ve yedi mühendislik merkezi hem ürün geliştirme hem de müşteriye özel çözümler sunma konusunda çalışıyor. Sünger ve metalde daha hafif, daha sürdürülebilir çözümler geliştiriliyor. Örneğin, koltuklarda kullanılan geleneksel kemer uyarı sisteminin daha hafif bir versiyonu gibi… 2024 yılında yaptıkları 10 patent başvuru arasında kumaşın güçlülüğünü artıran laminasyon teknolojisi gibi sürdürülebilir ürünler geliştirilmiş.