Mıstaçoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Mıstaçoğlu, Sultanhamam’da fason üretimle başladığı ticari hayatını, oto teyplerinin çalınmaması için torpido gözüne atıldığı 1990’larda, meraklılarına otomobil ses sistemleri kurarak sürdürdü. Ardından bugün esas faaliyet alanı olan mobil telefon işine giriş yaptı. Geçen yıl ise 50 milyon dolara satın aldığı Çinli Oppo’nun fabrikasında yerli cep telefonu üretmeye başladı.
Onu cep telefonu işinde asıl büyüten 2001’de Motorola’nın Uzanlar ile yaşadığı kriz sonrasında ortaya çıkan fırsatı görerek markanın distribütörlüğünü alması oldu. O tarihe kadar dönemin popüler cep telefonu markaları Motorola’nın yanı sıra, Ercisson ve Nokia telefonlarının bayiliğini yapan Mıstaçoğlu, distribütörlük anlaşması sayesinde kendi deyimiyle ‘level’ atladı: “O zaman Motorola dünya pazarında iki, Nokia da bir numaraydı. Fakat Motorola Türkiye’de Uzanlar ile yaşadığı sorun nedeniyle neredeyse sıfır noktasına gelmişti. Baktım büyük bir fırsat; büyüme hikayesi olan bir marka. Motorola’ya gidip sunum yaptık ve ikna ettik.”
Mıstaçoğlu, ardından Siemens Mobile’ın kapısını çaldı ve peş peşe hem Siemens’in hem Blackberry’nin satış ve dağıtım haklarını alarak GSM sektöründe distribütörlük için Mobiltel’i kurdu. Motorola’nın dibe vuran satışları nedeniyle yüzde 1’e kadar gerileyen pazar payını kısa sürede yüzde 25’e çıkaran Mıstaçoğlu, Siemens Mobile’ın da o dönem Türkiye pazarındaki satışının yüzde 50’sini gerçekleştirdi: “Her iki markada da Türkiye’de açık ara en büyük satıcı bizdik. KVK ve Genpa bizden sonra geliyordu.”
O dönemde (2001 – 2007) Siemens Mobile’da satış direktörü olan Gökalp Ekşi, Mobiltel’in payının yüksek olmasını dolaylı olarak KVK ve Genpa’nın elinde daha fazla marka olmasına bağlıyor: “O tarihte Mobiltel, KVK, Genpa, Netcell ve Başarı olmak üzere dört ayrı distribütörle çalışıyorduk. Ellerindeki marka çeşitliliğine bakmak lazım, örneğin KVK ve Genpa’nın elinde bir sürü marka vardı, Nokia’ya, Ericsson’a ağırlık veriyorlardı. Mıstaçoğlu ise Motorola ve Siemens’e daha çok ağırlık vermeye çalışıyordu.”
Ekşi, Simens Mobile’dan önce Genpa’da sonrasında ise KVK’da ve Mobiltel’de satış yöneticisi olarak görev yapmış sektörün dinamiklerine hakim bir isim: “Siemens Mobile olarak o dönemde Türkiye’deki pazar payımız GfK raporlarında kanal bazlı değişse de yüzde 28 - 29’ları gördü. O zamanki baskın pazar payına sahip marka Nokia idi. Biz de ikinci sıradaydık.”
Yerli üretime teşvik
2021 yılı sonunda Mobiltel’in yüzde 20 hissesini Borsa İstanbul’da (BİST) halka arz eden Mıstaçoğlu geçen yılın başında da stratejik bir kararla Türkiye pazarından çekilme aşamasındaki Çinli akıllı telefon üreticisi OPPO’nun İstanbul Tuzla’daki üretim tesisini 50 milyon dolara satın aldı. Burada hem OPPO markasını hem de daha önce Türkiye’de üretmek üzere tüm haklarını aldığı Singapur menşeili Omix markasını üretmeye başladı.
Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği (MOBİSAD) verilerine göre, Türkiye’de yılda yaklaşık 12 milyon adet cep telefonu satılıyor. Yüksek vergiler nedeniyle her yıl Türkiye’ye 3 - 3,5 milyon adet telefon da kaçak yollarla giriyor.
Mıstaçoğlu pazardaki tek üretici değil. Hem yerli hem de global markaların Türkiye’deki üretimi 2020’den sonra hız kazandı. Bunda, 2020’de yerli üretimi desteklemek için gümrüklerde uygulanmaya başlanan gözetim kararıyla, birim fiyatı 200 doların altındaki ithal telefonların vergilendirilmesinde asgari tutarın 200 dolar olarak belirlenmesi etkili oldu. Böylece 200 doların altındaki cihazların Türkiye’de üretilmesi teşvik edilmiş oldu.
Pazarın yüzde 50’si yerli üretim
Bu sayede cep telefonlarında yerli üretimin payı yüzde 50’ye yükseldi. Tamamen yerli üretim olan markalar arasında General Mobile, Casper ve Reeder var. OPPO ve Omix’in yanı sıra Xiaomi, Vivo, Samsung, Realme ve Tecno Mobile markalarının bazı modelleri de Türkiye’deki fabrikalarda üretiliyor ya da birleştiriliyor.
Yerli markalardan Reeder kurucu ortağı ve CEO’su Uygar Saral, fabrikada ana kartı ürettiklerini diğer parçaları farklı ülkelerden getirip birleştirdiklerini söylüyor: “Türkiye’de telefonla ilgili üretilebilecek şeyleri burada üretiyoruz. Ama üretilebilecek başka şeyler de var; kasası, arka kapağı falan o tip şeyler. Onları üretmiyoruz çünkü astarı yüzünden pahalıya gelir. Maliyet hesabını yaptık, bu parçaları burada ürettiğimizde yurt dışından getirdiğimizle aynı oluyor. Bu ürünlerin lojistiği de kolay olduğu için yurt dışından getirmek daha makul.”
“Cep telefonu sektöründe ağır frene basmamız gerektiğini görmüştük” diyen Uygar Saral, pazarın doygunluk noktasına ulaştığı görüşünde: “Yeni bir inovasyon yok. Ürünler git gide birbirine benziyor. Herkes kullandığı için de metaya dönüşüyor.”
SMT teknolojisi
“AGM şirketimizle Türkiye’yi tüketici elektroniğinde bir üretim üssü haline getirmeyi istiyoruz” diyen Mıstaçoğlu, Tuzla fabrikasında cep telefonlarının ana kartlarının üretildiği Yüzey Montaj Teknolojisi’nin (SMT) kendilerine önemli bir imkan verdiğini söylüyor: “SMT teknolojisi sayesinde fabrikamızda robot süpürge üretebiliyoruz hatta TOGG için ekran üretebiliriz. IoT ürünlerin tamamında üretim yapabilecek bir tesise sahibiz.”
Geçen yıl 500 milyon dolar ciro yapan Mıstaçoğlu Holding’in gelirlerinde, başta global akıllı cep telefonu markaları (örn. Apple, Samsung, Huawei, General Mobile, Honor, Realme) olmak üzere tüketici elektroniği alanında 30’dan fazla markanın distribütörlüğünü yapan Mobiltel en büyük payı alıyor. Şirketin 2024 cirosu yaklaşık 9,4 milyar liraydı, piyasa değeri ise (16 Mayıs itibarıyla) yaklaşık 7,9 milyar lira yani 203 milyon dolardı.
Otoriter baba modeli
Gayrimenkul, Aydın Mıstaçoğlu’nun aile işi denebilir. Liseden sonra iş hayatına atılan Mıstaçoğlu’nun ‘semt müteahhidi’ babasının yanındaki deneyimi kısa sürdü: “Çok ataerkil bir aileyiz, bizde baba, aile, disiplin kavramları Türkiye ortalamasının üzerindedir. Askerden sonra babam ısrar edince iki - üç ay kendisinin inşaat işinde çalıştım. Fakat babamla çalışmak mümkün değil, ne yapsak fırça yiyoruz. Ama bunu söylemek de mümkün değil, annemi devreye soktum. Sonunda ağabeyim Faruk ile ayrıldık.”
Mıstaçoğlu, kısa süren aile işinden sonra İstanbul’da ticaretin okulu olarak kabul edilen Sultanhamam piyasasında tekstil mağazasında çalıştı. 1987’den 1992’ye kadar toptan kumaş alıp atölyelerde fason ürettim yaptırarak perakende mağazalara satış yaptığını anlatıyor. Sonunda kendi işini yapmaya karar verdiğinde ne yeterince sermayesi vardı ne de babasından istemeye cesareti: “Babadan çekindiğimiz için icazet almak bile bizim için büyük bir olaydı, para istemek falan mümkün değil. Ama babamı çok severim halen birbirimize çok düşkünüz, çünkü babamın da bir hikayesi vardı. Annemle 1960’da İstanbul’a gelmişler Kocamustafapaşa’da gecekondu kiralamışlar. Çok zor dönemleri olmuş, orada babamın ceketini yastık yapmışlar.”
Mıstaçoğlu ve abisi Faruk, 1990’lı yılların başında “Ne yapalım?” diye düşünürken, İstanbul Kocamustafapaşa’da kiraladıkları 40 metrekare dükkanlarında oto müzik sistemleri yapma işinde karar kıldı. Sermaye sorununu ise bir bankadan aldıkları çek karnesiyle çözdüler. Tahtakale’den 15 gün vadeyle mal alıp sattıktan sonra çekin karşılığını bankaya yatırarak işler ilerledi. Çoğunluğu otomobiline düşkün gençlerden oluşan müşterilerine Pioneer, Kenwood marka müzik sistemleri kuran Mıstaçoğlu kardeşlerin işleri iyi gidince devamı çorap söküğü gibi geldi: “Oto müzik sistemleriyle başladık, ardından oto alarm sistemleri, merkezi kilit sistemleri, sonra yine araçlarda otomatik cam işine girdik. Derken araba bizim dükkanın içine geliyor; merkezi kilit, otomatik cam, alarm sistemleri ve müzik sistemleri hepsini yapıyorduk.”
Bir gecede cep telefonuna döndü
Mıstaçoğlu kardeşlerin cep telefonu işine girmeleri 1993 yılında bir zenginlik ve statü göstergesi sayılan araç telefonlarıyla başladı. Kendi otomobillerine taktıkları Danimarka yapımı Dancall marka araç telefonu dükkanlarına gelen meraklı bir müşterinin dikkatini çekince araç telefonu satmaya başladılar.
Daha fazla büyümek için hızlı davranıp Sabah gazetesinin Sarı Sayfalar’ına bayiliğini yaptıkları Motorola ve Ericsson markalarının reklamını verdiler. İlan hedefine ulaştı. O sırada İMKB adıyla faaliyet gösteren Borsa İstanbul (BİST) satın alacağı cep telefonları için tedarikçisini değiştirmek istiyordu ve Mıstaçoğlu’ndan birkaç telefon alımı yaptı.
Mıstaçoğlu İMKB’de görüştüğü kadın görevlinin kurumsallık vurgusundan çok etkilendiğini anlatıyor: “Bu cep telefonu işi büyüyor, kamu veya kurumsal firmalar karşısında güvenebileceği kurumsal bir yapı istiyordu. Abimi çağırdım, ‘Yol ayrımındayız, çünkü bütün arabalarda teyp, hoparlör, alarm sistemi olacak, biz bu işi bırakmazsak iş bizi bırakacak. Büyüyeceksek birini tercih etmemiz lazım’ dedim.”
Mıstaçoğlu o sırada gelirlerinin yüzde 60’ını elde ettiği işi abisinin tüm itirazlarına rağmen bir gecede bırakıp, dükkanını cep telefonu mağazasına dönüştürdü: “O günden sonra tamamen cep telefonu işine girdik ve hemen şube açmaya başlayıp 8 - 10 şube açtık. Bir yandan da satış yapmaya başladık. Civardaki küçük esnaf bize gelip bir iki tane alıp satıyordu. Önce Motorola satıyorduk. Sonra uzun zaman Ericsson sattık ardından Nokia eklendi.”
Uzanlar'ın Motorola davası
1994’ten 2000 yılına kadar dönüşümü tamamlayarak tamamen cep telefonuna odaklanan ve bu süreçte ağabeyi Faruk Mıstaçoğlu (bugün şirket yönetiminde değil) ile yolları ayrılan Aydın Mıstaçoğlu, o sırada Türkiye’nin en büyük ikinci GSM operatörü olan Telsim’in sahibi ve Motorola’nın Türkiye distribütörü olan Uzanlar’ın markayla davalık olmasından doğan fırsatı iyi değerlendirdi. O tarihte Nokia’dan sonra global pazarda en büyük ikinci marka konumundaki Motorola, Türkiye’de çok kan kaybetmiş satışları dibe vurmuştu. Mıstaçoğlu, Motorola Türkiye Ülke Müdürü Erdem Ertay’a gidip sunum yaparak distribütörlüğünü almak için ikna etti: “Bayilikten distribütörlüğe geçmek bizim için büyük bir kırılma oldu. Rakamlar çok büyüdü, piyasadaki konumumuz eşik atladı. Ardından Siemens ve Blackberry geldi.”
Mıstaçoğlu, tüketici elektroniğinde kârlı büyümesi sayesinde sağladığı kaynakla 2012 - 2019 arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te AVM, otel (Sheraton) ve rezidanstan oluşan gayrimenkul projesini hayata geçirdi. 100 milyon dolarlık yatırım sonrasında Mıstaçoğlu DEİK’te, Türkiye - Kırgızistan İş Konseyi Başkanlığı görevini üstlendi ve ülkenin en büyük Türk yatırımcısı oldu. Mıstaçoğlu, maden zengini Kırgızistan’da ayrıca altın madeni arama ve üretme ruhsatına da sahip. Şu anda sondaj çalışmaları sürüyor.
OPPO’nun fabrikasını satın aldı
Aydın Mıstaçoğlu’nun “ithalatçı” kimliği ilk kez geçen yıl ocak ayında İstanbul Tuzla’da üretim yapan ve Türkiye pazarından çekilme kararı veren Çinli cep telefonu markası OPPO’nun fabrikasını satın almasıyla değişti. Mıstaçoğlu aslında hemen öncesinde Singapur merkezli Omix’i üretmek üzere tüm lisans haklarını almıştı ve Kocaeli Şekerpınar’da satın aldığı bir binayı üretim tesisine dönüştürmek üzere hazırlık yapıyordu. Mıstaçoğlu kendisi için önemli bir milat olan OPPO kararını şöyle anlatıyor: “OPPO Türkiye’den çıkma kararı alarak buradaki fabrikayı Mısır’a taşıyacaktı. Biz tam o sırada Omix için hazırlık yapıyorduk. OPPO yıllardır sattığımız için çok iyi bildiğimiz marka. Hemen irtibata geçtik, Çin’e gidip 10 gün kaldık. Uzun görüşmeler sonunda tüm haklarını aldık. OPPO, dünyada ilk defa üretim ve dağıtım işini Çinli olmayan bir firmaya vermiş oldu.”
Mıstaçoğlu, 2024’ten itibaren hem OPPO’nun hem Omix markasının üretimine başladı.
Mıstaçoğlu, Apple üretiminin yüzde 60’ını Çin’de ve yüzde 40’ını Hindistan’da yaptırdığını söylüyor: “Dolayısıyla biz Apple’a üretim yapan ülkelerden biri neden olmayalım? Samsung’un da kendi fabrikaları var ama dışarda da üretim yaptırdığı tesisleri var, niye biz olmayalım?” Tüketici elektroniğinde en çok dağıtım yapan distribütör olduklarını söyleyen Aydın Mıstaçoğlu, global markaların daha fazla üretimini yapmayı ve diğer grup şirketlerini halka arz etmeyi planlıyor.