Türkiye’de madencilik faaliyetleri, özellikle zeytinlik alanlar ve kırsal yaşam üzerindeki etkileri nedeniyle uzun süredir tepkilerin odağında. Muğla Milas’ta Limak ve IC Holding ortaklığı olan Yeniköy - Kemerköy Enerji sahaları da bu tartışmaların merkezinde. YK Enerji maden sahasında “Hüsamlar Yeniden” adıyla zeytin ağaçlarının bilimsel yöntemlerle taşınmasına yönelik proje yürütüyor. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nin (TTKD) izleme ve raporlama desteğiyle yürütülen çalışmalarda, bugüne kadar 576 hektarlık alanda yaklaşık 250 bin zeytin fidanı dikildi. Proje kapsamında rekreasyon alanları, yürüyüş yolları ve göletler de planlanıyor. Şirketin hedefi, 2032’ye kadar toplam bin 363 hektarlık alanı rehabilite ederek doğaya yeniden kazandırmak.
Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, sahalarda üst toprağın stratejik bir doğal varlık olarak ele alındığını vurguluyor. Işık’a göre, madencilik başlamadan önce verimli üst toprak tabakası ayrı olarak sıyrılıyor, uygun koşullarda depolanıyor ve nem, sıkışma ile biyolojik yapı kaybına karşı sürekli kontrol altında tutuluyor. Işık, “Toprağı gelecek için emanet olarak görüyoruz. Üst toprağı korumadan sağlıklı rehabilitasyon olmaz. Hüsamlar’da elde ettiğimiz sonuçlar bunun sahadaki karşılığı” diyor.
Bilimsel taşıma modeli
Madencilik tartışmalarının en hassas boyutunu ise zeytinlikler oluşturuyor. Yeniköy Kemerköy Enerji sahalarında uygulanan zeytin taşıma çalışmalarının, Türkiye’de sınırlı sayıda örneği bulunuyor. Çalışmalar, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya liderliğindeki akademik ekip tarafından yürütülüyor.
Özkaya, sürecin basit bir “yer değiştirme” olmadığını, aksine planlama gerektiren bir koruma modeli olduğunu vurguluyor. Özkaya, “Amaç ağacı taşımak değil, yaşam döngüsünü yeni yerinde sağlıklı biçimde devam ettirebileceği koşulları oluşturmak. Budama, kök hazırlığı ve yeni dikim alanlarının seçimini bilimsel yöntemlerle planlıyoruz. Zeytin taşıma doğru yöntemlerle yapıldığında doğayla çelişen değil, onu koruyan bir uygulama haline geliyor” diyor.
Kamulaştırma tartışmaları
Sahadaki faaliyetlerle birlikte kamuoyunda sıkça dile getirilen “kamulaştırma” iddiaları. Hukuki olarak kamulaştırma, özel mülkiyetteki bir taşınmazın bedeli ödenmek suretiyle kamu mülkiyetine geçirilmesi anlamına geliyor. Enerji, madencilik ve altyapı projelerinde ise çoğu zaman kamulaştırmadan ziyade geçici kullanım hakkı, irtifak hakkı ya da acele kamulaştırma gibi yöntemler uygulanıyor. Yeniköy Kemerköy Enerji sahalarındaki sürecin de bu çerçevede yürütüldüğü belirtiliyor. Uygulamalar mülkiyet devrini değil, belirli süreli kullanım hakkını kapsıyor; üretim faaliyetleri tamamlandıkça alanlar rehabilite edilerek doğaya geri kazandırılıyor. Şirket yetkilileri, köylerin ortadan kalkacağı ya da binlerce kişinin yerinden edileceği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor. Kamulaştırma kapsamının, Milas’a bağlı altı mahallede köy merkezleri dışında kalan 679 parsel ile sınırlı olduğu; hiçbir köy yerleşim merkezi veya ortak yaşam alanının bu kapsama alınmadığı ifade ediliyor.
Elektriğin yüzde 62’sini karşılıyor
Muğla Milas’ta faaliyet gösteren tesisler, Güney Ege’de tüketilen elektriğin yaklaşık yüzde 62’sini karşılıyor. Bin 119 MW kurulu güce sahip santraller, Türkiye’nin toplam elektrik ihtiyacının ortalama yüzde 2,2’sini sağlıyor. Burak Işık, yerli linyite dayalı üretimin doğal gaz ithalatını azaltarak enerji tedariğinde dışa bağımlılığı düşürdüğünü vurguluyor. Tesislerde çalışan 3 bin kişinin yüzde 85’i bölge halkından oluşuyor. Ailelerle birlikte düşünüldüğünde, doğrudan ya da dolaylı olarak yaklaşık 100 bin kişilik bir nüfus bu ekosistemin parçası. Bölgeden yapılan mal ve hizmet alımlarının yıllık 5 milyar TL’yi aştığı belirtiliyor.