Livzym’in kurucusu Serdar Uysal’ın, “Ertesi gün ödenecek 200 bin dolarlık çek ama hesapta sıfır lira vardı” sözleri, derin teknoloji girişimciliğinin zorluğunu ortaya koyuyor. Şirketini kurduktan ancak altı yıl sonra ilk faturasını kesebildiği enzim üretimi tam da bu yüzden sürekli yatırım, kesintisiz ürün geliştirme ve katı regülasyon süreçleri gerektiriyor. Türkiye’de girişimcilik ekosistemi uzun süre finteklerin ve çoğunlukla da ödeme sistemlerinin gölgesinde büyüdü. Biyoteknoloji gibi derin teknoloji (deep-tech) girişimleri ise yakın zamana kadar daha çok laboratuvar ölçeğinde kalan Ar-Ge hikayeleriyle anılıyordu. Ancak son yıllarda hem girişimcilik tarafında hem yatırımcı ilgisinde tablo radikal bir biçimde değişiyor.
Bu noktada dikkat çeken oyunculardan biri de ABD’de MIT, Chicago Üniversitesi ve Harvard Medical School’da master, doktora ardından araştırmacı olarak geçen 13 yıllık akademik döneminde moleküler biyoloji ve biyokimya alanında uzmanlaşan Serdar Uysal’ın 2014’te İstanbul Tuzla’da kurduğu Livzym, sadece Türkiye’nin değil Orta Asya, Kuzey Afrika ve Rusya dahil bölgedeki ilk endüstriyel enzim üreticisi. Giriş bariyeri bu kadar yüksek olan pazarı dünyada da sadece dört küresel oyuncu domine ediyor: Danimarkalı Novonesis, Hollandalı DSM, ABD’li Dupont ve Alman AB Enzymes.