Global Renewables Alliance Üst Yöneticisi Bruce Douglas, dünya genelinde artan belirsizliklere karşın temiz enerji dönüşümünün hız kesmediğini belirtti. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansının (IRENA) 16. Genel Kurulu kapsamında değerlendirmelerde bulunan Douglas, özellikle güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarının yanı sıra elektrik depolama ve şebeke teknolojilerinde güçlü bir genişleme yaşandığını söyledi.
Yenilenebilir enerjinin hem üretim hem de tüketim tarafında küresel ölçekte yaygınlaştığını vurgulayan Douglas, bu sürecin temelinde ekonomik gerçeklerin yattığını ifade etti. Ülkelerin temiz enerji dönüşümünün sunduğu maliyet avantajlarını ve yatırım fırsatlarını değerlendirdikçe büyümenin kaçınılmaz hale geldiğini dile getirdi.
Şebeke altyapısı güçleniyor, elektrifikasyon hızlanıyor
Douglas, elektrik üretiminde iletim ve dağıtım altyapısının önemli ölçüde güçlendiğine dikkat çekerek, talep tarafında ise elektrifikasyon sayesinde ciddi bir genişleme yaşandığını söyledi. Sanayi, ulaşım ve konutlar gibi alanlarda elektriğin daha yaygın kullanılması, yenilenebilir kaynakların sistem içindeki rolünü daha da artırıyor.
Türkiye’nin rüzgar ve güneş hedefleri öne çıkıyor
Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında kaydedilen son gelişmeleri yakından izlediklerini belirten Douglas, 2035 yılına yönelik rüzgar ve güneş enerjisi kapasite hedeflerinin etkileyici olduğunu ifade etti. Türk yetkililerle yapılan görüşmelerde bu hedeflerin detaylı biçimde ele alındığını aktardı.
Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının işbirliği açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyleyen Douglas, Türk kamu otoriteleri ve sanayi kuruluşlarıyla daha yakın çalışmak istediklerini dile getirdi.
Sanayi altyapısı ve stratejik konum avantaj sağlıyor
Douglas’a göre Türkiye, sanayi kapasitesi açısından güçlü ülkeler arasında yer alıyor. Donanım ve yazılım üretiminde sahip olduğu altyapının, temiz enerji yatırımları arttıkça hem iç pazarda hem de bölgesel ihracatta önemli bir kaldıraç etkisi yaratabileceğini belirtti.
Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir konumda bulunmasının da bu potansiyeli desteklediğini vurgulayan Douglas, siyasi istikrar ve ekonomik güçle birlikte bu avantajın daha etkin kullanılabileceğini söyledi.
Yenilenebilir enerji ekonomiye çok yönlü katkı sunuyor
Yenilenebilir enerjinin yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da güçlü bir çarpan etkisi yarattığını belirten Douglas, bu alandaki yatırımların istihdam, enerji güvenliği ve büyüme üzerinde doğrudan katkı sağladığını ifade etti.
Ulaşım, ısıtma, soğutma ve sanayi gibi nihai kullanım alanlarının elektriklendirilmesinin büyük bir fırsat sunduğunu kaydeden Douglas, yenilenebilir kaynaklarla sağlanan ısıtma ve soğutmanın hem düşük maliyetli hem de yüksek verimli olduğunu söyledi. Elektrikli araçlar gibi çözümler sayesinde yerel emisyonların tamamen ortadan kalkabildiğine de dikkat çekti.
COP31’de elektrifikasyonun öne çıkması bekleniyor
Douglas, COP31 kapsamında elektrifikasyonun küresel bir hedef olarak daha güçlü biçimde gündeme gelmesini beklediklerini ifade etti. Avustralya’nın da bu başlığa özel önem verdiğini belirten Douglas, fosil yakıtlardan çıkış planları, çatı tipi güneş enerjisi sistemleri ve depolama çözümlerinin toplantının ana gündem maddeleri arasında yer almasını istediklerini söyledi.
Ucuz güneş enerjisinin depolama teknolojileriyle birlikte değerlendirilmesi halinde, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için büyük bir dönüşüm potansiyeli ortaya çıktığını vurgulayan Douglas, fosil yakıt altyapısına ihtiyaç duyulmadan toplumların elektriklendirilebileceğini kaydetti.
Elektriğe erişimde küresel hedef: Kapsayıcı dönüşüm
Dünya genelinde halen yaklaşık 600 milyon insanın elektriğe erişimi olmadığını hatırlatan Douglas, temiz ve uygun maliyetli yenilenebilir enerji çözümlerinin bu sorunun aşılmasında kilit rol oynayabileceğini söyledi.
Küresel yenilenebilir enerji sektörünü temsil eden kuruluşların çatı yapısı olan Global Renewables Alliance ise yenilenebilir enerjinin adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı biçimde yaygınlaştırılmasını hedefliyor. İttifak, kamu, özel sektör ve sivil toplum arasındaki işbirliğini güçlendirerek enerji dönüşümünün iklim, ekonomi ve toplum üzerindeki olumlu etkilerini artırmayı amaçlıyor.