ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran savaşına kırılgan da olsa bir ateşkesle görece ara verildi.
İran, Hürmüz Boğazı'ndaki fiili kontrolü ve küresel savaşın tetiklediği fiyat artışları sayesinde, ihracat hacmindeki düşüşe rağmen mart ayında petrol satışlarından 2 milyar dolardan fazla ekstra gelir elde etti.
Küresel ticaret analiz şirketi Kpler'in verilerine göre İran mart ayında petrol ihracatını günlük 1,9 milyon varil seviyesinde tutmayı başardı. Körfez'deki rakip üreticiler çeşitli kesintilerle boğuşurken Tahran petrol akışını sürdürdü. Ülke savaşın yarattığı kriz ortamını büyük bir finansal avantaja dönüştürdü.
Savaş İran'ın kasasını doldurdu
İran şubat ayında günlük 2,2 milyon varil petrol ihraç ediyordu. Bu oran 2018 yılından bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçmişti. Tahran yönetimi şubat ayında varil fiyatı ortalama 68 dolar olan petrolü 12 dolar indirimle satıyordu.

Mart ayında savaşın patlak vermesiyle senaryo tamamen değişti. İhracat hacmi günlük 1,9 milyon varile düştü. Ancak arz sıkıntısı nedeniyle uygulanan indirim ortadan kalktı ve İran hafif petrolü Brent petrolün 1 dolar üzerinde fiyatlandı.
Mart ayında varili ortalama 100 dolardan satılan petrol, İran'a bir ayda yaklaşık 6 milyar kazandırdı. Savaş çıkmasaydı ve İran şubat ayındaki gibi günde 2,2 milyon varili 56 dolardan satmaya devam etseydi, mart ayı geliri 4 milyar dolara yakın olacaktı. Yapılan hesaplamalar, savaşın İran'a sadece bir ayda 2 milyar seviyesinde ekstra para kazandırdığını gösterdi.
Hürmüz boğazı'nda dengeler değişti
Mart ayı İran için oldukça zorlu bir güç testi oldu. Ülke şu ana kadar beklentileri sessizce aştı. Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı'nı kendi kargoları veya özel onay verdiği gemiler dışındaki tüm geçişlere kapattı.
Boğazdan 1 Mart tarihinden bu yana doğuya doğru sadece 92 gemi geçiş yaptı. Bu gemilerin 60 tanesinin doğrudan İran kargolarıyla bağlantılı olduğu tespit edildi. Geriye kalan 32 geminin yaklaşık üçte biri ise Hindistan'a gitti.
Amerika Birleşik Devletleri yönetimi orta ekşi ham petrol kıtlığı riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu durum Washington'ı uygulanan yaptırımlarda kısmi bir geri adım atmaya zorladı. Denizde bekleyen İran petrolünün piyasaya yeniden girmesine izin verildi.
Eskiden ciddi indirimlerle satılan İran petrolü artık pazarda büyük rağbet görüyor. Asya rafinerileri için kritik önem taşıyan İran petrolleri, yaptırımlı ürünlerden piyasa için vazgeçilmez hammaddelere dönüştü.
Denizdeki petrol stokları hızla eriyor
Washington yönetimi fiziki petrol kıtlığına karşı bazı mecburi hamleler yaptı. ABD 12 Mart tarihinde denizde bekleyen Rus petrolünün piyasaya girmesine izin verdi. Ardından 20 Mart tarihinde yaptırımlar esnetildi.
Denizde bekleyen İran petrolünün 19 Nisan tarihine kadar satılmasına izin verildi. Bu müdahaleler pazara kısa vadeli rahatlama sağlasa da mevcut stokları hızla tüketti. Aralık 2025 sonlarında 55 milyon varil olan İran'ın denizde bekleyen petrol stokları şubat sonunda 34 milyon varile gerilemişti.
Bu stok miktarı nisan ayı başlarında ekim ayından bu yana en düşük seviye olan 23 milyon varile kadar indi. Yani kabaca 15 milyon varil petrol satışı da böyle gerçekleşti. Bu da 1,5 milyar dolar seviyesinde ek kaynak anlamına geliyor. Öte yandan İran çatışmaların başından beri petrolüne alıcı bulmakta hiç zorlanmadı. Çin deniz yoluyla gerçekleştirdiği günlük 10 milyon varillik petrol ithalatının 1,6 milyon varilini mart ayında İran'dan karşıladı.
Bu yüksek oran Kasım 2025 tarihinden bu yana en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Büyük Çinli kamu şirketleri riskler nedeniyle uzak dururken, Şandong eyaletindeki bağımsız rafineriler alımları üstlendi. Bu rafineriler geleneksel finans kanallarını aşarak küçük bölgesel bankalar üzerinden ödemelerini yuan ile yaptı.
Hindistan yeni alıcı olarak öne çıkıyor
Güneydoğu Asya, Singapur ve Malezya'daki transfer merkezleriyle önemli bir lojistik üs işlevi görmeye devam ediyor. İran petrolü buralardan Çin'in Rizhao ve Dongjiakou çevresindeki bağımsız rafinerilerine aktarılıyor.
Pazarda Hindistan ise en ilgi çekici yeni alıcı olarak belirdi. Başlangıçta Hindistan'ın Vadinar bölgesine giden ve 80.000 ton İran hafif petrolü taşıyan Ping Shun tankeri, yolculuğunun ortasında Çin'e yönlendirildi. Hintli yetkililer bunu konşimento düzenlemelerine bağladı.
Ayrıca Vadinar rafinerisinin 9 Nisan tarihinden itibaren bakıma gireceği açıklandı. Ancak Hindistan'ın İran ile ticareti giderek büyüyor. Singapur yakınlarında haftalarca bekleyen 280.000 ton İran petrolü yüklü Jaya tankeri 10 Nisan tarihinde Hindistan'a varmak üzere ilerliyor.
Mart sonu ve nisan başında Mangalor limanına 12.000 ve 44.000 tonluk sıvılaştırılmış petrol gazı indirildi. Bunlara yüksek sülfürlü fuel oil ve nafta sevkiyatları da eklendi.
Petrodolar sistemine yuan tehdidi
Tahran'ın önerdiği ateşkes çerçevesinde boğaz geçişlerinin onaya ve ücrete bağlanması maddesi yer alıyor. En az bir geminin geçiş için yaklaşık 2 milyon doları yuan cinsinden ödediği belirtiliyor.
İran Petrol, Gaz ve Petrokimya Ürünleri İhracatçıları Birliği sözcüsü, Financial Times gazetesine verdiği demeçte, "Önerilen tarife varil başına 1 dolar olacak." dedi. Kripto para söylentilerine rağmen İran'ın ticarette yuan gibi sağlam ve dönüştürülebilir para birimlerini tercih edeceği öngörülüyor.
Çin'in Rusya ve İran ile petrol ticaretinde yuan kullanımı hızla genişliyor. Bu durumun petrodolar sistemini zayıflatarak Washington için ciddi bir meydan okuma yaratacağı değerlendiriliyor. Körfez ülkelerinin İran'ın bu yeni rolünü kabul edip etmeyeceği merak ediliyor. Ancak şu an için güç dengesi değişti ve İran sadece yaptırımlı bir tedarikçi olmaktan çıkıp petrol akışının tek hakemi oldu.