Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, bundan on iki yıl önce Forbes Türkiye’yle ilk röportajını yaparken enerji yatırımlarını elinin altındaki bir hesap makinesinde işlem yaparak anlatmıştı. O sırada ilk jeotermal santralini kuruyordu. Yatırımlar tamamlandığında jeotermalde 88 MW kurulu güce ulaşacaklardı. Bazı şeyler değişmiyor. Kravatıyla uyumlu mendiliyle her zaman olduğu gibi şık ve elinin altında da yine bir hesap makinesi var ama bu kez çok daha büyük rakamları topluyor. O zaman 600 milyon dolar kişisel servetiyle yer aldığı Forbes 100 listesinde de milyarderler ligine yükseldi (Liste ve kesin servet rakamı Forbes’un global milyarderler listesinin yayımlandığı nisan ayı sayısında yer alacak).
Türkerler Enerji Üretim, 1 milyar 41 milyon dolar yatırımla, toplam 534 MW kurulu güce ulaştı. O zaman tahmin ettiğinden biraz daha uzun sürmüş olsa da jeotermalde de hedefine ulaşıp kurulu gücünü 90 MW’a çıkardı. Portföyünde 335 MW kurulu güce sahip rüzgar santralleri ve “orada hesapları bir türlü tutturamadık” diyerek bir daha yapmaya tövbe etmiş göründüğü toplam 121 MW’lık dört adet de HES var.
İnşaat, gayrimenkul, kamu özel ortaklığı projeleri kapsamında işletmesini yaptıkları üç şehir hastanesi, Bulgaristan’da 60 milyon dolara altın madeni satın alarak adım attığı madencilik… Hepsi bir yana Kazım Türker’in gündeminin en üst sırasında enerji projeleri var. Eğer hayata geçirebilirse onu dolar milyarderleri listesinde üst sıralara taşıyacak işler de onlar olacak. Sırada yaklaşık 1337 MW’lık yeni yatırımlar var. Toplamaya başlıyor… “Bunun 267 MW’ı hastanelerin kullanması için yapacağımız güneş enerjisi yatırımı olacak. 90 MW jeotermal lisansımız var, ona başlayacağız. Kalanı da 984 rüzgar enerjisi alanında olacak.”
Rüzgar enerjisinde yatırım maliyeti MW başına yaklaşık 1,1 milyon dolar. Jeotermalde biraz daha yüksek ve 1,3 milyon dolar civarında. Türker’in sadece yeni rüzgar yatırımları için yaklaşık 1 milyar dolar finansmana ihtiyacı olacak. Türker’in planı, çok hızlı bir şekilde sekiz - on yıllık vadeyle finansman sağlayıp yatırımları iki yıl içinde faaliyete geçirmek.
Yani enerjide neredeyse 20 yılda ulaşmayı başardığı kapasitenin yaklaşık iki buçuk katını iki yılda hayata geçirmeyi planlıyor!
Türker, enerji sektöründe 2005 yılından bu yana proje geliştiriyor. Giresun Angutlu’daki 24,5 ve Ardahan’daki 84,7 MW’lık ilk HES projeleri 2008’de faaliyete geçti. 2007’de, Enerji Piyasası Denetleme Kurumu (EPDK) yenilenebilir enerji lisansları için talepleri aldığında 9 bin MW’lık rüzgar enerjisi lisansı için başvurusu yapıp bunun 2 bin 17 MW’lık kısmı için lisans almıştı. Bugüne kadar rüzgarda 335 MW hayata geçti. “Ama şimdi finansmana ulaşmamız çok daha kolay” diyor Kazım Türker: “Finansmanda bir sıkıntımız olmayacak, arayışlara başladık. Yabancı finansman da kullanacağız. Alman Exim’den yararlanacağız. Yerli bankalardan da kaynak sağlayacağız.”
Santralleri kurmak için gerekli ekipmanı sağlayacakları Almanya’dan ihracat kredisi kullanacaklar. Ayrıca kapasite artırımı yatırımlarını yaparken aynı inşaat sahasını, aynı enerji yatırım hatlarını kullanacaklar, bir yandan işleyen santrallerden para kazanıyorlar. “Bu özkaynak meselesi, en büyük sıkıntımız oydu. Zaten herkes için öyle. Yüzde 20 oranında özkaynak kullanacağız. Enerjide yaklaşık 1,5 milyar dolarlık bir yatırım için 300 milyon dolar özkaynak koymamız gerekiyor. Bunu da halka arzlardan sağlayacağız. O rahatlığımız var yani, bu yatırımları konuşurken” diyor.
Türker’in halka arz takviminde ilk etapta üç şirket var. Türkerler Yenilenebilir Enerji Üretim, Türker Van Gölü Enerji Yatırım A.Ş (VEYAŞ), portföyünde Ankara’da Mahall ve İzmir’deki Bomonti projesindeki kiralanabilir alanları toplayacak olan GYO şirketi… Gelecek yıl buna Ankara Etlik, İzmir ve Kocaeli’ndeki şehir hastanelerini de eklemeyi planlıyor.
Halka arzlardan elde edeceği kaynaklar, arada bir de bono ihracı… Halka arz takviminde bir gecikme olmazsa rüzgar enerjisi alanında yatırım planlarını hızla hayata geçirmesini sağlayacak kaynağı böylece bulacak. Ama daha fazlası da var. Kazım Türker, yıllardır zaman zaman gündeme getirdiği offshore rüzgar santrali hayalinden vazgeçmiş değil. “Türkiye’de daha hiç bilen eden yoktu, biz 12 - 13 yıldır bu proje ile ilgili tüm çalışmalarımızı yaptık. Bu işi çok iyi biliyoruz. Rakiplerimizin çok önünde olacağız.”
Türker 12-13 yıl diyor ama hazırlıkları ondan da öncesine dayanıyor. Projeyi hayata geçirmeyi planladığı Çanakkale Saros’ta denizin kullanım hakkı için Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na (EPDK)’ya 2007 yılında başvuru yapmıştı. Türbin fiyatlarının iki katına çıkması, ‘offshore’ (açık deniz) için henüz bir mevzuat olmaması gibi nedenler yüzünden henüz hayata geçiremedi. Tabii bir de finansman sorununu çözmesi gerek. 1500 MW kurulu güce sahip olacak offshore rüzgar enerjisi santrali projesinin yatırım maliyeti 5 milyar dolar. Bunun için 1 milyar dolar özkaynağa ihtiyacı var.
Bu Türker’in gözünü korkutmuyor. Türkerler Holding’in İnternet sitesinde yazdığı mottosu “Hayallerimiz Hedeflerimdir”. Bu hayallere ulaşma konusunda da inatçı. Saros’a offshore santral yapma işi de böyle. “İnat demeyelim de, azim diyelim” diyor. “Kurgularım, kafama koyarım, hırslıyım. Kendime inanıyorum, sonsuz bir güvenim var ve doğru işi yapıyorum. Bütün bunlar beni gerçekten motive ediyor, gurur veriyor.”
Gurur duyduğu işlerden biri Van Gölü Elektrik Dağıtım şirketi. Özelleştirmeden 2018 yılında 118 milyon dolara aldığı şirket, Van, Muş, Bitlis ve Hakkari illerinde 828 bin aboneye sahip. Kayıp kaçak oranını yüzde 70’lerden (2024 sonu itibariyle) yüzde 25’e indirmeyi başarmışlar. Bu süreçte bazı tehditler de alınca kendisine yakın koruma tahsis edilmiş.
Türker’i anlatırken enerji faslını kapatmak uzun sürüyor ama tek işi bu değil. Gayrimenkul ve inşaat alanında devam eden ve başlamak üzere olduğu yeni projeler var. Ankara Etlik’te Astaldi ile birlikte 1,3 milyar euro yatırım bedeliyle hayata geçirilen Kamu Özel Ortaklığı projesi (Public Private Partnership – PPP). İzmir Bayraklı ve Kocaeli’nde de GAMA Holding ile ortak olarak aldığı toplam 7 bin 328 yatak kapasitesine sahip üç şehir hastanesinde de ortakları Astaldi ve Gama zora düşünce onların hisselerini de devralmak zorunda kalmışlar. Astaldi ile imzalar atıldı ve kısa bir içinde resmi devir yapılması bekleniyor. Süreç tamamlandığında üç hastanenin de işletmecisi Türkerler Sağlık Yatırım A.Ş. olacak.
2026’da halka açmayı planladıkları bu şirket, ihalede belirlenen süre boyunca hastanelerin işletmecisi yani sahibi değil. Şirketi bu süre dolup hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na devredene kadar, yıllık kira ve temettü gelirlerinin yanı sıra içindeki ticari alanlardan da kira geliri var. Böyle bir şirket halka arz edilebilir mi sorusu ocak ayında Akfen İnşaat’ın halka arzı ile olumlu olarak yanıt buldu. 21 Şubat itibarıyla piyasa değeri 379 milyon dolar olan Akfen İnşaat’ın portföyünün büyük bir kısmı toplam yatak kapasitesi 2 bin 600 olan Isparta, Eskişehir ve Tekirdağ şehir hastanelerinden oluşuyor.
Kazım Türker, artık taahhüt işlerine girmek istemiyor ama gündeminde bu üç PPP projesiyle hastane yapımı konusunda edindikleri tecrübeyi değerlendireceği bir proje var. Romanya’da 850 yataklı bir şehir hastanesinin ihalesine katılmışlar. “Parası hazır. 500 milyon euro’luk bir yatırım. Bu proje için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Amerikan bankaları Romanya’ya hibe yapacak”. Türker Romanya’da enerji alanında birlikte projeler yapmak üzere İş Holding’le bir iyi niyet anlaşması yaptıklarını söylüyor. Romanya’da 400 odalı büyük bir otel projesi yapmak gibi bir projesi de var. Romanya Başbakanı Marcel Ciolacu ile görüşmesi sırasında bunu dile getirdiğini anlatıyor: “Bükreş’te kalırken fazla bir alternatif olmadığını gördüm. Kendisiyle görüşmemizde bize eski bir tarihi eser verirlerse restorasyonu da yaparak projeyi hayata geçirebileceğimizi söyledim. O da çok ilgi gösterdi”.
Kazım Türker’in Forbes Türkiye ile konuşurken sayfalarını çevirdiği “Türkerler Holding Kurumsal Sunumu”nda bu proje yok. Konuşma uzadıkça ana iş kollarındaki şirketlerinin faaliyetlerinin sıralandığı bu sunumda hiç yer almayan, çok fazla detay vermediği başka yatırımlar da çıkıyor ortaya…
“Şimdi İzmir’de yeni bir arazinin görüşmelerini yapıyorum ama henüz sonuçlanmadı. 54 dönümlük bir arazi. Eğer sonuçlandırabilirsek İzmir Bomonti’den daha büyük bir proje olacak. İstanbul’da, Kemerburgaz’da bir arazi bakıyorum. Ankara’da Özelleştirme İdaresi’nin ihaleye çıkaracağı bir arazi bekliyorum. 214 dönümlük… İzmir’de, Bodrum’da, Çeşme’de, İstanbul’da, Ankara’da yeni yatırımlarımız olacak gayrimenkulle ilgili.” Bu projelerle halka arz etmeyi planladığı gayrimenkul yatırım ortaklığı şirketinin portföyünü daha da büyütebilir.
Kazım Türker, Zincirlikuyu’daki proje ile İstanbul’da adını duyurmadan çok önce, Ankara’nın gayrimenkul zenginlerinden sayılıyordu. Tekstil ve konfeksiyon işinden kazandıklarını gayrimenkule yatırarak hatırı sayılır bir gayrimenkul portföyü edindi.
Forbes’a verdiği ilk röportajda Ankara’da 1974 yılında “o zaman hiç de değerli olmayan” 22 bin 200 metrekare bir arazi satın aldığını anlatmıştı. Yine Ankara’da Beynam’da 108 dönümlük bir arsası daha bulunuyordu. Oran’daki arsasını sattığını, Beynam’daki arazisinin ise halen durduğunu söylüyor.
Henüz 19 yaşındayken ilk konfeksiyon mağazasını açarak iş hayatına atılan Kazım Türker, 1980’lerin ortasında Ankara’daki üç mağazasında yıllık 15 milyon dolar civarında ciro yapıyordu. Kredi kartının olmadığı o zamanlar, Ankara’da 12 ay vadeli satış yapan ilk işletme onunkiydi ve başkentin üst düzey bürokrat ve siyasilerinin de aralarında olduğu on binlerce müşterisi vardı. Ankara Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’nden mezun olmasına rağmen taahhüt alanına adım atması 1993 yılında oldu. İlk projelerinden biri İstanbul’daki Polis Moral Eğitim Merkezi’ydi.
Şu anda GYO’nun en büyük iki varlığı Mahall Ankara ve Mahall Bomonti İzmir. Toplam yatırım tutarı 450 milyon dolar olan Mahall Ankara’da 24 katlı iki blokta, 246 konut yer alıyor. 19 katlı diğer kulede ofisler var. Ayrıca 86 ofisin yer aldığı bir de yatay ofis bloğu var. Kazım Türker, 2013’te 100 milyon dolara Özelleştirme İdaresi’nden satın aldığı tarihi Bomonti fabrikasının bulunduğu arsada 650 milyon dolar yatırımla hayata geçirdiği Mahall Bomonti İzmir de konut, ofis ve ticari alanlardan oluşuyor. Ticari alanlarında Ferit Şahenk’in D.ream markası ile işbirliği yapılan bu projenin içinde Hilton by Canopi markasıyla 191 odalı bir otel açma hazırlığı yapıyor. “5 yıldız üzeri bir luxury otel. Mayıs ayında açıyoruz.”
Sırada bir de AVM açılışı var. Türker Çiftçi Center’ın altında 40 bin metrekare alana kurulu AVM’yi bankadan icradan satın aldı ve bu yıl açılışını yapmayı planlıyor. Türker artık ortaklarının zora düşmesine alışık sayılır. Astaldi, Gama, Çiftçi Ailesi… “Mıknatıs gibiyiz” diyor. Ama en çok canını sıkan ve onu zarara uğratan Çiftçi Center işi oldu. İstanbul Zincirlikuyu’da Çiftçi Ailesi’ne ait arsa üzerinde yükselen 45 katlı iki kuleden oluşan Çiftçi Center’ın müteahhitliğini 2012 yılında, yüzde 20 arsa payı karşılığında üstlenmişti. Çiftçi Ailesi’nin finansal olarak zora düşmesi sonucunda proje bir türlü tamamlanamadı. İmar planına aykırı alanlar tespit edildiği için inşaat iki yıl süreyle mühürlendi. Sonunda imar affından yararlanılarak bu sorun aşıldı.
Projeden konut ve ofis satın alanlar bir türlü anahtarlarını teslim alamayınca davalar açtı. Kazım Türker bu konudan konuşurken çok sakin görünüyor. Projenin müteahhiti olarak alamadığı 100 milyon dolarlık hakedişleri nedeniyle Çiftçi Ailesi’ne karşı devam eden bir davası var. İnşaatı tamamlayabilmek için 30-40 tane daire satın almak zorunda kaldığını anlatıyor. Alacaklarına karşılık bankaların el koyduğu dairelerin de 111’ini satın aldı. Satışlar devam ediyor. “Olan oldu” diyor Kazım Türker: “Benim en çok canımı sıkan, arkadaşlarım, ortaklarım çok sevdiğim insanlar müteahhitliğini ben yaptığım için buradan onlarca daire aldı. O yüzden tamamlamak zorundaydım.” Şimdi kalan birimlerin satışlarına devam ediyor. “Bankalar icradan satın aldıkları için KDV’den muaf, öyle bir avantajı var. Eğer siz de düşünüyorsanız diye söylüyorum” diye şaka yaparak Çiftçi Center’ın satış ofisinde bulunduğumuzu hatırlatıyor bize.
Türker karşısına çıkan fırsatları kaçırmayan bir iş adamı. Yeni iş ve projeler birbirini kovalıyor. 2005’te Şanlıurfa Çimento ile Ladik Çimento’yu toplam 298,5 milyon dolara TMSF’den satın almıştı. Sadece iki yıl sonra Şanlıurfa Çimento’yu Limak’a, Ladik’i de Sabancı Holding’e sattı. Türker bedelleri açıklanmayan bu satışlardan iyi bir kazanç elde ettiğini söylemişti.
Şimdi yurt dışında, Romanya’da yatırım fırsatlarını değerlendiriyor. Ayrıca Bulgaristan’da da bir yatırım yapıp Kanadalı Velocity şirketinin Rozino projesi ve beraberindeki maden ruhsatlarını 59 milyon dolara satın aldı. “Üretime geçmek için 200 milyon dolar da yatırım yapacağız” diyor. Sormadan kendisi ekliyor: “Nereden bulacağız bu parayı? Yabancı kaynaklardan. Belki EBRD’den; örnek olarak söylüyorum, henüz piyasaya çıkmadım.” Türker önce hayal ediyor. O hayali gerçekleştirmek için gereken parayı da bir şekilde buluyor.