Arama

Gündem 2025: Yapay zeka

Yapay zeka, operasyonel verimlilikten stratejik değer yaratımına evriliyor. 2025’in kazananları, değişimi bugünden yönetenler olacak.

01 Aralık 2024, 09:00 Güncelleme: 01 Ekim 2025, 00:48

İş dünyası, yapay zekanın tetiklediği benzeri görülmemiş bir dönüşüm sürecinden geçiyor. 2025’e girerken yapay zeka artık sadece bir teknolojik yenilik değil, iş dünyasının temel yapı taşlarından biri haline geldi. Deloitte’un, bu yıl 14 ülkeden altı farklı sektörü temsil eden 2 bin 770 yöneticinin katılımıyla hazırladığı “İşletmelerde Üretken Yapay Zeka Durumu” raporu, bu dönüşümün boyutlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor: Şirketlerin yüzde 67’si yapay zekaya yaptıkları yatırımları artırıyor. Bunun da arkasında somut başarı hikayeleri var.

2024’teki en önemli paradigma değişimi, yapay zekanın rolünün operasyonel verimlilikten stratejik değer yaratımına evrilmesi oldu. Şirketler artık yapay zekadan sadece maliyet tasarrufu değil, çok daha kapsamlı faydalar elde ediyor. İnovasyon artışı, ürün ve hizmet geliştirme, müşteri ilişkilerini güçlendirme gibi stratejik alanlarda elde edilen başarılar, yapay zekanın iş dünyasındaki rolünün ne kadar derinleştiğini gösteriyor.

Yapay zeka çağında veri, yeni petrol olmaktan çıkıp kurumsal DNA’nın kendisi haline geliyor. Şirketlerin yüzde 75’i veri yaşam döngüsü yönetimi alanında yatırım yapıyor. Bu yatırımlar veri güvenliğinin güçlendirilmesi ve veri kalitesinin iyileştirilmesinde yoğunlaşıyor. Ancak bu dönüşüm beraberinde önemli zorluklar da getiriyor: Şirketlerin yüzde 55’i veri ile ilgili sorunlar nedeniyle bazı yapay zeka kullanım senaryolarından kaçınmak zorunda kalıyor.

Önümüzdeki dönemde başarılı olacak kurumlar, yapay zekayı sadece bir teknoloji projesi olarak değil, kurumsal dönüşümün katalizörü olarak gören şirketler olacak. Bu dönüşümün merkezinde üç temel öncelik var. Değer odaklı yaklaşım, yetenek dönüşümü ve ekosistem iş birlikleri. Özellikle yetenek dönüşümü konusu kritik, zira yapay zeka çağında başarı için teknolojik altyapı kadar insan kaynağının da hazır olması gerekiyor.

Alphabet’in CEO’su Sandor Pichai’nin dediği gibi “Yapay Zeka yeni elektriktir.” , yapay zekanın, elektriğin 100 yıl önce her büyük endüstriyi dönüştürdüğü gibi bir etki yaratacağını söylüyor. 2025’e girerken yapay zekanın sunduğu fırsatları en iyi değerlendiren ve riskleri en etkin şekilde yöneten kurumlar, geleceğin kazananları olacak. Bu yolculukta başarı, teknolojik yetkinlikler kadar stratejik öngörü ve değişime adaptasyon yeteneğine de bağlı olacak.

2025’in ‘oyun değiştiren’ yapay zeka teknolojileri

Üretken YZ (Generative AI) alanında 2025, büyük dil modellerinden (LLM) daha özelleştirilmiş, sektöre özgü çözümlere geçişin de yılı olacak. Deloitte’un araştırması, şirketlerin henüz bu alanda yolun başında olduğunu gösteriyor. Şirketlerin yüzde 68’i Üretken YZ deneylerinin ancak yüzde 30’unu üretime geçirebilmiş durumda. Ancak özellikle bankacılık ve sağlık gibi regüle sektörlerde, şirketlerin kendi özel YZ modellerini geliştirmeye yönelik çalışmaları hızlanıyor.

2025’te otonom sistemler, izole uygulamalardan bütünleşik çözümlere doğru evrilecek. Yapay zeka destekli robotik süreç otomasyonundan (AI-RPA) kendini optimize eden üretim sistemlerine kadar geniş bir yelpazede, otonom teknolojiler iş süreçlerini kökten değiştiriyor. Örneğin, bir otomotiv üreticisi yapay zeka destekli otonom kalite kontrol sistemleriyle üretim hatalarını yüzde 40 azaltabiliyor.

Endüstriyel yapay zeka uygulamaları, 2025’te üretim sektörünün dijital dönüşümünde başrolü üstlenecek. Accenture’ın araştırması, şirketlerin yüzde 75’inin veri yaşam döngüsü yönetimine yatırım yaptığını gösteriyor. Edge AI ve IoT entegrasyonu ise yapay zekanın “demokratikleşmesinde” kritik rol oynayacak. 

Bu konuda Edge ile önemli rol üstlenen şirketlerden biri de Microsoft. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, yaratıcı yapay zekanın dünyanın bilişim sistemi olarak adlandırılabilecek bulut sistemleri ile tam kapasite ve verimlilikte çalıştığını söylüyor. Microsoft’un katkılarını da şöyle anlatıyor: “Bilişim ve yapay zeka modellerinin, dünyadaki bulut sistemleri ve bu sistemlerin üzerine çalıştığı veri merkezleri ile sadece birkaç yıl önce bile yapılabileceğini öngöremediğimiz çapta çalışabildiğini görüyoruz. Örneğin, yapay zekanın en popüler uygulaması olan büyük dil modelleri (mesela OpenAI ChatGPT) bulut üzerinde çalışırken bu modellerin daha daraltılmış izdüşümleri olan küçük dil modelleri (SLM – mesela Microsoft Phi) bugün Edge ve hatta bilgisayarlarımızda bile çalışabilmekte.”

Müşterini tanı ve memnun et

Yapay zeka, şirketlere müşterilerini daha iyi anlayıp analiz etme ve tahminlerde bulunma konusunda daha önce hayal edilemeyecek imkanlar sunuyor. Bu alanda rekabet de kaçınılmaz olarak artacak. 

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Onur Varol “Artık alışılagelmiş çözümler müşteriler tarafından yeterli görülmüyor” diyor.

Çevrimiçi davranış analizi konusundaki çalışmalarıyla ODTÜ Parlar Vakfı Araştırma Teşvik Ödülü ve TÜBA-GEBİP ödülü gibi önemli ödüllere layık görülen Varol’a göre, şirketlerin derin öğrenme, ağ bilimi gibi yaklaşımları kullanarak daha zenginleştirilmiş değer önerileri sunmaları gerekecek. 

Özellikle yapay zeka teknolojilerinin kullanılması sayesinde yüksek hacimde verinin etkili şekilde işlenmesinin mümkün hale geldiğini söyleyen Varol, “Sosyal botların tespitinden, içerikteki negatif duygu veya nefret söyleminin tanımlanması gibi pek çok analizi neredeyse gerçek zamanlı yapmak mümkün” diyor ve şöyle devam ediyor: “Sahtecilik faaliyetlerini erken tespit edecek ağ analizi kullanan yaklaşımlarla zararlar minimize edilebilecek. Ayrıca müşteri ilişkilerinin takibinde doğru zamanda ve doğru kanallarla etkileşim sağlayarak müşteri bağlılığını ve memnuniyeti artırmak yine kullanıcı davranışlarını modelleyecek yapay zeka teknolojileri ile mümkün olacak. Kullanıcıların dijital ikizlerinin oluşturulması ile farklı senaryolara verecekleri tepkileri ön görülebilecek.”

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin

Üç tavsiye

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, yapay zeka konusunda başarılı olmayı hedefleyen şirketlere şu üç tavsiyede bulunuyor: 

1. Yaratıcılık sınırlarınızı zorlayın ve denemekten çekinmeyin. 

2. Yapay zekayı sadece teknolojik bir platform değil, şirketinizdeki tüm iş kollarının faydalanabileceği bir araç olarak görün.

3. Faydasını gördüğünüz bir yapay zeka uygulamasını ölçeklemekten çekinmeyin.

Yatırım dinamikleri değişiyor

Yapay zeka alanında yatırımlar da operasyonel verimlilikten stratejik değer yaratımına kayıyor. Risk sermayesi dünyası yapay zeka yatırımlarında daha seçici ve değer odaklı bir yaklaşım benimsiyor. 

Teknik yenilikten çok iş modeli sürdürülebilirliği, müşteri kazanım maliyeti ve yaşam boyu değer gibi metrikler ön plana çıkıyor. Risk sermayedarlarının radarında özellikle dikey YZ çözümleri, endüstriyel YZ platformları ve YZ altyapı çözümleri var.

Yatırım trendlerini şekillendiren faktörler arasında regülasyon ortamı, rekabet dinamikleri ve teknolojik olgunluk seviyesi de var. Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası’nın (AB AI Act) etkileri, büyük teknoloji şirketlerinin pazar dominasyonu ve üretken yapay  zekanın yaygınlaşması, yatırım stratejilerini doğrudan etkiliyor. 

Yapay zeka çağında başarının anatomisi

Yapay zeka dönüşümünde başarı, sadece teknoloji adaptasyonundan çok daha karmaşık bir denklemin sonucu olabilir. Deloitte’un araştırması, bunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor: Şirketlerin yalnızca yüzde 30’u yapay zeka projelerini tam üretime geçirebilmiş durumda. Bu rakam, dönüşüm yolculuğunun ne kadar zorlu olabileceğini gösteriyor.

Global bir bankanın başarı hikayesi, yapay zeka dönüşümünde üç kritik faktörün önemini vurguluyor: Aşamalı dönüşüm, sağlam bir veri stratejisi ve insan odaklı yaklaşım. Bu stratejiyle banka, müşteri memnuniyetinde yüzde 40 artış ve operasyonel maliyetlerde yüzde 25 düşüş gibi etkileyici sonuçlar elde etti. 

Sadece teknoloji odaklı bir yaklaşımın iş hedeflerini gölgelemesi, pilot projelerden üretime geçişte yaşanan zorluklar ve veri yönetimindeki eksiklikler, şirketlerin bu alandaki başarısızlığının temel nedenleri olarak öne çıkıyor. 

Başarılı bir yapay zeka dönüşümü için, net strateji, güçlü altyapı, etkin yetenek yönetimi, sağlam risk kontrolü ve ekosistem yaklaşımı kritik önem taşıyor. Bu beş boyutun dengeli bir şekilde yönetilmesi, organizasyonların dijital çağda sürdürülebilir başarı elde etmesinin anahtarı olacak.

Beş kritik sektörde devrimin ayak sesleri

Yapay zeka devrimi, farklı sektörlerde kendine özgü dinamiklerle ilerliyor. Özellikle finans, üretim, perakende, telekom ve enerji sektörlerinin öncü rolü, diğer sektörler için ilham verici bir yol haritası sunuyor. Tüm bu sektörel dönüşümlerin başarısı, karşılaşılan ortak zorlukların üstesinden gelmekle mümkün olacak. Veri güvenliği, yetkin insan kaynağı ve regülasyon belirsizlikleri gibi konular, sektörler arası işbirliğini zorunlu kılıyor.

Araştırmalar, başarılı dijital dönüşüm projelerinin yüzde 80’inde sektörler arası işbirliklerinin kritik rol oynadığını gösteriyor. Bu dönüşüm sürecinde başarılı olacak organizasyonlar, sadece kendi sektörlerindeki en iyi uygulamaları değil, diğer sektörlerdeki inovatif yaklaşımları da yakından takip eden ve adapte eden kurumlar olacak.

Finans 
Deloitte’un araştırması, sektörün yüzde 70’inin yapay zeka yatırımlarını agresif bir şekilde artırdığını gösteriyor. Özellikle gelişmiş chatbot sistemleri ve otomatik talep değerlendirme mekanizmaları, sektörün dijital dönüşüm vizyonunun somut örnekleri olarak öne çıkıyor. 2025’te finansal hizmetlerde yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş çözümler artık bir lüks değil, standart haline gelecek.

Üretim 
Yapay zeka devrimi, üretim alanında somut ve ölçülebilir sonuçlarıyla dikkat çekiyor. TrendHunter’ın verilerine göre, üreticilerin yüzde 89’u yapay zekayı operasyonel süreçlerine entegre etmiş durumda. Kestirimci bakım sistemlerinden (Predictive Maintenance, PdM) otonom robotlara uzanan geniş bir yelpazede, yapay zeka teknolojileri üretim verimliliğini ve kalitesini radikal biçimde dönüştürüyor.

Perakende
Yapay zeka müşteri deneyimini yeniden tanımlıyor. Accenture’ın araştırması, sektördeki şirketlerin yüzde 56’sının yapay zeka yatırımlarını artırdığını gösteriyor. Dinamik fiyatlandırma sistemleri ve kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri, sektörün dijital dönüşüm gündeminin merkezinde yer alıyor.

Telekom ve enerji 
Her iki sektör de yapay zekayı ağ optimizasyonundan müşteri deneyimine uzanan geniş bir yelpazede kullanırken enerji sektörü sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için bu teknolojiyi stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Özellikle akıllı şebeke yönetimi ve enerji optimizasyonu alanlarındaki uygulamalar, sektörün yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sağlıyor.

 

 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok