Arama

Gençler yarının değil bugünün aktörü olmak istiyor

Gençler, toplumsal değişimin öncüsü olma yolunda… Sadece geleceği değil, bugün de toplumu dönüştürme gücüne sahipler. Seslerini güçlü bir şekilde duyuruyor ve taleplerini kararlılıkla dile getiriyorlar.

05 Nisan 2025, 08:00

Gençler yarının değil bugünün aktörü olmak istiyor. Bir ülkede şaşırtıcı değişimler olduğu zaman hepimiz arkasında bir plan, tetikleyici unsur, bir orkestrasyon veya komplo teorisi ararız. Herkes, araştırmacı gazetecilerin değil de “Bakın, işin aslını ben size anlatayım” diye söze başlayanların söylediklerinin satır aralarına dikkat kesilir. Bu, ülkemizde sıkça görülen bir pratik olsa da en gelişmiş ülkelerde bile yaygındır.

19 Mart tarihinde başlayan süreç, gözaltı ve sonrasındaki tutuklamalar elbette bir planın parçası. Bu planın kime ait olduğu konusunda bir spekülasyon yapmak, bu yazıyı siyasi analiz haline getirir ki benim amacım o değil. Bu, hangi güçlü aktörün planı olursa olsun içinde toplum denklemi bulunan planlar o kadar hesaplandığı gibi gitmeyebiliyor. Zaten olan bitenlere biraz dışarıdan baktığınızda öyle dört başı mamur bir planlamanın parçasıymış gibi de gözükmüyor. Ortaya çıkan durumlar, bir odağın tamamen işine gelen sonuçlar ortaya çıkartmamış gibi.

Siz bu yazıyı okuduğunuzda belki işler çok değişmiş olabilir. Ancak benim bu yazıda anlatmak istediğim tam da bu: Toplumlara mühendislik yapamıyorsunuz. Siz hangi gücü planınız dahilinde devreye sokarsanız sokun; ister hukuk, polis, ekonomi, asker veya şiddet; neyi enstrüman olarak kullanırsanız kullanın, toplumun bir sonraki adımından emin olmak çok güç. Bu son olaylarda da beklenmeyen bir toplumsal küme, oyunu kuranlar için birçok denklemin sonucunu değiştirdi. Belirsizliğin içine doğmuş gençlik gözünü kararttı ve sindirilmiş olarak tarif edilen halkın toplumsal olaylarda lokomotifi oldu. Bu fikrime katılmayanlarınız olabilir ancak ben yine de bu önemli aktörü, yani gençliği bir araştırmanın bulgularına bakarak aktarmaya çalışacağım.

Konda Araştırma olarak Hisar Okulları için Mart 2024’te “İkinci Yüzyılın Eşiğinde Gençlik ve Toplumsal Değerler” Araştırması’nı 3 bin 147 kişi ile aracılı panel yöntemiyle görüşerek gerçekleştirmiştik. Araştırmada 15 - 29 yaş arasındaki gençleri ayrıca temsil ettiğimiz bir örneklem yöntemi kullandık ve toplum geneliyle karşılaştırma imkanı bulduk.

Eğitimde sorunlar ve hayaller

Gençlerin yüzde 70’i, eğitim sisteminden memnun olmadığını belirtiyor. “Biraz daha yaratıcılık, biraz daha çağdaş düşünce gerek” diyorlar. Haksız da sayılmazlar; zira sadece çoktan seçmeli sorularla geleceğimizi inşa etmek mümkün değil.

Metropolde büyüyen gençler, eğitimden duydukları memnuniyetsizliği daha yoğun dile getiriyor. Onlar için çağdaş eğitim, bir lüks değil, bir gereklilik. Şaka bir yana, geleceğimizi şekillendirecek olan bu gençler, kaliteli bir eğitim istemekte sonuna kadar haklı! Bu noktada, özellikle teknoloji ve dijital becerilerin öne çıktığı bir dünyada, gençlerin modern eğitim beklentisi çok doğal. Sadece kitaplarla değil uygulamalı ve hayatın içinden eğitim modelleriyle geleceğe yönelik bir perspektif arıyorlar. Bu hem onların hem de ülkemizin başarısı için vazgeçilmez.

Daha az dindarlık, daha fazla çeşitlilik

Gençler arasında dindarlık seviyeleri düşükken, sekülerleşme ise çıkışta. Kendini “dindar” olarak tanımlayan gençlerin oranı sadece yüzde 34. Türkiye genelinde ise bu oran yüzde 50. Şimdi, burada gençlerin “Tamamen dünyeviyiz” mesajı verdiğini düşünmek yanlış olur. Daha ziyade şöyle diyorlar: “Düşüncelerimizi sınırlamayın, hayatı çeşitli perspektiflerden deneyimlemek istiyoruz.” Çeşitliliğin bir zenginlik olduğuna inanan bu gençler, toplumsal kimliklerini sadece dinle sınırlamıyor. Bu, sadece bir uzaklaşma değil aynı zamanda farklılıklara çok daha fazla alan açan bir yaklaşım. Gençlerin dinamik ve kapsayıcı yapısı, aslında çok sesli bir toplumun temellerini atıyor. Bu bir tehlike değil tam aksine bir fırsat olarak görülmeli.

Daha fazla eşitlik, daha az geleneksellik!

Gençler arasında “eşitlikçilik” ve “insan hakları” öncelikli değerler olarak öne çıkıyor. Dürüst olalım; bu kadar hoşgörüsüz bir dünyada, gençlerin hoşgörü ve açık fikirliliğe önem vermesi hepimiz için umut verici bir tablo. Öte yandan “misafirperverlik” ve “gelenekselcilik” gibi değerlerin öneminin azalması, bazılarının canını sıkabilir. Ancak bu, gençlerin değerlerini kaybettikleri anlamına gelmiyor. Yeni bir düzenin şekillenmesini istiyorlar: Daha eşit, daha şeffaf bir düzen.

Bu değerlerin yanında, gençlerin “Atatürk”, “özgürlük” ve “bağımsızlık” gibi kavramlara verdiği önem de dikkat çekici. Cumhuriyet’in kurucu değerlerine olan bu bağlılık, geleceğin temel taşlarından biri olabilir. Gençler, tarihsel mirası sahiplenirken aynı zamanda onu yeni bir çağa uyarlamak istiyor.

Sosyal medya: Gençlerin yeni meydanı

Gençlerin yüzde 99’u sosyal medya kullanıyor. Haber takip etmekten fikirlerini ifade etmeye kadar, sosyal medya onların yeni meydanı haline gelmiş durumda. Özellikle X ve Twitch gibi platformların yoğun kullanılması, bu kuşağın güncel olaylara ve yaratıcılığa verdiği öneminin göstergesi. Ancak sosyal medya sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda gençlerin kendilerini ifade ettikleri bir alan. Onlar için sosyal medya, fikirlerini dile getirdikleri, sorunlara dikkat çektikleri ve toplumsal hareketleri oluşturdukları ve destek verdikleri bir platform. Bu nedenle sosyal medya özgürlüğü gençler için kritik bir konu.

Gelecek: Karamsarlık ve umut bir arada

Gençlerin yüzde 36’sı gelecekte daha iyi şartlara sahip olacaklarını düşünüyor; ancak yüzde 39’u bu konuda karamsar. Şehir efsanesine dönen yurt dışına gitme isteği de bu araştırmayla doğrulanıyor: Yüzde 56. Ama gördüğünüz gibi hepsi değil. Neticede herkes daha iyi şartlarda yaşamak istiyor.

Belki de şöyle söylemek gerekiyor: “Yurt dışında şansım olsa giderim ama buraları da seviyorum, sadece biraz daha iyileştirelim lütfen!” Bu gençler gözümüzü korkutmasın; yalnızca hak ettikleri koşulları talep ediyorlar. Özellikle ekonomik koşulların zorlaştığı bir ortamda gençlerin bu taleplerinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Ekonomik bağımsızlık, onlar için sadece bir tercih değil yaşamlarının merkezinde bir zorunluluk.

Yarının değil, bugünün aktörü olmak

Gençler, sadece geleceğin değil bugünün de şekillendiricileri. Eğitimden ekonomik istikrara, özgürlükten toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar hemen her alanda sesi çıkan ve taleplerini net bir şekilde ifade eden bir kuşakla karşı karşıyayız. Onlara kulak verelim; zira Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı, tam da bu taleplerle şekillenecek.

Unutmayalım ki gençlerin öfkesinde bir umut, karamsarlığında bir çıkış yolu yatıyor. Evlerindeki anne babalarının değerlerini değiştirdikleri gibi toplumun genelini de değiştiriyorlar. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok