Fransa hükümetinin çökeceği endişesi borçlanma maliyetlerini fırlattı
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un hükümetinin, yaklaşan bir borç krizi nedeniyle dokuz ay içinde ikinci kez çökebileceğine dair korkular, bu hafta finans piyasalarında alarm yarattı. Yatırımcılar Fransız borsasına darbe vurdu ve ülkenin devlet borçlanma maliyetlerini euro bölgesindeki en yüksek seviyelerden birine taşıdı. Endişeleri artıran etkenlerden biri, salı sabahı Fransa Maliye Bakanı Eric Lombard’ın yaptığı bir uyarıydı: Kriz kontrol altına alınamazsa, Fransa’nın Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) yardım alması gerekebileceğini söyledi. Fransız radyosuna verdiği röportajda, “IMF müdahalesi riskinin olmadığını size garanti edemem” dedi.
Ancak daha sonra sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, Fransa'nın “IMF, Avrupa Merkez Bankası ya da başka herhangi bir uluslararası kuruluşun müdahalesi tehdidi altında olmadığını” belirtti ve şu anda ülkenin borcunu “zorluk çekmeden” finanse ettiğini ekledi.
Avrupa’daki en yüksek seviyelerden biri
Avrupa'nın temel ekonomilerinden biri olan Fransa, hızla en zayıf halkalardan biri haline geliyor. Ukrayna için Avrupa anlaşmasını teşvik etmek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın yanında oturması ya da Filistin devletini tanıdığını açıklaması gibi hamlelerle Macron, küresel bir devlet adamı gibi davranırken ülke içindeki mali durum adeta çökmüş durumda.
Kargaşa, Macron’un Başbakanı François Bayrou’nun, pazartesi günü sürpriz bir şekilde 8 Eylül’de yapılacak bir güven oylaması çağrısı yapmasının ardından arttı. Bayrou bu çağrıyı, sorunun “ciddiyetini” vurgulamak için yaptı. Fransa’nın borcu ve bütçe açığı, neredeyse hiç kontrol edilmeden, Avrupa’daki en yüksek seviyelerden birine ulaştı.
Salı günü, Fransız muhalefet partileri hükümeti devirmekle ilgili tehditlerini ikiye katladı ve Bayrou’nun bütçeyi hemen 44 milyar euro kısma planına karşı oy vereceklerini duyurdu. Bütçe kapsamında iki ulusal tatilin kaldırılması da yer alıyor ve bu da ülkede büyük öfke yarattı. ING Bank yayımladığı bir notta, Fransa’daki mevcut hükümetin düşmesinin son derece olası olduğunu ve bunun ülke ekonomisine ciddi zarar vereceğini belirtti. Ekonomi zaten zayıf; bu yıl büyüme yalnızca yüzde 0,8 olarak öngörülüyor. Bankanın Fransa kıdemli ekonomisti Charlotte de Montpellier, “Siyasi kriz yeni bir belirsizlik katmanı ekliyor” dedi. “Kısacası, Fransa’daki siyasi istikrarsızlık ekonomik bir yük haline geliyor” diye ekledi.
Boykot çağrıları
Kesintilere karşı olan işçi sendikaları salı günü bir araya gelerek nasıl bir yol izleyeceklerini tartıştı. Bu sırada sosyal medyada 10 Eylül’de “Fransa’yı kapatma” çağrıları yaygınlaştı; bu çağrılar işe, okula ve alışverişe gitmeme şeklinde bir boykot öneriyor. Bayrou, salı günü Fransa’nın en büyük işçi örgütü CFDT’ye yaptığı konuşmada milletvekillerine “kaos ile sorumluluk arasında seçim yapmak için 13 günleri olduğunu” söyledi.
Goldman Sachs yayımladığı bir notta, bu durumun “Fransa’nın ama aynı zamanda mali durumu kırılgan olan başka birçok Avrupa ülkesinin de ne kadar savunmasız olduğunu yatırımcılara hatırlattığını” belirtti. Kripto para bahis platformu Polymarket, Bayrou’nun eylül sonundan önce görevden alınma olasılığına yüzde 83 şans veriyor.
Siyasi belirsizlik nedeniyle Fransa’nın devlet tahvillerine ilişkin görünüm karanlıklaşınca Fransız banka hisseleri sert düştü. BNP Paribas ve Société Générale gibi en büyük Fransız bankaları ile küresel sigorta devi AXA’nın hisseleri, kredi derecelendirme kuruluşlarının Fransa’nın notunu düşürebileceği endişesiyle yüzde 5’ten fazla geriledi.
Maliye Bakanı Lombard, acil önlem alınmazsa, Fransa’nın devlet borcunu finanse etmek için yatırımcılara ödeyeceği faiz oranının iki hafta içinde, sorunlu mali yapısıyla bilinen bir diğer büyük Avrupa ülkesi olan İtalya’nınkini aşacağını söyledi. “Eğer bu olursa, Avrupa Birliği’nde gerçekten en dibe vurmuş oluruz” dedi. Ülkenin aşırı borç ve bütçe açığı, büyük ölçüde Macron’un pandemi kapanmaları ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Avrupa’da patlak veren enerji krizinden ekonomiyi korumak için yaptığı sınırsız hükümet harcamalarının sonucu.
Üçüncü siyasi sarsıntı olacak
2024 yılında bütçe açığı 168,6 milyar euro, yani gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 5,8’ine ulaştı; bu oranla Fransa, mali açıdan Yunanistan, İspanya ve İtalya’dan bile kötü durumda. Bu yılın ilk çeyreğinde borç, 3,3 trilyon euro'ya, yani GSYİH’nin yüzde 114’ünden fazlasına fırladı. Bayrou, önlem alınmazsa 2029 yılına kadar devletin en büyük harcamasının borç faizi olacağını ve bunun yılda 100 milyar euro'ya yükseleceğini söyledi.
Yatırımcılar tedirgin; çünkü Bayrou’nun görevden alınması, Fransa’da Macron’un geçen yaz Olimpiyat Oyunları öncesinde Parlamentoyu feshetmesinden bu yana yaşanacak üçüncü büyük siyasi sarsıntı olacak. Macron bu adımı, Marine Le Pen’in aşırı sağcı Ulusal Birlik partisinin daha fazla siyasi güç kazanmasını önlemek için atmıştı.
Ancak bu hamle geri tepti ve ülke bölünmüş bir Parlamentoyla baş başa kaldı. Yeni başbakan Michel Barnier, Fransa’nın maliyesini düzeltme girişiminde başarısız olup aralık ayında görevinden düştü. Bayrou hemen ardından yemin etti ve bütçe açığını azaltmayı hükümetinin merkez planı haline getirdi.