Yapı Merkezi Holding, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi'ne katılarak stratejik bir adım attı. Şirket, uzun süredir uyguladığı çevre, sosyal ve yönetişim (ESG) odaklı yaklaşımını uluslararası bir platformda daha görünür hale getirdi. Holding, 1965'ten bu yana yürüttüğü projeleri yalnızca fiziksel yapılar olarak görmüyor. Bu projeler, uzun vadeli değer üreten eserler olarak konumlandırılıyor.
Projelerde çevresel uyum öne çıkıyor
Günümüzde küresel projeler sadece teknik özellikleriyle değil, çevresel ve sosyal etkileriyle de değerlendiriliyor. Yapı Merkezi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Başar Arıoğlu, mühendislik ve inşaat sektöründe rekabetin değiştiğine dikkat çekti.
Arıoğlu, "Bugün mühendislik ve inşaat sektöründe rekabet yalnızca hız, maliyet ve teknik kalite üzerinden tanımlanmıyor. Geliştirilen projelerin ESG kriterleriyle uyumu, risk profili ve paydaşlara sunduğu güven belirleyici hale geliyor. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı bu dönemde, taksonomi uyumlu projeler geliştiren şirketlerin sürdürülebilir altyapı ve üretim kapasitesini daha görünür kılacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.
Afrika'da milyar dolarlık dev projeler
Holdingin sürdürülebilirlik stratejisi, uluslararası arenada özellikle Doğu Afrika yatırımlarında somut karşılık buluyor. Yapı Merkezi, Nairobi'de düzenlenen The Africa We Build Summit 2026 zirvesine davet edilen tek müteahhitlik firması oldu. Bölgedeki ulaşım altyapısı projelerinde artık iklim uyumu ve operasyonel verimlilik aranıyor.
Tanzanya Standard Gauge Railway projesinin üçüncü ve dördüncü etapları için 2,2 milyar dolarlık finansman paketi imzalandı. Kenya'da ise demiryolu hattının elektrifikasyonuna yönelik üst düzey görüşmeler başladı. Uganda'daki Malaba-Kampala koridorunda iki hafta süren çevresel ve sosyal durum tespiti misyonu tamamlandı. Bu saha çalışmasına kredi kuruluşları ve Dünya Bankası da katıldı.
Avrasya Tüneli uluslararası sertifika aldı
Şirketin entegre altyapı vizyonu, geçmişte tamamlanan projelerde de etkisini sürdürüyor. İki kıtayı deniz altından bağlayan Avrasya Tüneli, yenilikçi finansman modeliyle uluslararası literatüre girdi. Bu proje aynı zamanda Blue Dot Network sertifikası alan ilk projelerden biri olarak kayıtlara geçti.
Holding, UN Global Compact katılımı ile sürdürülebilirlik yaklaşımını şeffaflık temelinde ele alan küresel bir platformun parçası haline geldi.