;
Arama

Tekne ve yat dünyası 21 Şubat’ta İstanbul’da buluşuyor

Sektör temsilcileri, küresel pazardaki daralma ve iç piyasadaki maliyet artışlarına rağmen 21 Şubat’ta kapılarını açacak Bosphorus Boat Show’da moral bulmayı hedefliyor. Orta sınıfın pazardan çekildiği, marina kiralarının metrekaresinin 450 euro seviyelerine ulaştığı bir dönemde düzenlenen fuar, yerli üreticiyi yabancı alıcıyla buluşturarak ihracat potansiyelini artırmayı amaçlıyor.

12 Şubat 2026, 13:07

Türk denizcilik sektörü, 2025 yılını ihracat rekorlarıyla kapatmasına rağmen 2026 yılı için öngörülen yüzde 10’luk daralma beklentisi ve artan maliyetlerin gölgesinde dünyanın en büyük ikinci kara fuarı için gün sayıyor. Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) tarafından organize edilen ve ED Fuarcılık desteğiyle hayata geçirilen Can-Am Bosphorus Boat Show, 21–28 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) düzenlenecek. Toplam 6 holde, 27 bin metrekarelik alanda kurulacak fuarda 500’ün üzerinde marka, 500’den fazla tekne ve 200’ü aşkın katılımcı yer alacak. Sektör temsilcileri, fuarı yalnızca bir vitrin olarak değil, iç pazarda kan kaybeden yerli üretici için uluslararası pazarlara açılan bir kapı olarak görüyor.

Kara fuarına sığmayan devler denize inecek

Fuarın bu yılki en dikkat çekici özelliği, kara ve deniz entegrasyonunu sağlayan hibrit yapısı oldu. İFM’deki kapalı alanlara sığmayan, kapılardan geçemeyen veya karadan transferi riskli olan 30 metre üzerindeki tekneler, eş zamanlı olarak Ataköy Marina’da sergilenecek. Fuar yönetimi, ziyaretçilerin kara fuarını gezdikten sonra büyük tekneleri deniz üstünde görme imkânına sahip olacağı entegre bir sistem kurdu. Ayrıca fuar kapsamında bu yıl ilk kez bir helikopter sergilenecek ve hem karada hem denizde gidebilen amfibik özellikli tekne ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.

İhracat 2 milyar doları aştı, 2026’da temkinli bekleyiş hâkim

Fuar öncesi sektörün ekonomik görünümünü değerlendiren YATED Başkanı Murat Bekiroğlu, Gemi ve Yat Hizmetleri İhracatı kaleminde 2025 yılını 2 milyar doların üzerinde kapattıklarını açıkladı. Türkiye’nin sadece yeni inşada değil, bakım-onarım ve yenileme (refit) hizmetlerinde de bir merkez haline geldiğini belirten Bekiroğlu, refit hizmetlerinin de yaklaşık 2 milyar dolarlık ek bir hacim yarattığını vurguladı. Ancak 2026 yılı için beklentiler daha temkinli. Bekiroğlu, küresel ekonomik konjonktür ve pazar daralması nedeniyle sektör genelinde yüzde 10 civarında bir düşüş beklendiğini ve planlamaların bu öngörüye göre yapıldığını ifade etti.

"Orta direk" pazardan çekildi, satış adetleri düştü

Sektörün iç pazardaki en çarpıcı değişimi ise müşteri profilinde yaşandı. Toplantıda paylaşılan bilgilere göre, geçmiş yıllarda "orta direk" olarak tabir edilen, banka müdürü veya esnaf gibi meslek gruplarından tüketiciler tekne sahibi olabilirken, artan maliyetler ve vergiler bu kesimi sistemin dışına itti. Eskiden yılda 70-80 adet tekne satan firmaların satışlarının günümüzde 30'lu adetlere kadar gerilediği belirtildi.

Özellikle 50 bin euro ile 150 bin euro arasındaki teknelerin finansmana erişim zorluğu ve leasing imkânlarının daralması nedeniyle satışının zorlaştığına dikkat çekildi. 100 bin euro değerindeki bir teknenin maliyetinin vergilerle 130 bin euroyu bulması ve marina giderlerinin eklenmesiyle yerli tüketicinin alım kararını ertelediği vurgulandı.

Marina kiralarında yüzde 800’lük artış krizi büyütüyor

Sektörün en hararetli gündem maddesi ise marina bağlama fiyatlarındaki fahiş artışlar oldu. Sektör temsilcileri, 5-6 yıl önce metrekaresi 50-60 euro olan marina bağlama ücretlerinin, günümüzde 450 euro seviyelerine çıktığını belirtti. Arz-talep dengesizliğinden kaynaklanan bu artışın, tekne sahiplerini zor durumda bıraktığı ifade edildi.

İstanbul’daki marinalarda ciddi bir kapasite sorunu yaşandığını belirten yetkililer, 40 feet (yaklaşık 12 metre) bir yelkenli tekne için yıllık bağlama fiyatlarının 650 bin TL’den başlayıp 1.8 milyon TL’ye kadar çıktığını kaydetti. Fiyatların yüksekliği nedeniyle Türk tekne sahiplerinin rotayı Yunanistan marinalarına çevirme riski tartışılsa da, Türk marinalarının teknik altyapı, güvenlik ve hizmet kalitesi bakımından Yunanistan’dan çok daha üstün olduğu, sadece fiyat odaklı bakılmaması gerektiği savunuldu.

Yatırım maliyeti 100 milyon doları aşıyor

Marina fiyatlarındaki artışın arkasında yatan yatırım maliyetlerine de dikkat çekildi. Orta ölçekli bir marina yatırımının maliyetinin 100 milyon doların üzerinde olduğu, sadece mendirek yapımının metre maliyetinin 20 bin doları aştığı bilgisi paylaşıldı. Dip tarama, oşinografi raporları ve ÇED süreçlerinin maliyetleri artırdığı belirtilirken, marinaların sadece tekne bağlama yeri olmadığı, ülke ekonomisine katma değer sağlayan turizm tesisleri olduğu vurgulandı.

Yerli üreticiye "can suyu" desteği

İç pazardaki daralmaya karşı yerli üreticiyi korumak isteyen YATED, fuarda özel bir destek paketi açıkladı. Yerli üreticiler için 5 bin metrekarelik özel bir alan sübvanse edilerek tahsis edildi. Yaklaşık 40-45 yerli firmanın yer alacağı bu alanda, üreticilerin yabancı alıcılarla buluşturulması hedefleniyor. Dernek, enflasyonist ortamda katılımcıları korumak adına fuar katılım fiyatlarında sadece yüzde 12’lik bir artışa gitti ve peşin ödemelerde ekstra yüzde 10 indirim uygulayarak geçen yılki fiyatlarla katılım imkânı sağladı.

Avrupa’nın devleri rotayı İstanbul’a çevirdi

Küresel fuarcılıkta yaşanan kan kaybı, İstanbul için yeni bir fırsat doğurdu. Dünyanın en büyük kapalı tekne fuarı olan Düsseldorf Boat Show’da bu yıl ziyaretçi sayısının yüzde 38 düştüğü, Türk ziyaretçi sayısında ise yüzde 20’ye yakın azalma olduğu belirtildi. Almanya'daki maliyetlerin yüksekliği ve lojistik zorluklar nedeniyle birçok firmanın katılım sağlayamadığı bir dönemde, İstanbul’daki fuarın Avrupa pazarındaki boşluğu doldurması bekleniyor.

Bu kapsamda uluslararası lobi faaliyetlerine de hız verildi. Avrupa Tekne Endüstrisi Birliği’nin (EBI) Genel Kurulu, 8-9 Haziran tarihlerinde İstanbul’da yapılacak. 24 farklı ülkeden 34 temsilcinin katılacağı bu zirve, Türk yatçılığının Avrupa’daki algısını güçlendirmek ve "Made in Türkiye" markasını yukarı taşımak için kritik bir dönemeç olarak görülüyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok