USS Nimitz uçak gemisinin bölgeye gelişi ABD'ye operasyon planlama imkanı sunuyor ancak önlerinde hala zorlu engeller bulunuyor.
USS Nimitz uçak gemisinin bu hafta Karayipler'e varışı, Pentagon'un Havana'daki komünist rejimi askeri harekatla tehdit etmeye yönelik son hamlesi oldu. ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta konuya ilişkin, "Diğer başkanlar 50, 60 yıldır buna baktı. Ve bunu yapan kişi ben olacakmışım gibi görünüyor." dedi.
Washington ve Havana arasında siyasi mahkumların serbest bırakılması ile Küba ekonomisinin dışa açılmasına yönelik müzakereler çıkmaza girdi. Bu durum üzerine ABD, olası bir müdahale için askeri ve siyasi zemin hazırlamaya başladı.
Analistler yakın zamanda askeri bir eylemin pek olası olmadığını ve birçok risk barındırdığını düşünüyor. Ancak Washington'ın güç gösterisi yapma arayışı sürerken, Trump'ın Küba'ya yönelik bir saldırı emri verme ihtimali giderek yükseliyor.
Küba çevresindeki ABD gözetleme uçuşlarında ciddi bir artış yaşanıyor. Analistler, genellikle askeri operasyonlardan önce gelen bu istihbarat toplama adımının, Washington tarafından Havana üzerinde baskı kurma girişimi olarak da kullanılabileceğini belirtiyor.
Siyasi figürleri yakalama seçeneği
Trump'ın bir saldırı başlatması durumunda seçeneklerden biri, Küba'nın ana siyasi figürlerinden birini yakalayarak ABD'nin Venezuela'ya yönelik müdahalesini tekrarlamak olacak.
Amerikan yönetimi, geçen hafta Küba'nın eski başkanı Raúl Castro hakkında 1996 yılında iki sivil uçağın düşürülmesiyle ilgili cinayet suçlamalarından iddianame hazırlayarak bu hamlenin hukuki gerekçesini oluşturdu. ABD, ocak ayında da Karakas'a düzenlenen baskının yasal bahnesi olarak Venezuela lideri Nicolás Maduro hakkındaki iddianameyi kullanmıştı.
Bu seçenek Trump için pek çok açıdan cazip görünüyor. Uzun vadeli bir askeri taahhüt gerektirmiyor ve başarılı olması halinde ABD özel kuvvetlerinin yeteneklerini sergileme fırsatı sunuyor. Trump, Maduro baskınının ardından, "Bir televizyon şovunu izlemek gibiydi." ifadesini kullandı.
Ancak askeri açıdan bakıldığında ortada çok büyük engeller bulunuyor. Bunların ilki, sürpriz unsurunun tamamen ortadan kalkmış olmasıdır. ABD'nin siyasi bir lideri ele geçirme fikri ocak ayında tamamen cüretkar görünüyordu ancak artık durum böyle değil.
Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın Küba odaklı eski yetkilisi Chris Simmons, "Raúl Castro'nun şu anda düzenli olarak yer değiştirmediğini düşünmek için deli olmak gerekir." değerlendirmesini yaptı. Başka bir eski istihbarat yetkilisi de Castro'nun ABD tarafından yakalanmadan önce kendisini öldürmesini beklediğini dile getirdi.
Küba ordusuna yönelik operasyon
ABD için ikinci seçenek, savaşma kapasitesini yok ederek rejim değişikliğini zorlamak amacıyla Küba ordusuna doğrudan bir saldırı başlatmaktır.
Askeri uzmanlar, ABD hava gücü ve füzelerinin, Küba kuvvetlerini kolayca alt edebileceğini söylüyor. Küba ordusu, adanın soğuk savaşın ön cephesinde yer aldığı ve Suriye'den Angola'ya asker gönderdiği 1970'lerdeki gücünün çok uzağında bulunuyor.
Barack Obama yönetiminin eski üst düzey savunma yetkilisi Frank Mora, "Küba ordusu en iyi ihtimalle eski halinin bir gölgesi ve Amerika Birleşik Devletleri tam güçle gitmeye karar verirse büyük bir caydırıcılığı yok." şeklinde konuştu.
Uzmanlar, Küba ordusunun karşı karşıya olduğu zorluklar arasında ciddi yedek parça sıkıntısı, pilotların eğitim eksikliği ve füze ya da uçaklara karşı sınırlı savunma kapasitesi olduğunu belirtiyor. Pentagon ise konuyla ilgili yorum talebine yanıt vermedi.
ABD, Küba'ya karşı başarılı bir askeri eylem gerçekleştirse bile, sonrasında ne olacağına dair siyasi soruya kolay bir cevap bulamıyor. Venezuela'da Maduro'yu yakalama baskını, Washington ile çalışmaktan memnun olan Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez'in yönetimi devralmasını kolaylaştırmıştı. Uzmanlar, Küba sisteminin net hiziplerden ve kişisel rekabetlerden yoksun olduğu için çok farklı olduğunu savunuyor.
Washington'daki Inter-American Dialogue kuruluşundan Michael Shifter, "Delcy'nin Küba versiyonu yok. Devrimci inanç sistemi zayıflamış olabilir ancak çok daha yerleşik bir güç yapısı var." dedi. Eski bir üst düzey ABD yetkilisi ise, "Venezuela'dan çok daha uyumlu bir rejim. Bir şey benzeyecekse, Venezuela'dan ziyade İran'a benziyor." değerlendirmesinde bulundu.
Küba'da, Venezuela muhalefetinin Nobel Ödüllü lideri María Corina Machado gibi ülkenin çoğunluğu adına konuşabilecek ve yeni bir hükümet kurmaya başlayabilecek bir isim de bulunmuyor. Yetmiş yıllık otoriter tek parti yönetimi, olası tüm muhalefeti tamamen boğmuş durumda.
Rejimin çökmesi halinde ABD, Küba ekonomisini onarmak ve siyasetini yeniden inşa etmek için uzun vadeli bir müdahalede bulunmak zorunda kalabilir. Bu durum, Trump'ın kaçınmaya yemin ettiği türden bir ulus inşa etme projesine dönüşebilir. Shifter konuya dair, "Eğer rejimden kurtulurlarsa, tamamen bir boşlukla karşı karşıya kalırsınız." ifadesini kullandı.
Askeri bir müdahalenin yokluğunda Trump'ın ana seçeneği, ekonomik ve siyasi açılımlar konusunda müzakerelere zorlamak için Küba'yı sıkıştırmaya devam etmek olacak. Yönetim, ocak ayından bu yana adaya yönelik petrol ithalatına yarı abluka uyguluyor. Bu durum, ülkenin çöken ekonomisi ile sağlık hizmetleri dahil temel hizmetleri üzerinde yeni baskılar yaratıyor.
Bazı uzmanlar, bu yaz Küba'da sıcaklık ve nem yükseldikçe ve yaşam koşulları zorlaştıkça protestoların patlak verebileceğini düşünüyor. Rejime karşı son büyük protestolar Temmuz 2021'de gerçekleşmişti.
Beyaz Saray için risk, bu stratejinin Küba'da daha geniş bir insani krize yol açmasıdır. Bu durum, ABD'ye göç etmeye çalışan yeni bir insan dalgasını tetikleyebilir. Bu, Trump yönetiminin kasım ayındaki ara seçimler öncesinde görmek isteyeceği bir senaryo değil.
Birkaç eski ABD savunma ve istihbarat yetkilisi, askeri yığınağın bir saldırı hazırlığından ziyade Havana'yı müzakerelerde taviz vermeye zorlama girişimi olarak okunmasının daha doğru olduğunu söyledi. Eski bir ABD istihbarat yetkilisi olan Renee Novakoff, "Yönetim Küba'ya içeri gireceğimize inandırmaya çalışıyor. ABD baskı yapmaya devam ediyor." dedi.