Küresel ekonomi ve piyasalar için kırmızı uyarı ışıkları yanmaya başladı. Orta Doğu’daki savaş ve enerji şoku, yapay zeka balonu ve teknoloji harcamaları, aşırı yüksek kamu borçları ve yüksek faiz baskısı finansal piyasalar için başlıca tehlikeler olarak sıralanıyor. Oysa yaz aylarında dünya finans merkezlerinde fazlasıyla iyimser bir hava vardı. Yapay zeka rüzgârıyla borsalar tüm zamanların zirvesine ulaşmıştı. Yatırımcılar, trilyonlarca dolarlık yatırım dalgasının İran savaşının yarattığı olumsuzlukları telafi edeceğine inanıyordu.
Ancak şimdi, Orta Doğu’daki savaşın biteceğine dair belirti olmadığı gibi, enerji arzına ilişkin yeni darboğazlar baş gösterdi, petrol fiyatları ise üç basamaklı rakamlarda işlem görüyor. Yapay zeka yarışında yavaşlama çağrılarının yanında, devlet tahvili piyasalarında barut fıçısını andıran koşullar alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. ABD’nin borçlanma maliyeti 2007’den beri en yüksek noktasına çıkarken, 40 trilyon doları aşan kamu borcu ve enflasyon kaygı yaratıyor. Tahvil piyasasındaki aşırı satış baskısı sıranın hisse senetlerine geldiği sorusunu gündeme getiriyor.
İran savaşının yarattığı enflasyonist baskının sonucunda ABD Merkez Bankası (Fed) politika faizini 2023’ten sonra ilk kez artırırken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve faizi 31 yılın en yükseğine çıkaran Japonya Merkez Bankası da (BoJ) para politikasını sıkılaştırdılar. Yükselen faizin hayat pahalılığı kriziyle boğuşan hanehalklarını ve işletmeleri olumsuz etkilemesi ve artacak olan iş kayıpları da başka zorluklar olacak.
Yapay zeka cephesine bakacak olursak; finansal piyasalar tamamen yapay zeka patlamasının egemenliğinde… Ancak, şirketlerin açıkladığı muazzam harcama planlarını aşırı borçlanma yoluyla gerçekleştirmeleri endişe konusu oluyor. Aşırı ilerleme karşısında sektör ileri gelenlerinin “yavaşlama çağrısı” yaptığı bir dönemde, aşırı yükselişin ardından balonun söndüğü 2000’deki dotcom krizi akıllara geliyor.
Citibank ise, yılsonu yaklaşırken piyasalar için olumsuzluk sinyali veren beş gelişmeye dikkat çekti. Bankanın stratejistleri; enerji piyasaları, merkez bankası politikaları ve jeopolitik konularındaki endişelerin arttığını vurgulayarak, “Endişeler artmaya devam ediyor; üstelik bunların haklı gerekçeleri de var” dedi.
Citi’nin belirlediği beş risk şunlar: Yapısal olarak şahin (sıkı para politikasını savunan) bir FED, yatırımcıların yükselen tahvil getirileri nedeniyle borsalarda düşüş beklentisiyle satıcı pozisyonuna geçmesi, Japonya’da “carry trade” pozisyonlarının çözülmesi, 1970’ler tarzı bir petrol şoku ve Avrupa’da doğal gaz arzında kesinti.
Oxford Economics’in “2027 Ekonomik Görünüm” analizinde yapay zeka yatırımlarının sürdürülebilirliği sorgulanırken, şirketlerin veri merkezleri ve altyapı için milyarlarca dolar harcamasına rağmen, yapay zeka modellerinin satış gelirlerinin bu devasa harcamaları kısa vadede karşılayamadığına dikkat çekiliyor. Kuruluş, “Petrol piyasasındaki gerilimin veya yapay zeka patlamasının düzensiz bir şekilde sona ermesinin ekonomik döngüyü bitirebileceğine dair riskler artıyor” ifadesini kullanıyor.
JP Morgan’ın ise, önümüzdeki döneme ilişkin öngördüğü riskler şöyle:
- İklim olayları ve gübre tedarikindeki sıkıntılar nedeniyle bir sonraki enflasyon dalgasının gıdadan geleceği endişesi küresel tahvil piyasalarını baskılıyor.
- Jeopolitik kırılma ve ticaret blokları tedarik zincirlerinin bölünmesine neden olurken, bu “parçalanma” maliyetleri artırıyor.
- ABD faizlerinin yüksek kalmaya devam etmesi, gelişmekte olan piyasalardan yabancı yatırımcı çıkışını tetikleyebilir.
- Şirketler altyapıya gereğinden fazla sermaye harcaması yapıyor ve bu harcamalar bilançolarda verimlilik göstergelerini bozabilir.