;
Arama

Bakan Şimşek: Türkiye'nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel savaşların yarattığı şoklara karşı Türkiye'nin makroekonomik temellerinin sağlam olduğunu ve sürecin yönetilebilir durumda olduğunu bildirdi. Bakan Şimşek, "Türkiye'nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz." dedi.

10 Nisan 2026, 14:41

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sakarya'nın Sapanca ilçesinde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nin açılış programında konuştu. Savaşların diğer şoklara oranla çok daha kalıcı ve büyük sonuçlar doğurduğunu belirten Şimşek, "Türkiye'nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz. Bunu da geçen sene ispatladık, bu sene de ispatlayacağız." dedi. Savaşın büyük bir şok yarattığını söyleyen Şimşek, bugün yaşanan çatışmaların enerji piyasalarına etkisinin geçmişe oranla gerçekten büyük olduğunu vurguladı. Şimşek, "Çünkü Hürmüz Boğazı kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol açısından değil, gübre ve doğal gaz açısından da öyle. Dolayısıyla, bu şokun büyüklüğünün farkındayız." diye konuştu.

Geçmişteki benzer savaşlarla karşılaştırıldığında petrol fiyatlarındaki artışın oldukça yüksek olduğunu işaret eden Bakan Şimşek, "Kırılgan bir ateşkes var. Umarım bu ateşkes devam eder. Piyasalar şu an itibarıyla bu kırılganlığı bir miktar yansıtıyor. Ateşkes sürse dahi maalesef küresel ekonomi açısından da Türkiye açısından da bir miktar tahribat söz konusu." değerlendirmesini yaptı. İran savaşın getirdiği yıkımın ve rehabilitasyonunun zaman alacağını dile getiren Şimşek, "Bugünkü ateşkes devam etse dahi bunun etkileri hissedilecek. Jeopolitik olarak da ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek. Büyük kırılmaların olduğu bir dönemdeyiz. Ticaret savaşları ve getirdiği parçalanmalar, demografik dönüşüm, iklim krizi, yapay zeka ve otomasyonun dönüştürücü ve yıkıcı etkileri… Aslında birçok boyutla zorlu bir dönemden geçiliyor." ifadelerini kullandı.

Makroekonomik temeller güçlendirildi

İtalyan düşünür Antonio Gramsci'nin "Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğum sancıları çekiyor, şimdi canavarlar zamanı." sözünü hatırlatan Şimşek, savaşların canavarlar dönemini yansıttığını kaydetti. Savaşların diğer şoklara oranla kalıcı sonuçları olduğunu aktaran Şimşek, "Savaşlar diğer şoklara oranla çok daha kalıcı ve büyük sonuçlar doğuruyor. Türkiye'nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz. Bunu da geçen sene ispatladık, bu sene de ispatlayacağız. Hatırlarsanız 2025'te önemli şoklarla karşı karşıya kaldık. Ticaret savaşlarının piyasalarda yarattığı hareketlilik ve volatilite. Akabinde '12 Gün Savaşı'. İçeride kuraklık ve zirai don. Bütün bunlar geçen sene önemli gündem maddeleriydi. Ama biz tüm bu şokları programda çok önemli kayıplar yaşamadan atlattık. Tabiri caizse program kendisini kanıtladı, rüştünü ispat etti. 2023 ortasından bu yana uyguladığımız program aslında Türkiye'nin makroekonomik temellerini sağlamlaştırdı, dayanıklılığını artırdı ve bizi şoklarla baş edebilecek duruma getirdi. Peki bu seneki, şu anda içinden geçtiğimiz sıkıntılı dönemi en az zararla atlatabilecek miyiz? Esas sorun bu. The Economist dergisinin bir grafiğini gördüm. Burada ülkeleri iki ayrı kategoride sınıflandırıyor. Kimler dayanıklı, kimler şoklara daha çok açık, daha çok maruz kalabilir. Burada Türkiye, güçlü tamponlara, düşük makroekonomik dengesizliklere ve sağlam temellere sahip bir ekonomi olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Orta Doğu'daki çatışmaların özellikle enerji ve doğal gaz kanalı üzerinden Türkiye'ye yansıması, sınırlı bağlantısallık nedeniyle görece daha düşük kalıyor. Bu çerçevede, The Economist'in değerlendirmesine göre Türkiye, mevcut jeopolitik şoklara karşı daha yüksek bir dayanıklılık sergileyebilecek ülkeler arasında yer alıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Enerjide bağımlılık düşük seviyede

Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'nı kullanan tedarikçilere enerji bağımlılığının yok denecek kadar az olduğunu aktaran Şimşek, doğal gazda İran'dan bir miktar ithalat yapıldığını ancak boru hatları kullanıldığı için sürecin etkilenmediğini dile getirdi. Petrolde bağımlılığın hemen hemen hiç olmadığına işaret eden Şimşek, "Bu, önemli. Çünkü ateşkes devam etmezse, bu savaş uzarsa birçok ülkede enerji arz güvenliği sorunu yaşanacağı için, bu sadece doğal gaz ve petrol değil bütün türevlerini de etkiliyor. Türkiye'nin orada bir avantajı olur. Çünkü Türkiye dediğim gibi çok daha az oranda o bölgeye bağımlı." dedi.

Maliye politikası manevra alanı tanıyor

Ekonominin dayanıklılığındaki en önemli kaynağın maliye politikasının sağlam yapısı olduğuna dikkati çeken Şimşek, "2023'te büyük bir deprem yaşadık, EYT gibi diğer birtakım konular da vardı. Ona rağmen biz bütçe açığını milli gelire oran olarak yüzde 3'ün altına düşürdük. Bizim bütçe açığımız ve borcun milli gelire oranı düşük. Bu da bize politikada manevra alanı tanıyor, şoklara daha güçlü tepki vermemizi sağlıyor. Hem kamu borcunun milli gelire oranı düşük hem de açığımız nispeten düşük. Geçen sene gelişmekte olan ülkelerde bütçe açığının milli gelire oranı ortalama yüzde 6,3'tü, yani Türkiye'nin iki katından fazlaydı. Yine bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kur, faiz ve büyümede eş zamanlı yaşanabilecek şoklara karşı kamu borcunun milli gelire oranının hassasiyeti, geçmiş dönemlere kıyasla belirgin şekilde azalmıştır." ifadelerini kullandı.

Rezerv yeterliliğinde rahat konumdayız

Dış açığın kritik bir kırılganlık alanı olmaya devam ettiğini ve petrol fiyatlarındaki artışın cari açığa doğrudan yansıyacağını vurgulayan Şimşek, bölgeye yakın ülkeler açısından temel riskin cari dengedeki bozulma olduğunu belirtti. Şimşek, "Açık bir miktar artacak. Ama bizim açıktaki artışa rağmen brüt dış finansman ihtiyacımız geçmişin altında olacak. Bu elbette bir kırılganlık, ancak bunu yönetilebilir görüyoruz." diye konuştu. 

Türkiye'nin toplam borçluluğunun geçmiş şoklara oranla düşük olduğunu ve bu sayede sürecin en az zararla atlatılacağını anlatan Şimşek, şokun başında uluslararası rezervler alanında önemli bir tampon inşa ettiklerini aktardı. Şimşek, "Bu savaşla birlikte risk iştahında bir düşüş gerçekleşti, Türkiye'den bir miktar sermaye çıkışı oldu. Ateşkesle birlikte şimdi geri geliyor. Vatandaşlarımızın döviz talebi, programımıza olan güven sayesinde oldukça sınırlı kaldı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, rezerv yeterliliği anlamında da biz oldukça rahat bir noktadayız." değerlendirmesini yaptı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok